Silivri’nin tek güreşçisi İsmet Karabulut’a bir dokunduk, bin ah işittik. Karabulut, hangi şartlar altında ata sporumuzu yaptığını KASABA’ya anlattı.Silivri’nin profesyonel anlamda tek güreşçisi olan İsmet Karabulut, KASABA’ya özel konuştu. Eren Ermiş’i evinde ağırlayan başarılı güreşçi, dünden bugüne kadar yaşadığı anıları anlattı.
İlçenin tek güreşçisi olmasına rağmen yeterli desteği görememesinden yakındı. “Lafta destekliyorlar” diyerek söz verenlere atıfta bulunan Karabulut, “Güreş ata sporumuz. Bu spora sahip çıkmak atalarımız içindir, sadece benim için değil” diye konuştu.
Gençlerin güreşe yönelmesi gerektiğini söyleyen Karabulut, “Çocuklar da güreş sevgisi aşılanmış ama tek sıkıntı, burada güreşle ilgili bir yapılanma yok. Basketbol, Voleybol gibi sporlara yönlendiriliyor çocuklar. Ne oluyor sonra? Sevmediği branşa yöneldikleri için 2-3 ay sonra spordan uzak kalıyorlar. Ama güreş branşı olup, burada güreşe yönelseler belki Avrupa, belki de Dünya Olimpiyat Şampiyonu çıkar Silivri’den. Burada bir kapasite var, o potansiyel var, ama güreşi yeterince önemseyen yok” dedi.
İsmet Karabulut’un röportajı şu şekilde;
‘GÜREŞ, BABA MESLEĞİM’
Eren Ermiş’in ‘Neden Güreş?’ sorusuna cevap veren Karabulut, serüvene başlangıcı şöyle anlatıyor:
“1985 İstanbul doğumluyum ve Bulgaristan göçmeniyiz. 9 yaşında güreşe başladım. 20 seneden beri güreş yapıyorum. Güreş öncelikle babamın mesleği. Babam Tekel’de antrenörlük yaptığı için, biz devamlı babamızın yanında güreşe giderdik. Babam Ahmet Karabulut’un şöyle bir hikayesi var. 1977 yılında Bulgar Milli takımına giriyor. Bulgaristanlı olduğumuz için 1977 yılında, Bulgar milli takımında Türkiye’de güreşlere giriyor. Bulgaristan adı altında birinci oluyor. Ondan sonra geri dönmüyor ve mülteci olarak burada kalıyor. Bir sene sonra Türkiye adına 1978’de birinci oluyor ve ondan sonrada işte annesini, kardeşlerini Bulgaristan’dan Türkiye’ye getiriyor. Babam da İstanbul Tekel Güreş takımından emekli. güreşçi olduğu için ve aynı zamanda antrenör olduğu için onunla beraber güreşlere gide gide güreşe karşı içimde bir merak oluştu. Tabi hiçbir zaman babam ‘güreş yapacaksın’ diye bir baskı yapmadı. Sonuçta herkesin kendi hür iradesi. Ağabeyim futbola yöneldi, ben güreş yaptım. 20 senedir de güreşle uğraşıyorum.”‘SİLİVRİ’DE POTANSİYEL VAR’
E.E: Peki Silivri’nin güreş ile arası nasıl? Güreş sporunu kabullendik mi ilçemizde?
“Silivri’de güreşle ilgili yeni yeni bir şeyler oturmaya başlayacak. Alt yapı çalışmalarına başlandı. Silivri halkı olarak genel kesimi de göçmen ağırlıklı. Trakya bölgesi olduğu için ayrıca Tokat, Samsun, Sivas, Amasya gibi bölgelerinden göç olduğu için, halk güreşi çok iyi biliyor. Benden daha iyi güreşmiş yaşlılar da var. Çoğu eski başpehlivanlar. Güreşi tanıyorlar. Ailelerde güreşin konuşulması, çocuklara güreş sevgisi aşılamış. Tek sıkıntı burada güreşle ilgili bir yapılanma olmadığı için gençler, başka branşlara yönlendirilmişler. Basketbol, Voleybol gibi sporlara yönlendiriliyor çocuklar. Ne oluyor sonra? Sevmediği branşa yöneldikleri için 2-3 ay sonra spordan uzak kalıyorlar. Ama güreş branşı olup, burada güreşe yönelseler belki Avrupa, belki de Dünya Olimpiyat Şampiyonu çıkar Silivri’den. Burada bir potansiyel var.”‘MİNDERİN OLMASI LAZIM’
‘Seni görüyorum ve yapmak istiyorum’ diyenlere hangi açıklamayı yapıyorsun ya da yönlendiriyorsun?
“Güreşle ilgili minder olmadığı için ben yine de öğretiyorum. Ama nedir, beton ya da toprakta öğrenilmez, minderde öğrenilmesi lazım. Şimdide böyle bir sıkıntı var. Minder yoktu ama şimdi inşallah Silivrispor yönetiminde güreş branşı açıldı, minderler geldiği zaman gençleri en azından güreşe yönlendirebilmek için güzel bir ortam oluşacak.”‘EN BİLİNEN MEHMET YENİCİ’
Silivri’de, en çok Mehmet Yenici'yi biliyoruz. O'nun hikayesini anlatır mısınız?
“Mehmet Yenici'yi herkes biliyor. Yenici, Atatürk zamanında Bulgaristan’dan Türkiye’ye güreşlere geliyor. Atatürk’ün pehlivanıyla güreş yapıyor. İki sefer yenecek pozisyonu yakaladığı halde yenmiyor. Atatürk de diyor ki, ‘Mehmet sen benim pehlivanımı yenecektin neden yenmedin?’ Yenici de ‘Atam ben Bulgaristan bayrağı altında buraya geldim. Nasıl Türkiye’den bir güreşçiyi yenerim’ diyor. Ondan sonra Atatürk onu Türkiye’ye davet ediyor. O da ‘Ben gelemem, köylüm var’ diyor. O zamanda Atatürk, ‘Köylünü de al gel’ diyor. Ondan sonra Mehmet Yenici Pehlivan, Bulgaristan’dan kalkıp Kavaklı’ya yerleşiyor. Kavaklı’nın da kurucusudur.
Tabi çok eskilerden Mehmet Yenici Pehlivan var. Bu yakın zamanda benim dışımda, babamın ulusal turnuva dereceleri var. Birkaç tanede işte Nazif Nur diye bir hocamız var, onlar var. Yakın zamanda Silivri’de tek bir ben varım İsmet Karabulut. Biz mücadele ediyoruz ve şuanda da benimde birkaç tane çırağım var.”‘SİLİVRİ’DE ÇOK EKSİKLER VAR’
Silivri’de hep arka planda kalan bir güreş sporu var, bu neye bağlı?
“Benim tek güreşçi olmam aslında bu işin biraz sıkıntısı. Şimdi biz baba mesleği olduğu için zamanında güreşi öğrenmiş ve güreşi tek başına yapmaya çalışıyoruz. Alttan güreşçi yetişmediği için de en büyük zorluğu ben çekiyorum. Çünkü bir güreş minderi bile yok. Güreş minderi olmadığı için, o potansiyelde kimseyi göremiyorum. Biz tabi ki eş, dost arasında güreş muhabbeti hep yapıyoruz. Bize gelen şeyler var, ‘Güreşçi yapmak istiyorum oğlumu’ diye. Ama bunu bir ortam olmadığı için, o potansiyeli göremiyorlar. Göremedikleri içinde acısını biz çekiyoruz. Onun dışında Silivri’de güreşle ilgili çok eksiklikler var. Yani en basiti işte minderin olmaması en büyük eksiklik. Salonun olmaması, minderin olmaması en büyük eksiklik o yüzden ne oluyor? Bende bu eksiklikler içinde belli bir noktaya kadar gelebiliyorum. Sonuçta benim partnerim yok, rakibim yok, çalışma yapacağım ortamım olmadığı için belli bir noktaya kadar gelebiliyoruz. Kendi başımıza mücadele veriyoruz yani.”‘GELİŞMEK İÇİN SPONSOR GEREK’
Farklı sporlara destek olan kişi veya kişiler var. Güreş’in ön plana çıkması için destek olunması gerekiyor. Size göre kimin daha çok maddi manevi destek vermesi gerekiyor?
“Dediğin gibi ilk başta destek çok önemli, en büyük sıkıntıda bu. İlk olarak ilçe belediyesinin bu işe ağırlık vermesi lazım. Ondan sonra Silivri kulüplerinin. Silivrispor şuan da biraz destek vermeye başladı. Güreşte şöyle bir durum var, Hamza Yerlikaya milletvekili olduğu zaman sponsor yasası diye bir yasa çıkartıldı. Yani güreş seven veya beni seven dostumun sponsor olabilme hakkı var. Benimde sponsor alabilme durumum var. Tabi yani bunda biz bir yere kadar insanlara söyleyebiliyoruz. Bizim ulaşamadığımız birçok insanda var. Ama işte başımızdaki büyüklerinde bu işi organize etmesi lazım. Güreşin bir tık daha ileri gidebilmesi için sponsor konusunda çok büyük sıkıntılar var. Artık eskisi gibi soğan ekmek yiyipte güreş yapılmıyor. Bir dünya beslenmesi var, ürünü var, malzemesi var. O yüzden bunların olmaması durumunda ne oluyor? Güreşi bir tık daha geri plana atıyor. Dediğin gibi başta belediyelerin, Silivri’nin kulüplerinin şuan Silivrispor destek vermeye başladı ve onun dışında güreşin gelişe bilmesi için Silivri’deki iş adamlarının, fabrikaların sponsorluk yapması lazım.”‘70 TANE KAYIT YAPTIK’
Bugün minderimiz ve salonumuz olsa İsmet Karabulut ne yapabilirdi? Güreşçiler hangi noktada olurdu?
“Minderimiz gelecek. Biz şuan 70 tane kayıt yaptık. Bunlar minderinin olmadığını bildiği halde kayıt yaptıranlar. Silivrispor da şuan güreş branşı açıldı. 17 tane Silivrispor adına lisanslı güreşçimiz var. 5 tane daha çıkacak kısmetse. Yani bunlar sadece benim ismimi duyup güreşe yazılanlar. Tabi hiç reklam yapılmadan, bizim antrenmanımızı, fiziğimizi görüp güreşe meraklanan gençler. Dediğim gibi minderin olması sayıyı iki katına çıkartır. Burada nedir? Şimdi ben artık 30 yaşına geldim. Artık benimde güreşçi kısmından, hocalık kısmına geçmek gibi düşüncelerim var. Onun içinde uygun bir zeminin olması, minderin olması ve salonun olması lazım. Maddi desteğin olabilmesi lazım. Sonuçta ben hayatımı güreşten kazanıyorum. Bir şekilde güreş ve hocalıkta yapamazsam, gidip bir fabrikada çalışmam lazım.”‘İMKANSIZLIKLAR İÇİNDE DERECE YAPIYORUM’
Bütün imkanlar olsaydı, İsmet Karabulut ve Silivri Güreşleri neleri başarabilirdi?
“Ben 10 seneden beri Silivri adına 200’den fazla madalya kazandım. Silivri adına bu senede 20 yerde derece yaptım. İşte 26 Mayıs’ta Londra’ya gittim, orada ülkemi ve Silivri’yi temsil ettim. Ben bu dereceleri tamamen kısıtlı imkanlarla, imkansızlık içinde bir imkan yaratarak yaptım. Benim bir partnerim olsa, benim maddi sıkıntım olmasa, benim beslenmem bir tık daha iyi olsa ve imkanlar daha iyi olsa şuan ben başpehlivan olmaya adayım. Minder güreşlerinde de, Türkiye’de bir derece yapacak sporcuyum. Beni de geçtim bu imkanlar olursa, Silivri’den bir çok güreş çıkar ve benden daha üstün derecede pehlivanlar çıkar.”‘İSMET KARABULUT SİLİVRİ’
O zaman Silivri güreşiyle nasıl anılabilir?
“İnternete girip, benim adımı yazdığınız zaman Silivri güreşi çıkar. Silivri’yle ilgili derecelerim çıkar. Her gittiğim yerde güreşlere bölgesel kanallar ağırlık vermeye başladı. Tek Rumeli, Rumeli TV ve ulusal kanal olan TRT güreşlere geliyorlar. Ben adımı her güreşe çıktığım zaman ‘İsmet Karabulut Silivri’ diye okutuyorum. Silivri’ye bir reklam oluyor yani. Ama tabi nedir? Antalya 100 pehlivanla reklam yapıyor, biz bir tane pehlivanla reklam yapıyoruz. Sıkıntımız o bizim. Dediğim gibi şuan 70 tane kayıt var. 70 kişiyle reklam yapıldığı zaman, güreşlerde Silivri olarak da artık anılırız.”‘ÇALIŞMALAR FİTNESS KULÜPTE’
Peki şuan antrenmanlarınızı nerede yapıyorsunuz?
“2015 sezonu için antrenmanlara başladık. Fitness Kulüp’te ağırlık ve kuvvet antrenmanlarını Oğuz Tuna ve Nazif Karabulut’un önderliğinde gerçekleştiriyoruz. Fitness Kulübün sahipleri Oğuz Tuna ve Nazif Karabulut, sağ olsunlar destek oldular. Antrenmanlarımızı burada yapıyoruz. Uzun sürenin ardından sigortamı da ödemeye başladılar. Maddi yönden de destek oluyorlar. Burada gelen arkadaşlarımıza yardım ve destek oluyoruz. Güreşle ilgili bazen düşünüyorum, keşke başka branş yapsaydım. Çünkü ben 20 seneden beri bu işle uğraşıyorum hep bir eksiklikler var. 20 sene bir yerde çalışsam emekli olmuştum. Kimse bize destek olmasa bile biz güreşimizi yapmaya devam edeceğiz. Allah’ın izniyle güreş yapmak isteyenlere, öğretmeye çalışıyorum. Hiçbir maddi karşılık beklemeden Allah sağlık ve sıhhat verdiği sürece, güreş yapmaya devam edeceğim.”‘DESTEK GELİRSE DAHA İYİ
DERECELER ORTAYA ÇIKAR’
Güreş için son olarak neler söylemek istersiniz?
“Bizi bilen biliyor. Allah’a çok şükür hiçbir zaman yapmış olduğum derecelerle kimseye karşı bir üstünlük yapmamışımdır. Yapmış olduğum derecenin hiçbir zaman arkasına sığınmamışımdır. Tek istediğim şu; herkes elinden geldiği bir şey yapsa özellikle güreşle ilgili ve benle ilgili, her şey biraz daha farklı olurdu. Mesela adam iki tane topa vuruyor, dünya para alıyor. Tabi onlarda alsın almasın demiyoruz ama şimdi farklı. Onlara sahip çıkılıp, biz unutulduğumuz zaman burada demek ki şahsımla ilgili bir sıkıntı varmış diye hissediyorum. Ben sporla uğraşıyorum, hiçbir zaman siyasi yönden bir kuruma bağlı olmadım. Herkesin tabi ki içinde bir siyasi görüşü vardır. Ben güreş yaptığım için hiçbir zaman siyasi olarak anılmak istemem. Beni de o kefeye koyarlarsa yanlış kefeye koşmuş olurlar. Bizim yanımızda olanlara, ‘Allah razı olsun deriz’ olmayanlardan da ‘Allah razı olsun’ deriz. Diğer yönden bir dünya fabrika sahipleri var. İşte büyük zengin abilerimiz var. Onlar bize bir destek olurlarsa hem ben şahsım adına hem de Silivri’nin geleceği adına artı bir şey yaparım. Benim tek isteğim bu. Herkes elinden geleni yaparsa ben ve güreş ilgili işte o zaman bir yerlere gelebiliriz. Ben 29 yaşındayım artık güreşi bırakma noktasına geldim. Bırakma noktası derken nedir? Her sene imkansızlıkların olması beni bir kat daha yoruyor, üzüyor ve yıpratıyor. O yüzden yani imkanlar düzelirse ben daha huzurlu, daha refahlı antrenman yaparım. Daha da iyi derece alırım. Güreşler var, maddi imkansızlıktan güreşlere gidemiyorum. Onunda büyük sıkıntısı var. Kafaya taktığın zaman da psikolojin bozuluyor. Yani maddiyat güreşlerde çok önemli. Antalya da güreşler oluyor. Uçakla gitmek varken ben otobüsle gidiyorum. 10 saat yol yapıyorum ve uyku yok. Sabah maçımı yapıyorum, yendim veya yenildim akşam tekrar dönüyorum. Uçakla gidebilmek bile benim performansımı arttıran bir şey. Uçağa da bine bilmek için maddiyat önemli.
18 günlük babayım. Doğum katkısı yapan Belediye Başkanı Özcan Işıklar’a ve 9 aydan beri güreşçi desteği sağlayan Silivrispor Kulüp Başkanı İhsan Atun’a teşekkür ederim.
İlçenin tek güreşçisi olmasına rağmen yeterli desteği görememesinden yakındı. “Lafta destekliyorlar” diyerek söz verenlere atıfta bulunan Karabulut, “Güreş ata sporumuz. Bu spora sahip çıkmak atalarımız içindir, sadece benim için değil” diye konuştu.
Gençlerin güreşe yönelmesi gerektiğini söyleyen Karabulut, “Çocuklar da güreş sevgisi aşılanmış ama tek sıkıntı, burada güreşle ilgili bir yapılanma yok. Basketbol, Voleybol gibi sporlara yönlendiriliyor çocuklar. Ne oluyor sonra? Sevmediği branşa yöneldikleri için 2-3 ay sonra spordan uzak kalıyorlar. Ama güreş branşı olup, burada güreşe yönelseler belki Avrupa, belki de Dünya Olimpiyat Şampiyonu çıkar Silivri’den. Burada bir kapasite var, o potansiyel var, ama güreşi yeterince önemseyen yok” dedi.
İsmet Karabulut’un röportajı şu şekilde;
‘GÜREŞ, BABA MESLEĞİM’
Eren Ermiş’in ‘Neden Güreş?’ sorusuna cevap veren Karabulut, serüvene başlangıcı şöyle anlatıyor:
“1985 İstanbul doğumluyum ve Bulgaristan göçmeniyiz. 9 yaşında güreşe başladım. 20 seneden beri güreş yapıyorum. Güreş öncelikle babamın mesleği. Babam Tekel’de antrenörlük yaptığı için, biz devamlı babamızın yanında güreşe giderdik. Babam Ahmet Karabulut’un şöyle bir hikayesi var. 1977 yılında Bulgar Milli takımına giriyor. Bulgaristanlı olduğumuz için 1977 yılında, Bulgar milli takımında Türkiye’de güreşlere giriyor. Bulgaristan adı altında birinci oluyor. Ondan sonra geri dönmüyor ve mülteci olarak burada kalıyor. Bir sene sonra Türkiye adına 1978’de birinci oluyor ve ondan sonrada işte annesini, kardeşlerini Bulgaristan’dan Türkiye’ye getiriyor. Babam da İstanbul Tekel Güreş takımından emekli. güreşçi olduğu için ve aynı zamanda antrenör olduğu için onunla beraber güreşlere gide gide güreşe karşı içimde bir merak oluştu. Tabi hiçbir zaman babam ‘güreş yapacaksın’ diye bir baskı yapmadı. Sonuçta herkesin kendi hür iradesi. Ağabeyim futbola yöneldi, ben güreş yaptım. 20 senedir de güreşle uğraşıyorum.”‘SİLİVRİ’DE POTANSİYEL VAR’
E.E: Peki Silivri’nin güreş ile arası nasıl? Güreş sporunu kabullendik mi ilçemizde?
“Silivri’de güreşle ilgili yeni yeni bir şeyler oturmaya başlayacak. Alt yapı çalışmalarına başlandı. Silivri halkı olarak genel kesimi de göçmen ağırlıklı. Trakya bölgesi olduğu için ayrıca Tokat, Samsun, Sivas, Amasya gibi bölgelerinden göç olduğu için, halk güreşi çok iyi biliyor. Benden daha iyi güreşmiş yaşlılar da var. Çoğu eski başpehlivanlar. Güreşi tanıyorlar. Ailelerde güreşin konuşulması, çocuklara güreş sevgisi aşılamış. Tek sıkıntı burada güreşle ilgili bir yapılanma olmadığı için gençler, başka branşlara yönlendirilmişler. Basketbol, Voleybol gibi sporlara yönlendiriliyor çocuklar. Ne oluyor sonra? Sevmediği branşa yöneldikleri için 2-3 ay sonra spordan uzak kalıyorlar. Ama güreş branşı olup, burada güreşe yönelseler belki Avrupa, belki de Dünya Olimpiyat Şampiyonu çıkar Silivri’den. Burada bir potansiyel var.”‘MİNDERİN OLMASI LAZIM’
‘Seni görüyorum ve yapmak istiyorum’ diyenlere hangi açıklamayı yapıyorsun ya da yönlendiriyorsun?
“Güreşle ilgili minder olmadığı için ben yine de öğretiyorum. Ama nedir, beton ya da toprakta öğrenilmez, minderde öğrenilmesi lazım. Şimdide böyle bir sıkıntı var. Minder yoktu ama şimdi inşallah Silivrispor yönetiminde güreş branşı açıldı, minderler geldiği zaman gençleri en azından güreşe yönlendirebilmek için güzel bir ortam oluşacak.”‘EN BİLİNEN MEHMET YENİCİ’
Silivri’de, en çok Mehmet Yenici'yi biliyoruz. O'nun hikayesini anlatır mısınız?
“Mehmet Yenici'yi herkes biliyor. Yenici, Atatürk zamanında Bulgaristan’dan Türkiye’ye güreşlere geliyor. Atatürk’ün pehlivanıyla güreş yapıyor. İki sefer yenecek pozisyonu yakaladığı halde yenmiyor. Atatürk de diyor ki, ‘Mehmet sen benim pehlivanımı yenecektin neden yenmedin?’ Yenici de ‘Atam ben Bulgaristan bayrağı altında buraya geldim. Nasıl Türkiye’den bir güreşçiyi yenerim’ diyor. Ondan sonra Atatürk onu Türkiye’ye davet ediyor. O da ‘Ben gelemem, köylüm var’ diyor. O zamanda Atatürk, ‘Köylünü de al gel’ diyor. Ondan sonra Mehmet Yenici Pehlivan, Bulgaristan’dan kalkıp Kavaklı’ya yerleşiyor. Kavaklı’nın da kurucusudur.
Tabi çok eskilerden Mehmet Yenici Pehlivan var. Bu yakın zamanda benim dışımda, babamın ulusal turnuva dereceleri var. Birkaç tanede işte Nazif Nur diye bir hocamız var, onlar var. Yakın zamanda Silivri’de tek bir ben varım İsmet Karabulut. Biz mücadele ediyoruz ve şuanda da benimde birkaç tane çırağım var.”‘SİLİVRİ’DE ÇOK EKSİKLER VAR’
Silivri’de hep arka planda kalan bir güreş sporu var, bu neye bağlı?
“Benim tek güreşçi olmam aslında bu işin biraz sıkıntısı. Şimdi biz baba mesleği olduğu için zamanında güreşi öğrenmiş ve güreşi tek başına yapmaya çalışıyoruz. Alttan güreşçi yetişmediği için de en büyük zorluğu ben çekiyorum. Çünkü bir güreş minderi bile yok. Güreş minderi olmadığı için, o potansiyelde kimseyi göremiyorum. Biz tabi ki eş, dost arasında güreş muhabbeti hep yapıyoruz. Bize gelen şeyler var, ‘Güreşçi yapmak istiyorum oğlumu’ diye. Ama bunu bir ortam olmadığı için, o potansiyeli göremiyorlar. Göremedikleri içinde acısını biz çekiyoruz. Onun dışında Silivri’de güreşle ilgili çok eksiklikler var. Yani en basiti işte minderin olmaması en büyük eksiklik. Salonun olmaması, minderin olmaması en büyük eksiklik o yüzden ne oluyor? Bende bu eksiklikler içinde belli bir noktaya kadar gelebiliyorum. Sonuçta benim partnerim yok, rakibim yok, çalışma yapacağım ortamım olmadığı için belli bir noktaya kadar gelebiliyoruz. Kendi başımıza mücadele veriyoruz yani.”‘GELİŞMEK İÇİN SPONSOR GEREK’
Farklı sporlara destek olan kişi veya kişiler var. Güreş’in ön plana çıkması için destek olunması gerekiyor. Size göre kimin daha çok maddi manevi destek vermesi gerekiyor?
“Dediğin gibi ilk başta destek çok önemli, en büyük sıkıntıda bu. İlk olarak ilçe belediyesinin bu işe ağırlık vermesi lazım. Ondan sonra Silivri kulüplerinin. Silivrispor şuan da biraz destek vermeye başladı. Güreşte şöyle bir durum var, Hamza Yerlikaya milletvekili olduğu zaman sponsor yasası diye bir yasa çıkartıldı. Yani güreş seven veya beni seven dostumun sponsor olabilme hakkı var. Benimde sponsor alabilme durumum var. Tabi yani bunda biz bir yere kadar insanlara söyleyebiliyoruz. Bizim ulaşamadığımız birçok insanda var. Ama işte başımızdaki büyüklerinde bu işi organize etmesi lazım. Güreşin bir tık daha ileri gidebilmesi için sponsor konusunda çok büyük sıkıntılar var. Artık eskisi gibi soğan ekmek yiyipte güreş yapılmıyor. Bir dünya beslenmesi var, ürünü var, malzemesi var. O yüzden bunların olmaması durumunda ne oluyor? Güreşi bir tık daha geri plana atıyor. Dediğin gibi başta belediyelerin, Silivri’nin kulüplerinin şuan Silivrispor destek vermeye başladı ve onun dışında güreşin gelişe bilmesi için Silivri’deki iş adamlarının, fabrikaların sponsorluk yapması lazım.”‘70 TANE KAYIT YAPTIK’
Bugün minderimiz ve salonumuz olsa İsmet Karabulut ne yapabilirdi? Güreşçiler hangi noktada olurdu?
“Minderimiz gelecek. Biz şuan 70 tane kayıt yaptık. Bunlar minderinin olmadığını bildiği halde kayıt yaptıranlar. Silivrispor da şuan güreş branşı açıldı. 17 tane Silivrispor adına lisanslı güreşçimiz var. 5 tane daha çıkacak kısmetse. Yani bunlar sadece benim ismimi duyup güreşe yazılanlar. Tabi hiç reklam yapılmadan, bizim antrenmanımızı, fiziğimizi görüp güreşe meraklanan gençler. Dediğim gibi minderin olması sayıyı iki katına çıkartır. Burada nedir? Şimdi ben artık 30 yaşına geldim. Artık benimde güreşçi kısmından, hocalık kısmına geçmek gibi düşüncelerim var. Onun içinde uygun bir zeminin olması, minderin olması ve salonun olması lazım. Maddi desteğin olabilmesi lazım. Sonuçta ben hayatımı güreşten kazanıyorum. Bir şekilde güreş ve hocalıkta yapamazsam, gidip bir fabrikada çalışmam lazım.”‘İMKANSIZLIKLAR İÇİNDE DERECE YAPIYORUM’
Bütün imkanlar olsaydı, İsmet Karabulut ve Silivri Güreşleri neleri başarabilirdi?
“Ben 10 seneden beri Silivri adına 200’den fazla madalya kazandım. Silivri adına bu senede 20 yerde derece yaptım. İşte 26 Mayıs’ta Londra’ya gittim, orada ülkemi ve Silivri’yi temsil ettim. Ben bu dereceleri tamamen kısıtlı imkanlarla, imkansızlık içinde bir imkan yaratarak yaptım. Benim bir partnerim olsa, benim maddi sıkıntım olmasa, benim beslenmem bir tık daha iyi olsa ve imkanlar daha iyi olsa şuan ben başpehlivan olmaya adayım. Minder güreşlerinde de, Türkiye’de bir derece yapacak sporcuyum. Beni de geçtim bu imkanlar olursa, Silivri’den bir çok güreş çıkar ve benden daha üstün derecede pehlivanlar çıkar.”‘İSMET KARABULUT SİLİVRİ’
O zaman Silivri güreşiyle nasıl anılabilir?
“İnternete girip, benim adımı yazdığınız zaman Silivri güreşi çıkar. Silivri’yle ilgili derecelerim çıkar. Her gittiğim yerde güreşlere bölgesel kanallar ağırlık vermeye başladı. Tek Rumeli, Rumeli TV ve ulusal kanal olan TRT güreşlere geliyorlar. Ben adımı her güreşe çıktığım zaman ‘İsmet Karabulut Silivri’ diye okutuyorum. Silivri’ye bir reklam oluyor yani. Ama tabi nedir? Antalya 100 pehlivanla reklam yapıyor, biz bir tane pehlivanla reklam yapıyoruz. Sıkıntımız o bizim. Dediğim gibi şuan 70 tane kayıt var. 70 kişiyle reklam yapıldığı zaman, güreşlerde Silivri olarak da artık anılırız.”‘ÇALIŞMALAR FİTNESS KULÜPTE’
Peki şuan antrenmanlarınızı nerede yapıyorsunuz?
“2015 sezonu için antrenmanlara başladık. Fitness Kulüp’te ağırlık ve kuvvet antrenmanlarını Oğuz Tuna ve Nazif Karabulut’un önderliğinde gerçekleştiriyoruz. Fitness Kulübün sahipleri Oğuz Tuna ve Nazif Karabulut, sağ olsunlar destek oldular. Antrenmanlarımızı burada yapıyoruz. Uzun sürenin ardından sigortamı da ödemeye başladılar. Maddi yönden de destek oluyorlar. Burada gelen arkadaşlarımıza yardım ve destek oluyoruz. Güreşle ilgili bazen düşünüyorum, keşke başka branş yapsaydım. Çünkü ben 20 seneden beri bu işle uğraşıyorum hep bir eksiklikler var. 20 sene bir yerde çalışsam emekli olmuştum. Kimse bize destek olmasa bile biz güreşimizi yapmaya devam edeceğiz. Allah’ın izniyle güreş yapmak isteyenlere, öğretmeye çalışıyorum. Hiçbir maddi karşılık beklemeden Allah sağlık ve sıhhat verdiği sürece, güreş yapmaya devam edeceğim.”‘DESTEK GELİRSE DAHA İYİ
DERECELER ORTAYA ÇIKAR’
Güreş için son olarak neler söylemek istersiniz?
“Bizi bilen biliyor. Allah’a çok şükür hiçbir zaman yapmış olduğum derecelerle kimseye karşı bir üstünlük yapmamışımdır. Yapmış olduğum derecenin hiçbir zaman arkasına sığınmamışımdır. Tek istediğim şu; herkes elinden geldiği bir şey yapsa özellikle güreşle ilgili ve benle ilgili, her şey biraz daha farklı olurdu. Mesela adam iki tane topa vuruyor, dünya para alıyor. Tabi onlarda alsın almasın demiyoruz ama şimdi farklı. Onlara sahip çıkılıp, biz unutulduğumuz zaman burada demek ki şahsımla ilgili bir sıkıntı varmış diye hissediyorum. Ben sporla uğraşıyorum, hiçbir zaman siyasi yönden bir kuruma bağlı olmadım. Herkesin tabi ki içinde bir siyasi görüşü vardır. Ben güreş yaptığım için hiçbir zaman siyasi olarak anılmak istemem. Beni de o kefeye koyarlarsa yanlış kefeye koşmuş olurlar. Bizim yanımızda olanlara, ‘Allah razı olsun deriz’ olmayanlardan da ‘Allah razı olsun’ deriz. Diğer yönden bir dünya fabrika sahipleri var. İşte büyük zengin abilerimiz var. Onlar bize bir destek olurlarsa hem ben şahsım adına hem de Silivri’nin geleceği adına artı bir şey yaparım. Benim tek isteğim bu. Herkes elinden geleni yaparsa ben ve güreş ilgili işte o zaman bir yerlere gelebiliriz. Ben 29 yaşındayım artık güreşi bırakma noktasına geldim. Bırakma noktası derken nedir? Her sene imkansızlıkların olması beni bir kat daha yoruyor, üzüyor ve yıpratıyor. O yüzden yani imkanlar düzelirse ben daha huzurlu, daha refahlı antrenman yaparım. Daha da iyi derece alırım. Güreşler var, maddi imkansızlıktan güreşlere gidemiyorum. Onunda büyük sıkıntısı var. Kafaya taktığın zaman da psikolojin bozuluyor. Yani maddiyat güreşlerde çok önemli. Antalya da güreşler oluyor. Uçakla gitmek varken ben otobüsle gidiyorum. 10 saat yol yapıyorum ve uyku yok. Sabah maçımı yapıyorum, yendim veya yenildim akşam tekrar dönüyorum. Uçakla gidebilmek bile benim performansımı arttıran bir şey. Uçağa da bine bilmek için maddiyat önemli.
18 günlük babayım. Doğum katkısı yapan Belediye Başkanı Özcan Işıklar’a ve 9 aydan beri güreşçi desteği sağlayan Silivrispor Kulüp Başkanı İhsan Atun’a teşekkür ederim.











