Bazı okul müdürlerinin, eğitim sendikalarının iş bırakma eyleminin ardından öğretmenlerin ifadesini aldığını iddia eden Türk Eğitim-Sen İstanbul 9 No’lu Şube Başkanı Enver Demir, “Bre gafiller, bre cahiller, ya size ne demeli?” dedi.Türk Eğitim-Sen İstanbul 9 No’lu Şube Başkanı Enver Demir, sendikaların iş bırakma eylemine değindi. Okul kadrosunda ki değişiklerle ve iş bırakmalarla ilgili yazılı bir açıklama yapan Demir, “Bazı aklı evvel, yandaşlıkta sınır tanımayan, hatta başka bir tabirle kraldan fazla kralcı olan okul müdürleri, iş bırakmanın ertesi günü sabah okula gelen öğretmenlerin ellerine birer sarı zarf tutuşturup, onların ifadesini almaya yeltenmişler. Bre gafiller, bre cahiller, ya size ne demeli?” dedi.
Demir’in yaptığı açıklama şu şekilde;‘NE İSTİYOR ÇALIŞANLAR?’
“24 Eylül’de Eğitim Sendikaları iş bıraktı ve alanlara inerek taleplerini dile getirdiler. Henüz, Bakanlık bir açıklama yapmadığı için, iş bırakan eğitim çalışanı sayısını bilemiyoruz ama on binlerle belki de yüz binlerle ifade edilebilir. Ne istiyor? Neden iş bırakıp, alanlara indi çalışanlar?
Öncelikle; insan gibi yaşayacağı bir ücret istiyor. İş güvencesine dokunulmasın, çalışanların iş güvenliği sağlansın, atamalarda yandaşlık yapılmasın, taşeronlaşmaya karşı, alamadığı enflasyon farkı, 4/c’lilerin kadro sorunu gibi birçok sosyal-ekonomik sorunu, özlük haklarıyla ilgili hassasiyetlerini dile getirmek için, iş bırakıp alanlara indiler.
Eğitim çalışanları, sendikaların aldığı karar gereği bu eyleme katılıyorlar. Bu konuda,4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasasının 18.Maddesi ve Danıştay 12. Dairesinin memur sendikacılığı açısından önemli bir kararı var. ‘Danıştayın bu kararında, sendikanın aldığı karar uyarınca işe gelmeyen memura disiplin cezası verilmesinin, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununa ve Uluslararası sözleşmelere aykırı olduğuna hükmetmiştir.’‘SİZ KENDİNİZİ NE SANIYORSUNUZ!’
Bu hükümler çok iyi bilinmesine rağmen, bazı aklı evvel, yandaşlıkta sınır tanımayan hatta başka bir tabirle kraldan fazla kralcı olan okul müdürleri, iş bırakmanın ertesi günü sabah okula gelen öğretmenlerin ellerine birer sarı zarf tutuşturup, onların ifadesini almaya yeltenmişler. Bre gafiller, bre cahiller, ya size ne demeli? Nasıl hitap etmeli bir türlü kestiremedim ama bunlara ‘yeni yandaşlar’ tabiri tam uyacak. Siz kendinizi ne sanıyorsunuz! Bundan 3-5 sene önce olsa, hadi bilmeyebilir, yasayı, kanunu tam kavrayamamış olabilir, mahkeme kararlarından habersiz diyebilirdik. Bütün bu kanun, nizam tanımazlığınızı, cehaletinizi de anladık da, sizin son yapılan değişikliklerden, yönetici görevlendirme yönetmeliğinden bile haberiniz yok. Az buçuk okuyup haberdar olsanız, sizin artık öğretmenin sicil amiri olmadığınızı bilmeniz, çalışana kendi kafanıza göre soruşturma-kovuşturma açamayacağınızı anlamanız lazım.‘MÜDÜRÜN ADAM OLMASI GEREKİR’
Bütün bunlar bir yana, yeni yönetmelikten sonra, yani 75 puanı geçip müdür olarak görevlendirildikten sonra, artık ilçe milli eğitim müdürlerinin okuldaki şefi oldunuz birçoğunuz. Yetkiniz de, etkinizde yok artık. Ancak, amirleriniz soruşturmalara karar verir, siz evrakları çalışanlara ulaştırırsınız. Bundan da mı haberiniz yok. Müdürlük makamına tabiî ki saygımız var, eğitim çalışanı da mutlaka saygı gösterecektir ama buna karşısında müdür diye duran kişinin adam olup olmadığına kanaat getirdikten sonra karar verir.
Sözümüz, bu soruşturma sever müdürcüklere, işini bilen, bilerek yapanlara saygılar…”
Demir’in yaptığı açıklama şu şekilde;‘NE İSTİYOR ÇALIŞANLAR?’
“24 Eylül’de Eğitim Sendikaları iş bıraktı ve alanlara inerek taleplerini dile getirdiler. Henüz, Bakanlık bir açıklama yapmadığı için, iş bırakan eğitim çalışanı sayısını bilemiyoruz ama on binlerle belki de yüz binlerle ifade edilebilir. Ne istiyor? Neden iş bırakıp, alanlara indi çalışanlar?
Öncelikle; insan gibi yaşayacağı bir ücret istiyor. İş güvencesine dokunulmasın, çalışanların iş güvenliği sağlansın, atamalarda yandaşlık yapılmasın, taşeronlaşmaya karşı, alamadığı enflasyon farkı, 4/c’lilerin kadro sorunu gibi birçok sosyal-ekonomik sorunu, özlük haklarıyla ilgili hassasiyetlerini dile getirmek için, iş bırakıp alanlara indiler.
Eğitim çalışanları, sendikaların aldığı karar gereği bu eyleme katılıyorlar. Bu konuda,4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasasının 18.Maddesi ve Danıştay 12. Dairesinin memur sendikacılığı açısından önemli bir kararı var. ‘Danıştayın bu kararında, sendikanın aldığı karar uyarınca işe gelmeyen memura disiplin cezası verilmesinin, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununa ve Uluslararası sözleşmelere aykırı olduğuna hükmetmiştir.’‘SİZ KENDİNİZİ NE SANIYORSUNUZ!’
Bu hükümler çok iyi bilinmesine rağmen, bazı aklı evvel, yandaşlıkta sınır tanımayan hatta başka bir tabirle kraldan fazla kralcı olan okul müdürleri, iş bırakmanın ertesi günü sabah okula gelen öğretmenlerin ellerine birer sarı zarf tutuşturup, onların ifadesini almaya yeltenmişler. Bre gafiller, bre cahiller, ya size ne demeli? Nasıl hitap etmeli bir türlü kestiremedim ama bunlara ‘yeni yandaşlar’ tabiri tam uyacak. Siz kendinizi ne sanıyorsunuz! Bundan 3-5 sene önce olsa, hadi bilmeyebilir, yasayı, kanunu tam kavrayamamış olabilir, mahkeme kararlarından habersiz diyebilirdik. Bütün bu kanun, nizam tanımazlığınızı, cehaletinizi de anladık da, sizin son yapılan değişikliklerden, yönetici görevlendirme yönetmeliğinden bile haberiniz yok. Az buçuk okuyup haberdar olsanız, sizin artık öğretmenin sicil amiri olmadığınızı bilmeniz, çalışana kendi kafanıza göre soruşturma-kovuşturma açamayacağınızı anlamanız lazım.‘MÜDÜRÜN ADAM OLMASI GEREKİR’
Bütün bunlar bir yana, yeni yönetmelikten sonra, yani 75 puanı geçip müdür olarak görevlendirildikten sonra, artık ilçe milli eğitim müdürlerinin okuldaki şefi oldunuz birçoğunuz. Yetkiniz de, etkinizde yok artık. Ancak, amirleriniz soruşturmalara karar verir, siz evrakları çalışanlara ulaştırırsınız. Bundan da mı haberiniz yok. Müdürlük makamına tabiî ki saygımız var, eğitim çalışanı da mutlaka saygı gösterecektir ama buna karşısında müdür diye duran kişinin adam olup olmadığına kanaat getirdikten sonra karar verir.
Sözümüz, bu soruşturma sever müdürcüklere, işini bilen, bilerek yapanlara saygılar…”











