ESNAF ANALİZİ / EREN ERMİŞRöportajlar sırasında sık sık karşılaşırız ve konuşmaktan çekinir insanlar. Sokaktaki vatandaş, çarşıdaki esnaf ya da yan dairedeki komşu…Fakat şartlar iyice değiştiği için toplum, açık yüreklilikle derdini ifade edebilmeye doğru yöneliyor, atıfta bulunabiliyor.Silivri’de, şuanda mevcut iktidarın depolitizasyon etkisinde yönetim faaliyeti göstermeye çalışması, “ekonomik darboğaz hal nedeniyle” halkı düşünsel olarak siyasetle iç içe yaşamaya itmiş. Esnaf kendini apolitik göstermeye çalışsa da, hepsinin gönlünde bir renk yatıyor. Rengini belli eden de var etmeyende. Ama her iki gurubun ortak paydası net: Sürdürülebilir ekonomi… ESNAF “GEL-GİT”LER YAŞIYOREsnaf ve siyasi etkilerin hangi şiddette beraberlik sağladığını aktarmak gerekirse, küçük kartopu gibi büyüyor. Şu günlerde ciddi anlamda “gel-git”ler yaşayan esnaf, bir yandan seçim atmosferine ilgi duyarken, diğer yandan gelecek hesapları yapıyor. Çoğu esnafa göre, adaletsiz bir canlılık hâkim Silivri’de.Örneğin Fevzi Çakmak Caddesi insan sirkülasyonuyla en gözde güzergah olurken; gelecek vaat eden ama hep arkabahçe bırakılan Yemeniciler Sokak’taki esnaf sakinler; hemen hemen aynı şeyleri söylüyor. Çünkü hepsinin beklentisi, mevcudun bir üstü! 1 kazanan 3 istiyor, 3 kazanan 5 istiyor...Bu adaletsiz canlılık sadece bu iki nokta ile sınırlı değil. Değirmen Durağı civarında, eski devlet hastanesinin her iki karşı sırası da farklı. Beklentilerin çıtası hep yükseğe doğru. Yerinde sayan veya koruyan yok. Ya tam iniş, ya tam çıkış…Kalabalık caddelerde yer sahibi olanlara, komşu esnaflar tarafından “şanslı” nitelendirmesi yapılıyor. Adı üstünde “merkez çarşı”dakilerin kazançları alt düzeyde, yan cadde konumundaki bölgelerin esnafları, -sırf insanların güzergah değişimi nedeniyle- üst düzeyde iş yapıyor.Bu nedenle en işlek ve dirilik gözeteceği her fırsatta ifade edilen çarşı merkezinde esnafın yüzü bir türlü gülmüyor... DÜNDEN BUGÜNE SEÇİM KIYASLAMASI 2004’ün hemen öncesinde Silivri’yi 15 yıl sol cenah yönetti. AK Parti’nin 2002 Genel Seçimleri’nde tek başına iktidara gelmesiyle birlikte, ilk yerel seçimler 2004 yılında yapıldı ve ilçelerdeki belediyeler de artık AK Parti’yle tanıştı. Sol’un kalesi addedilen Silivri, böylelikle koyu muhafazakâr yönetimli sürece girdi. 2014’e sayılı günler kala esnaf ve vatandaşlar, Silivri’de ciddi anlamda bir değerlendirme fırsatı yakaladı. 2004-2009 yılları arasında AK Parti, 2009-2014 arası da CHP’li bir yönetim kıyaslanıyor ağızlarda.Tıpkı, 2002 öncesi yaşanan sancılı Türkiye yıllarının ardından bugünkü şartlar değerlendirildiği gibi… YABANCILAŞAN SİLİVRİ GERÇEĞİ!Kentleşmeden uzak tutulmuş sahil kasabası Silivri mi, yoksa yatırımların merkezi olan Silivri mi? Esnafın ve vatandaşı ne istediği sadece bu iki soruda saklı. Yerli tanım içindeki az bir kitle “kasaba kalmalı” görüşünü savunurken, yerli ve göç ikameti sınıfların oluşturduğu çoğunluk ise “kentleşmeden” yana. “Silivri’ye marina, üniversite, metro, metrobüs, havaalanı vs gelsin ama, yabancılaşma yaşanmasın” diyen çelişkili düşüncede olanlar yok değil.Elbette bu mümkün olmayacak.Fakat bu ilçede nefes alan herkesin bir gerçeği göreceği aşikâr: Hangi engelleme yapılırsa yapılsın, güç odakları bir şekilde bu ilçeyi yabancılaştıracak. ESNAFIN HALİNDEN ESNAF ANLARBiraz öncede dediğim gibi, siyasi baskıların etkisinden uzak durmak isteyen esnaf ve/veya vatandaşlar, tabir yerindeyse hanya-konya deyimi misali yönetimsel farkın eşit olması gerektiğini anlamış durumda. Silivri’de son 10 yılda iktidar olan iki siyasi partinin ne yapabileceği şimdi daha net okunuyor.Esnafların aktarmak istediği fikirler değil, netlik kazanmış cümleler var. “Trakyalı solcudur” tabusu yıkılıyor günden güne. Çünkü, ekonomik pazar arayışına giren esnaflar, İktidar-Büyükşehir ortaklığına ilçelerin de eşlik etmesi gerektiğini vurguluyor. Yani bir ülke A partisi ile yönetiliyorsa, o il ile ilçe de A partisi kadrolarınca yönetilmeli.Açıkça ifade etmek gerekirse AK Parti iktidarının Türkiye’de olduğu gibi İstanbul’da da sürmesi, Silivri’yi beklenti içine itmiş. AK Partili ilçelerdeki rant oklarının yukarıya doğru uzaması, beklentilerle dolu bir toplum yaratmış.“Esnafın halinden esnaf olan anlar” diyen Silivrili küçük iş sahipleri, siftahsız kepenk kapattıkları günleri hatırlatıyorlar. Öte yandan, siyaset mekanizmasının nasıl işlediğine yeni nesil genç esnaflar daha ilgili. SİLİVRİ BELEDİYESİ YETERSİZ- AK Parti döneminde gayrimenkulün fiyat değeri yüksek iken, CHP döneminde yerinde saydığı…- CHP belediyesinin yatırım konusunda somut adımlar atmaya yetersiz kaldığı…- İktidar-Büyükşehir-Silivri üçgeninin aynı siyasi kuruluş yönetiminde olması…- Büyük yatırımların iktidar partisi yöneticilerince geleceği…- Esnaf neslinin devamı için taraflı ideolojik tercih değil de, aklıselim isabette bulunulması gerektiği…- İlgi gösteren, samimi, çözüm üreten siyasetçilerin sahaya çıkması gerektiğinin altını çizen esnaflar var. CEZAYA BOYUN EĞMEK Mİ!?Aslına bakılırsa, hizmet etmek her sorumlu yönetimin işi. İstese, CHP ile yönetilen Silivri’ye AK Partili İstanbul Büyükşehir Belediyesi hizmet edebilir. Ama isterse…Siyasi prim yaptırmayacağına göre “azıcık ucundan” göstererek “Yaparım ama yapmıyorum” denilmek isteniyor. Büyük işleri gerçekleştirmek büyük belediyelerin gücüyle ilişkili. Küçük belediyeler ne yazık ki ilçelere çevresel makyaj yapmaktan öteye gidemiyor.Büyük adımlar atılma planları içine girilse de, bir takım siyasi engellerle karşılaşılıyor. Bir nevi ceza.CHP’li belediye cezalandırılırken, arka kapakta halkın cezalandırıldığı ve yaptırımlarla baş başa bırakıldığı görünmez gerçek.“CHP’li olup da çalışan belediyeler var” diyenler ise, sorun kaynağına belediye başkanıyla bağlantı kuruyor. Halbuki yanlış bir düşünce. Çünkü en başında çalışma yapacak alan ve maddiyat oluşturamıyor ki belediye kendine.Bir belediye başkanı, belediyeye ait tüm taşınmazları satsa Kültür Merkezi değerindeki yatırımların birkaçını ancak yapar. İller Bankası’ndan borç almaya kalksa, (belki de alamaz) bu kez borç batağında olur. Rant alanı oluşturulamaz. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık gibi bu işler… PARA DİYEN ESNAF ÖTMEMELİSiyasetle o kadar iç içe kalmış ki esnaflar, artık bir tercih yapmak zorunda sanki. Büyükşehir ile ilçenin yönetimsel farklılığından yola çıkarak “Benim oyum CHP’yedir” deyip arkasından “İşlerimiz kötü”yü ekliyorsa, önce kendi içinde bir muhakeme etmeli.İlle de CHP konusunda diretiyorsa; “kan ağlıyorum” diyerek dert yanmamalıdır, “halimden memnunum” demelidir. Eğer ki bir davası varsa, “iş yapmayıp aç da kalsam, ölsem de oyum falanca partiyedir” şeklinde arkasında durmalıdır. Röportajlarım sırasında böyle diyenle karşılaşmadım henüz. Konu hep siyasete bağlandı. Çünkü “siftah yapmak istiyorum” diyen esnafın eli buna mahkûm edilmiş. 2014 yerel seçimleri olası bir değişim habercisi gibi…
YAŞAM
Yayınlanma: 18 Aralık 2013 - 13:02
Bakın Silivri esnafı ne demek istiyor:
Röportajlar sırasında sık sık karşılaşırız ve konuşmaktan çekinir insanlar. Sokaktaki vatandaş, çarşıdaki esnaf ya da yan dairedeki komşu
YAŞAM
18 Aralık 2013 - 13:02










