Mektebim Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Kalko, pazar günü Haber Türk TV'ye konuk oldu. Müge Arda'nın sunumunu yaptığı "eğitim ve yaşam" programında canlı yayına çıkan Kalko, son günlerin en çok konuşulan "özel okul" sistemini değerlendirdi. Dershanelerin kapatılmasıyla gündeme gelen özel okulların kendi içinde de ayrıldığının konuşulduğu programda Ümit Kalko da düşüncelerini aktardı.Silivri'de de 3 eğitim kurumu bulunan başarı akademisyen, canlı yayında Müge Arda'nın şu sorularını yanıtladı: MÜGE ARDA: Geçtiğimiz hafta bir açıklama yapıldı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından. Dediler ki; "Özel okullarla ilgili bir sınıflandırma yapacağız" ve Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Sayın Yusuf Tekin çalışma hakkında bilgi verirken de şöyle dedi; 'Artık okulları sınıflandıracağız; a, b, c, d' diye. Bu sınıflandırmayı neye göre yapacaklar Ümit Bey, ne düşünüyorsunuz siz bu konuda?Ancak burada görüş ayrılığı var. Özel Okullar Birliği Eş Başkanı Yusuf Tavukçuoğlu dedi ki; "Okulları bu şekilde sınıflandırmak doğru değil". TÖDER Başkanı Sayın İbrahim Taşel ise "Çok doğru bir uygulama", sizin görüşünüz nedir?ÜMİT KALKO: İkisinin de aslında haklı olduğu yanlar var. Şöyle ki bu yapılan standartlaşma; a grubu, b grubu, c grubu, d grubu olmak üzere dört sınıfa ayrılacak artık okullar. O sınıflandırmanın da birden fazla kriteri var. Mesela fiziki standartlar kriteri var, yönetim organizasyon kriteri var, eğitim öğretim süreçleri kriteri var ve destek hizmetler kriteri var. Bu dört kriter altında puanlandırma sistemi konulacak, o puanlandırmaya göre de okullar internet üzerinden - e-okul diye bir sistem vardır okullarda – hangi süreçlerin kendilerinde olup olmadığını kendileri işaretleyecekler. Akabinde Valilik ve Bakanlığın temsilcileri, gelip birebir bu söylenen vaatleri –tabiri caizse- okulda birebir denetleyecekler, arkasından da Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü tarafından da her okula bir sertifika verilecek. Bu otellerdeki 4 yıldız, 5 yıldız, 3 yıldız gibi bir süreç aslında.MÜGE ARDA: Dershanelerden dönüşen özel okulların sınıfı belli. Zaten d sınıfı değil mi? Talihsiz bir durum mu?ÜMİT KALKO: Çok talihsiz değil. Çünkü fiziki koşulları zaten müsait değil. Onun için d sınıfı olarak başlamaları bence hakkaniyete uygun. Çünkü fiziki standartları özel okullara göre eş değer durumda olmadığından dolayı, d sınıfıyla başlamaları gerçekçi. Ama bakın, şunu kaçırmayın; d sınıfı ile başlayabilir ama d sınıfı olarak devam etmek zorunda değil. 3 ay aralıklarla eğer sen, kendi okulunun fiziki olanaklarının; eğitim sürecini, yönetim organizasyonunu ya da destek hizmetlerinin niteliklerini arttırdığını düşünüyorsan, tekrar dilekçeyle Milli Eğitime başvurup, benim sınıflandırmamı revize etmenizi istiyorum diyebilirsiniz ve sertifikanız da güncellenebilir. Onun için d sınıfı olarak başlaması bile bence çok iyi. Çünkü onlar birer dershane. Okul olarak değerlendirilmeleri kötü bir durum değil, d olarak başlamaları başlangıç için hiç fena değil. Burada asıl tartışılması gereken süreç şu; a, b, c, d olarak sınıflandırırken bir takım puanlama kriterleri var. Asıl zaten bu puanlama kriterlerine karşı çıkılıyor.MÜGE ARDA: Kimler bu puanlamaları yapacak olanlar?ÜMİT KALKO: Puanlama yapacaklar, denetleyecek mekanizmayı az çok, kaba taslak; valilik, milli eğitim temsilcileri, müfettişler denetleyecek diye bir cümle kurulmuş maddede ama, bu değerlendirme yapılırken neye, kaç puan verileceği de net. Ama o iş, o puan eder mi noktasında bir takım problemler var. Örneğin, Özel Okullar Birliğimiz diyor ki; 'Bir okulda yüzme havuzunun olması, o okulda eğitim ortamlarını ne derece etkili olup puanlandırmaya katkı sağlar?' diye bir eleştiri getiriyor.MÜGE ARDA: Peki, şu okuduklarımız ne kadar doğru, yani tuvaleti olursa bir okulun ki olmaması mümkün değil. Ona 70 puan vermek sizce nasıl geliyor kulağa? Olması gerekenlere de mi puan verilecek?ÜMİT KALKO: Özel okulların 'Standartlar Yönergesi' diye bir yönergesi var. Biz bu standartlar yönergesindeki fiziki kriterleri göre okul açabiliyoruz. Yani oradaki yazan şeylerden herhangi birisi olmazsa zaten okul açamıyorsunuz. Örneğin, 30 öğrenciye tuvalet açma mecburiyetiniz var zaten sizin. Yani burada puan için tuvalet açmayacaksınız. Okul açmak için tuvalet yapacaksınız zaten. Devletin koyduğu standartlar dışında ekstra işler fiziki ortamların varsa; bunların puanlandırılmasını anlayabiliriz. Bu noktada da bir görüş der ki; yüzme havuzu, konferans salonu gibi ekstra alanlar eğitime ne gibi bir destek veriyor da bunlar puanlandırmayı arttırsın? Bir kısımda görüş olarak ki ben de bu görüşten yanayım; tabi ki yüzme havuzu ya da bahçe alanındaki eğitimler, okul içindeki eğitim alanlarının gelişmiş halleri her ne kadar standart bir eğitime çokta katkı sağlamayacak gibi gözükse de biz hep şunu söylüyoruz; 'İyi bir eğitim, iyi bir eğitim ortamında verilir. Okul sadece eğitim verilen bir yer değildir, çocukların her açıdan, sosyal, kültürel açıdan da kendilerini geliştirdikleri bir ortamdır.’ Dolayısıyla bu gibi olanakların olması, puanlandırmanın esas alınması hakkaniyete uygundur.MÜGE ARDA: Üst kategoriye geçen okullara da ciddi teşvikler vaat ediliyor. Dolayısıyla eğitimde kaliteyi arttıracak gibi geliyor kulağa, ne dersiniz?ÜMİT KALKO: Zaten sınıflandırmanın mantığı da bu. Sınıflandırmanın olmadığını düşünelim. Devletimiz her öğrenciye, öğrenci başına bir bedel ödeyecek. Sistem buna gidiyor. 12 öğrenciyi bul diyor devlet şu anda, diğer 12 öğrenciyi de ben sana göndereceğim, diğer 12 öğrencinin ödemesini de ben sana yapacağım. Eğer senin fiyatın, benim yapacağım ödemeden fazlaysa farkını da öğrenciden alabilirsin gibi bir sistem kuruluyor. Şimdi burada fiziki olanakları çok elverişsiz, eğitim standartları düşük bir okula verilen öğrenci başı bedel ile, fiziki standartları çok daha elverişli, eğitim standartları çok daha yüksek bir okula verilen öğrenci başı bedelin aynı olması adil olmazdı zaten. O yüzden bu mekanizmadaki en büyük fark; sen ne kadar kaliteni arttırırsan, ne kadar fiziki ortamlarını geliştirirsen, eğitimde ne kadar çok başarılı öğrenci alırsan, ona göre sana teşvik mekanizmasından daha fazla bir pay vereceğim diyor ki bu da aslında özel okullar arasındaki rekabeti sıradanlaştırıyor. Yani neye göre, kime göre değil, bu kriterlere göre rekabet ortamını belirliyor. İki rekabeti de olumlu yönde teşvik ediyor. Biliyorsunuz ki rekabetin olduğu yerde kalite daima artar. Onun için bu sistem kesinlikle artı bir yön getirecek.MÜGE ARDA: Peki neye, ne puan veriyoruz, hangi okula hangi puan verilecek?ÜMİT KALKO: Mesela diyor ki; bağımsız okul binası olan anaokullarına 130, ilk ve orta ve liselere 120. Şimdi düşününce zaten bağımsız olmayan bir okul yok gibi algılayabilirsiniz. Sonuçta biliyorsunuz, okullar müstakil ayrı bağımsız binalarda kurulmak zorunda ama, bir binada ilkokul, ortaokul, lise aynı binada iken aldığı puan farklı olacak, ilkokul ayrı binada, ortaokul ayrı binada, lise ayrı binada ise ayrı ayrı puanlandırmalardan geçeceksin, bu da senin sınıfını ister istemez arttıracak. Bunun dışında eğitim teknolojilerini kullanıyorsanız; ilkokullarda 40, diğer okullarda 20 puan veriyoruz diyor. Bu şu anlama geliyor; biliyorsunuz akıllı okul uygulamaları dediğimiz tabletli eğitime, artık devletimiz teşvik ediyor. Nasıl devlet okullarında bir fatih projesi çerçevesinde bir eğitim teknolojileri kullanılmaya başlandıysa, özel okul olarak siz de bunu kullanın, size de ben ekstra olarak teşvik mekanizmasını uygulayacağım ve puanlandırma vereceğim diyor ki bu olmazsa olmazdı. Bence bu puanlandırmanın en hakkaniyetli yanı bu. Çünkü eğitim teknolojilerini geçmenin en önemli yolu da teşvikten geçiyordu. Bunun dışında TEOK başarısı; ortaokulda Türkiye ortalamasının üstü, 5 eşit kademeye ayrılarak, her kademeye 10 puan vereceğim diyor. Yani TEOK’da senin okulun ne kadar başarılıysa o kadar sana fazla puan vereceğim diyor. Dolayısıyla bir okulu tercih ederken aslında o okulun başarılı olması puanını yükseltiyor ve devletin de o okula teşvik mekanizmasını daha fazla vermesini sağlıyor.MÜGE ARDA: Bunu veliler okullarının kendi internet sitelerinden görüyorlar ve bunu seçiyorlar öyle değil mi?ÜMİT KALKO: Zaten işin en mantıklı ve en şeffaf yanı da bu. Devletimiz puanlandırmayı yapacak, denetimi yapacak, arkasından da bir sertifika verecek. O sertifikada da a sınıfı, b sınıfı, c ya da d sınıfı ve bu özel okullar da web sitelerinde bu sertifikalarını yayınlamak zorundalar. Dolayısıyla veli, çocuğunu bir okula yazdırırken, o okulun hangi sertifikaya, hangi gruplandırmaya sahip olduğunu, ne gibi olanaklara sahip olduğunu görecek.Şimdi bakın bir hassas konu var. Özel okullarda genel olarak ne yaparlar? Lise son sınıfta ya da ortaokul son sınıfta başarılı öğrencileri alırlar ve TEOK başarısını kendi başarıları olarak lanse ederler. Şimdi burada bu işin biraz kurnazlığına kaçıp, son sınıfta başarılı öğrencileri alıp da, bu sınavlarda üst düzey puanlar alan ve buna göre de teşvik mekanizmasında sınıflandırmasını arttıran okulların, aldığı teşvikleri düşünün. Bir de çocuğu 30 puanlık bir derecedeyken alıp ta, eğitim vere vere 80 puana getiren bir okulun aldığı teşviki düşünün. Birinci anlattığım teşvik mekanizması o okulu ciddi anlamda yukarılara taşıyabilir. Ama ikinci anlattığımda teşvik mekanizması yok. Dolayısıyla çocukların seviyelerinin yükseltilmesi muallak bir kavramdır, gruplara göre değişir. Onun için burada en önemli hassas nokta; gruplandırma yapılsın, kaliteyi arttırsın ama çok ciddi denetim mekanizması kurulmak zorunda.MÜGE ARDA: Burada en önemli nokta denetleme mekanizması ve puanlamayı yapacak kişiler anladığım kadarıyla değil mi?ÜMİT KALKO: Sistemin başarıya ulaşması için sistemin doğru bir şekilde kurulması, sistemin alt yapısının sağlanması, bir kontrol mekanizmasının da oturtulması gerekiyor. Şu anda bunlar sağlandı ve bir kontrol mekanizması var. Kontrol mekanizması çok ciddi kurulmadığı müddetçe, bu olay büyük sıkıntı yaratır. Ama kontrol mekanizması doğru konumlandırılırsa, bu süreç özel okulculukta ciddi bir çığır açtırılmasına vesile olur, niteliği arttırır. Özel okullaşma şuana Türkiye’de % 4, hedef % 25, hedefe giderken de nitelikli okullarla sayımızı arttırmış oluruz, hem nitelik hem nicelik artar.
EĞİTİM
Yayınlanma: 18 Haziran 2014 - 14:13
İYİ BİR EĞİTİM İYİ BİR ORTAMDA VERİLİR
Mektebim Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Kalko, Haber Türk TV'de özel okullar üzerine açıklamalarda bulundu. Kalko; "İyi bir eğitim, iyi bir ortamda verilir" dedi.
EĞİTİM
18 Haziran 2014 - 14:13











