‘Devletime sesleniyorum’ başlığı ile son zamanlarda artan dolandırıcılıklarla ilgili açıklamada bulunan Büyükçekmece Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği Başkanı Sevgi Emanet, hükümetin kamu spotlarıyla dolandırıcılığın önüne geçmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de hemen her gün farklı bir dolandırıcılık olaylarıyla karşılaşıyoruz. Kendini polis, avukat gibi unvanlarla tanıtan dolandırıcılar, vatandaşlardan para gaspı yapıyor. Büyükçekmece Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği Başkanı Sevgi Emanet, Türkiye’de artış gösteren dolandırıcılık vakalarıyla ilgili olarak yazılı bir basın açıklamasında bulundu. Emanet, “Dolandırıcıların değişik yöntemlerle dolandırdığı vatandaşlarımızın sayıları her geçen gün artmakta” diyerek vatandaşları uyardı.
Emanet’in yaptığı açıklama şu şekilde;‘TOPLUMSAL TEHDİT OLMUŞTUR’“Mevki ve makam sahibi, emekli savcı, hakim, profesör, doçent, doktor, siyasetçi ya da eğitimci vs. gibi insanların da bu tuzaklara düşmesi; nitelik ve nicelik bakımından; toplumsal tehdit unsuru olmaya başladığının göstergesidir. Dolandırıcılar; vatandaşları arayarak kendilerini hakim, savcı ve polis diye tanıtıyor. ‘Banka hesabınız terör örgütü tarafından ele geçirildi ve kullanılmaktadır. Vereceğimiz hesap numarasına şu miktarda parayı transfer edin. Paranız bloke edilecek, operasyon bitince hesabınıza iade edilecek. Zaten sivil memur arkadaşımızda banka şubesinde gereğini yapacak’ diyerek vatandaşları kandırıyor. Mikrofona da telsiz sesini vererek ya da tehditle en yakınlarınızdan birinin sesini kaydedip size dinlettiği vakit işin rengi değişiyor. Korku ve panik havası yarattıktan sonra, telefonu sürekli meşgul edip polise ve yakınlarımıza ulaşmamıza engel, olup istediklerini yaptırıyorlar. Ben inanıyorum ki; bir bu kadar da bilmediğimiz mağdurlar vardır. Bazı insanlar ‘giden geri gelseydi’ deyip sineye çekiyorlar.‘HİPNOTİZE Mİ EDİYORLAR?’Görsel medya ve yazılı basında dolandırıcılık haberlerine her gün rastlıyor ve nasıl olabilir diye düşünüyoruz. Derneğimize gelen bu tür telefonlara itimat edip paralarını kaptıran bir çok tüketicimiz var. Mağdurların içinde bilinçli, eğitim düzeyi yüksek, mevki ve makam sahiplerini de görünce, Hipnotize mi ediyorlar? sorusu aklımıza geliyor. Hipnoz bilim alanında yerini almış hatta uluslararası istihbaratta da kullanıldığı ileri sürülmektedir. Hani ‘Toplum olarak uyutuluyor muyuz?’ demeden geçemeyeceğim. Çünkü TV kanallarının çoğunda reklamlarda kredi kartı aidat ile dosya masrafı iade edilmesi için ‘bu numarayı arayın’ gibi yayınlara rastlıyoruz. Lütfen bu tarz mesaj, reklam ya da sizi telefonla arayan şahıslara itibar etmeyiniz. Hakkınızı ilçenizin Kaymakamlık bünyesinde bulunan Tüketici Hakem Heyetlerinde ya da bizim gibi sivil toplum kuruluşu olan Tüketiciyi Koruma Derneklerini arayınız.KAMU SPOTUNA AĞIRLIK VERİLMELİBuradan Devleti’me, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’ma ve tüm Sivil Toplum Kuruluşlarına sesleniyorum. Toplum olarak dolandırıcılık konusunda çok bilinçli olmadığımız aşina. Bu konuyla ilgili, kamu yararına en etkili araçlardan biri olan Kamu Spotlarına ağırlık verilmeli. Farkındalık yaratmak için, bu sorunu kurgulayıp, kitlelerin kanalları en çok izlediği saatlerde yayına sunulmalıdır. Bu vesileyle; görsel ve işitsel hafızamızın daha çok kuvvetlenip, olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum.
Toplum olarak öyle bir duruma geldik ki artık bankalardan gelen telefonların bile dolandırıcı olduğunu düşünüp, değişik tepkiler verebiliyoruz. Her yalanda bir doğru ya da her doğruda bir yalan sorgular olduk. Netice de bin kaygı bir borç ödemiyor, aksine borçlandırıyor bizleri.”
Emanet’in yaptığı açıklama şu şekilde;‘TOPLUMSAL TEHDİT OLMUŞTUR’“Mevki ve makam sahibi, emekli savcı, hakim, profesör, doçent, doktor, siyasetçi ya da eğitimci vs. gibi insanların da bu tuzaklara düşmesi; nitelik ve nicelik bakımından; toplumsal tehdit unsuru olmaya başladığının göstergesidir. Dolandırıcılar; vatandaşları arayarak kendilerini hakim, savcı ve polis diye tanıtıyor. ‘Banka hesabınız terör örgütü tarafından ele geçirildi ve kullanılmaktadır. Vereceğimiz hesap numarasına şu miktarda parayı transfer edin. Paranız bloke edilecek, operasyon bitince hesabınıza iade edilecek. Zaten sivil memur arkadaşımızda banka şubesinde gereğini yapacak’ diyerek vatandaşları kandırıyor. Mikrofona da telsiz sesini vererek ya da tehditle en yakınlarınızdan birinin sesini kaydedip size dinlettiği vakit işin rengi değişiyor. Korku ve panik havası yarattıktan sonra, telefonu sürekli meşgul edip polise ve yakınlarımıza ulaşmamıza engel, olup istediklerini yaptırıyorlar. Ben inanıyorum ki; bir bu kadar da bilmediğimiz mağdurlar vardır. Bazı insanlar ‘giden geri gelseydi’ deyip sineye çekiyorlar.‘HİPNOTİZE Mİ EDİYORLAR?’Görsel medya ve yazılı basında dolandırıcılık haberlerine her gün rastlıyor ve nasıl olabilir diye düşünüyoruz. Derneğimize gelen bu tür telefonlara itimat edip paralarını kaptıran bir çok tüketicimiz var. Mağdurların içinde bilinçli, eğitim düzeyi yüksek, mevki ve makam sahiplerini de görünce, Hipnotize mi ediyorlar? sorusu aklımıza geliyor. Hipnoz bilim alanında yerini almış hatta uluslararası istihbaratta da kullanıldığı ileri sürülmektedir. Hani ‘Toplum olarak uyutuluyor muyuz?’ demeden geçemeyeceğim. Çünkü TV kanallarının çoğunda reklamlarda kredi kartı aidat ile dosya masrafı iade edilmesi için ‘bu numarayı arayın’ gibi yayınlara rastlıyoruz. Lütfen bu tarz mesaj, reklam ya da sizi telefonla arayan şahıslara itibar etmeyiniz. Hakkınızı ilçenizin Kaymakamlık bünyesinde bulunan Tüketici Hakem Heyetlerinde ya da bizim gibi sivil toplum kuruluşu olan Tüketiciyi Koruma Derneklerini arayınız.KAMU SPOTUNA AĞIRLIK VERİLMELİBuradan Devleti’me, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’ma ve tüm Sivil Toplum Kuruluşlarına sesleniyorum. Toplum olarak dolandırıcılık konusunda çok bilinçli olmadığımız aşina. Bu konuyla ilgili, kamu yararına en etkili araçlardan biri olan Kamu Spotlarına ağırlık verilmeli. Farkındalık yaratmak için, bu sorunu kurgulayıp, kitlelerin kanalları en çok izlediği saatlerde yayına sunulmalıdır. Bu vesileyle; görsel ve işitsel hafızamızın daha çok kuvvetlenip, olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum.
Toplum olarak öyle bir duruma geldik ki artık bankalardan gelen telefonların bile dolandırıcı olduğunu düşünüp, değişik tepkiler verebiliyoruz. Her yalanda bir doğru ya da her doğruda bir yalan sorgular olduk. Netice de bin kaygı bir borç ödemiyor, aksine borçlandırıyor bizleri.”










