Bundan bir süre önce kaleme aldığım yazıda Mola İstanbul'u "Silivri'ye değer katan bir yatırım" olarak tanımlamıştım.
Aradan zaman geçti.
O gün söylediklerimin arkasında durup durmadığımı soracak olursanız cevabım nettir: Duruyorum.
Hem de sonuna kadar duruyorum.
Çünkü geçen süre içerisinde Mola İstanbul'un Silivri'ye kattığı değeri daha net görme fırsatımız oldu.
Bakın, yıllardır Silivri için aynı şeyleri konuşuyoruz. İlçemizin gelişmesini istiyoruz. Daha fazla turist gelsin istiyoruz. Gençlerimiz iş bulabilsin istiyoruz. Esnafımız kazansın istiyoruz. Silivri'nin marka değeri artsın istiyoruz.
Peki bunlar nasıl olacak?
Birilerinin risk almasıyla...
Birilerinin yatırım yapmasıyla...
Birilerinin bu ilçenin geleceğine inanmasıyla...
Bir ilçenin gelişmesini istiyorsanız önce yatırımcıyı koruyacaksınız.
Çünkü konuşmak kolaydır.
Asıl zor olan milyonlarca liralık yatırım yapabilmektir.
Asıl zor olan onlarca, yüzlerce insanın ekmek kapısı olabilmektir.
Asıl zor olan Silivri'ye inanıp geleceğe yatırım yapabilmektir.
Bugün Mola İstanbul'a baktığımızda yalnızca bir işletme görmüyoruz. İstihdam görüyoruz.
Turizme katkı görüyoruz. Ekonomik hareketlilik görüyoruz.
Silivri'nin adını daha geniş kitlelere duyuran bir marka görüyoruz.
Tam da bu nedenle son günlerde kulağıma gelen bazı söylemleri şaşkınlıkla takip ediyorum.
Ortada belge yok. Ortada somut bir veri yok. Ama dedikodu çok.
İddia çok. Yakıştırma çok.
Hatta bazı çevrelerin Silivri Belediyesi etrafında gelişen hukuki süreçlerin içerisine Mola İstanbul'u da dahil etme çabası içerisinde olduğunu görüyorum.
Açık konuşayım...
Bunu doğru bulmuyorum.
Bir işletmeyi eleştirecekseniz veriyle eleştirirsiniz.
Bir kurum hakkında konuşacaksanız bilgiyle konuşursunuz.
Bir yanlış varsa ortaya koyarsınız.
Bir eksiklik varsa belgelersiniz.
Ama kahve köşelerinde üretilen söylentilerle insanların emeğini tartışmaya açamazsınız.
Ben gazeteciyim. Mesleğimizin ilk kuralı duyduğuna değil, araştırdığına inanmaktır.
Bu nedenle kamuoyunda konuşulan konuları doğrudan muhataplarına sordum.
Mola İstanbul'un en yetkili isimlerinden aldığım cevap oldukça net oldu.
İşletmenin doluluk oranlarının son derece yüksek olduğu, müşteri memnuniyetinin güçlü şekilde devam ettiği ve yaz sezonuyla birlikte yoğunluğun daha da arttığı ifade edildi.
Kısacası onların gündeminde dedikodular değil, hizmet üretmek vardı.
Ben de aldığım cevabı kamuoyuyla paylaşmayı görev bildim.
Çünkü; Gazetecilik bazen eleştirmek kadar hakkı teslim etmeyi de gerektirir.
Burada ayrıca bir hususun altını çizmek istiyorum.
Ne Mola İstanbul'un çalışanıyım, ne ortağıyım, ne de herhangi bir ticari ilişkim bulunuyor.
Ancak bu memleketin bir evladı olarak şunu çok iyi biliyorum:
Bu ilçeye yatırım yapanın kıymeti bilinmelidir.
Bu ilçeye istihdam sağlayanın hakkı teslim edilmelidir.
Bu ilçenin adını duyuranın emeğine saygı gösterilmelidir.
Yanlış varsa elbette söylenir.
Eksik varsa elbette yazılır.
Ama ortada bir başarı varsa onu görmezden gelmek de haksızlıktır.
Bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki Mola İstanbul büyümeye devam ediyor.
Silivri'ye değer katmaya devam ediyor.
İnsanlara iş vermeye devam ediyor.
Turizme katkı sunmaya devam ediyor.
O halde gelin, dedikodularla değil gerçeklerle konuşalım.
Önyargılarla değil yapılan işlerle değerlendirelim.
Ve taş üstüne taş koyan insanların emeklerine hak ettikleri değeri vermeyi bilelim.
Çünkü ilçeler dedikoduyla büyümez.
İlçeler yatırımla büyür.
İlçeler üretimle büyür.
İlçeler istihdamla büyür.
Ve son sözüm şudur:
Dedikodular gelip geçer. Eserler kalır.
Silivri'nin bugün ihtiyacı olan şey dedikodu değil, üretimdir.
Silivri'nin bugün ihtiyacı olan şey kutuplaşma değil, yatırımdır.
Ve Mola İstanbul da bu yatırımlardan biridir.
Bu vesileyle, ilçemize böylesine önemli bir yatırımı kazandıran başta Ercan Uyan Bey olmak üzere, emeği geçen, katkı sunan ve alın teri döken herkese gönülden teşekkür ediyorum.
Silivri'nin gelişimine katkı sağlayan her yatırımın yanında olduğumu bir kez daha ifade ediyor, ilçemize değer katan herkesin yolunun açık olmasını temenni ediyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: