Kavaklı'da yaşanan boğulma haberinin ayrıntılarını öğrenmek için olay mahalline giden Kasaba Gazetesi İmtiyaz Sahibi Ahmet Ermiş ve SHA İmtiyaz Sahibi Yusuf Eker, boğularak yaşamını yitiren kızın aile yakınları tarafından linç edilmek istedi.Silivri Kavaklı Hürriyet Mahallesi'ndeki özel bir villada eğlenen 15 kızdan 1'inin boğularak hayatını kaybetmesi basın mensuplarını harekete geçirdi. Olay hakkında detaylı bilgi almak için bölgeye giden Silivrili gazeteciler Ahmet Ermiş ve Yusuf Eker, beklenmedik bir saldırıyla karşılaştı.Villa etrafında bir süre oyalanan gazeteciler, görüntü almak için cenazenin çıkmasını bekledi. Özel mülkün duvarlarla çevrili olması nedeniyle içeridekileri göremeyen gazeteciler, cenaze dışarı taşınırken villa kapıları açıldı ve büyük bir kalabalıkla karşı karşıya kaldı. Gazetecilerin görüntü aldığını fark eden boğulan genç kızın aile yakınları, birden saldırmaya başladı.SHA İmtiyaz Sahibi Yusuf Eker jandarma ekiplerince kurtarılırken, Kasaba Gazetesi İmtiyaz Sahibi Ahmet Ermiş kaçarak kurtulmayı başardı.ATEŞ AÇTILARBu sırada saldırganlar tarafından silahla ateş açılınca jandarma da silahını kullanmak zorunda kaldı. Öfkeli kalabalık, iki gazeteciye de bir süre fiziki saldırıda bulunarak zarar verdi. Vücutlarının çeşitli bölgelerinden yaralanan basın mensupları, Devlet Hastanesi'ne gelerek darp raporu aldı. Olayı duyan meslektaşları ve dostları hastaneye gelerek geçmiş olsun dileklerini iletti. Şikayetçi olduklarını belirten gazeteciler, yaşadıklarını şöyle anlattı: HEPSİNİ GÖZÜ DÖNMÜŞTÜAhmet Ermiş: "Gazetemizde haberi yayınlamak ve doğru bilgiyi almak için Yusuf Eker ile birlikte villaya gittik. Baktık hareketlilik var beklemeye başladık. Önce görüntü almakdık. Sadece bekledik. Villadan kimler çıkacak merak ettik. Sonra cenazeyi çıkarırlarken, kalabalık bir gurubun da içeride olduğunu fark ettik. Kapı açılınca gördük yani. Benim cep telefonumla görüntü çektiğimi görünce yanıma geldi birisi 'siz kimsiniz' diye bağırmaya başladı. Ne olduysa buradan sonra oldu. Biri enseme yapıştı diğeri koluma derken, sırtımdan aldığım darbeyle yere düştüm. Tabi bu sırada Yusuf Eker ve jandarma ekipleri beni kurtarmaya çalıştı, ayırmaya çalıştı. Ama kalabalık o kadar çoktu ki, cenazeyi bırakıp bizle uğraşmaya başladılar. Bana sordular sen hangi cemaattensin diye. Bir ara Yusuf abiye vuruyorlardı tam hatırlamıyorum. Yere düşmüş şekilde gördüm. Can havliyle kendimi gördüğüm boş alana doğru attım ve ayağa kalkıp koşmaya başladım.Silah seslerini duyunca eyvah gittik dedim. Sanrım silah atıyorlardı. Ama bana mı havaya mı anlayamadım. Sonra peş peşe silah sesini duydum. Yoldan geçen birini durdurup telefonunu kullandım. Saldırı esnasında telefonumu almışlardı. Jandarma olmasaydı halimiz daha kötüydü. Belki ölebilirdik. Çünkü hepsinin gözü dönmüştü. Neden bu kadar paniklediler anlamış değilim."BAŞIMA ALDIĞIM DARBEYLE YERE DÜŞTÜMYusuf Eker: "Boğulma haberini aldığımızda Ahmet Ermiş’le olay yerine gittik. Ortam gergin olduğu hissettik ve herhangi bir çekim yapmadık. Ahmet fotoğraf makinesini arabasına bende kameramı çantasına koydum. Cenaze tabutlanmış ve cenaze aracına getirilirken, kızın yakını olduğunu tahmin ettiğimiz biri 'kimsiniz niye orda bekliyorsunuz' diyerek Ahmet’in üzerine yürüdü. Ayırmak için Jandarma ekipleriyle araya girdiğimde beni de aralarına alarak darp etmeye başladılar. Bir grup Ahmet’e saldırıyor, bir grupta bana saldırmaya başladı. Jandarma her ne kadar ayırmaya çalışsa da gözü dönmüş insanlar hunharca vurmaya çalışıyorlar. Bir ara Ahmet’i kaçarken gördüm. Ahmet’ten boşa kalan grup diğerleriyle bir olup tekrar üzerime koşmaya başladılar. Bu sırada 7-8 Jandarma ekibi beni olay yerinden uzaklaştırmak istedi. Ancak koştuğumuz sokak çıkmaz sokakmış, arkamızdan gelen 25-30 kişilik grup Jandarma arasından tekrar vurmak için hamleler yapmaya başladılar. Başıma aldığım bir darbeyle yere düştüm. Düşmemle tekme vurmaya başladılar. Kafama, sırtıma, bacaklarıma... Bir ara beni koruyan askerler üzerime resmen yatarak siper oldular. O anda peşi peşine silah sesi duydum. Görevli komutan grubu dağıtmak için havaya ateş açmak zorunda kalmış. İçinde olduğum meyve bahçesinin demir kapısını kapatarak olay yerine ambulans çağrıldı çünkü kafama aldığım darbeyle gözlerim kararıyor görme zorluğu çekiyordum. O arbede de esnasında kameramı almışlar. Olay yerine gelen ambulansla Silivri Devlet Hastanesine geldik. Burada görevli doktorun yaptığı tetkiklerin ardından Jandarmaya olay hakkında ifade vermek ve saldırgan şahıslardan şikâyetçi olduğumuzu belirtmek için Jandarma Karakoluna gittik. Adli süreç başlatıldı. Umuyorum ki saldırgan şahıslar gerekli cezaya çarptırırlar. Anlamadığım bir şey var bu olayda, ailenin bir kısmı basın yayın kuruluşlarını arıyor 'bu şüpheli bir ölümdür' diye, ailenin diğer kısmı ve villa sahipleri haber yapılmasını engelliyor. Şimdi merak ediyorum o villa kime ait? Yasa dışı bir örgüt mü? Gizli kapaklı işlerin yapıldığı bir yer mi? O kızların ne işi var orada? Madem geldiler tatil amaçlı, başlarında sorumlu kimse de mi yok? Allah’a mı emanet o gencecik kızlar? Hep birlikte havuza girdiler hep birlikte çıktılar hiç mi görmediler o genç kız boğulurken?"
YAŞAM
Yayınlanma: 26 Haziran 2014 - 11:48
Gazetecilere kalleş saldırı!
Gözü dönmüş saldırganlar silah kullandı, jandarma da havaya ateş açtı!
YAŞAM
26 Haziran 2014 - 11:48










