Haber: Alparslan ERMİŞ
Svat Güvenlik Koruma ve Eğitim Hizmetleri Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Soysal, YÖRÜNGE’ye özel güvenlik sektörü hakkında bilgiler verdi. Sektör içindeki sıkıntıları anlatan Soysal, işsizliğe inanmadığını vurguladı. Soysal, “Güvenlik sertifikalı aşağı yukarı polisin üzerinde bir sayımız var. Çalışmak isteyen çok yok. Diyorlar ki ‘oturayım ben para alayım.’ Biz insanlara bin 600, bin 700 lira maaş veriyoruz adam bunu beğenmiyor. İşsizlik diye bir şey yok, iş beğenmiyorlar” şeklinde konuştu. ‘KALİTESİZ İŞ ORTAYA ÇIKIYOR’1998 yılında Özel Harekat polisliğinden ayrılarak güvenlik şirketi kurduğunu ve bu konuda uzman olduklarını söyleyen Soysal, “Özel Güvenlik sektöründe çok kaygan bir zemin üzerinde yaşıyoruz. İnsanlarımız işin en iyisini ve ucuzunu istiyorlar. Örneğin bir elbise diktireceğiz ve ucuzunu isteyeceğiz. Ne yapacak terzi, ucuz kumaş alıp, süsleyip önümüze koyacak. Kalitesiz bir iş ortaya çıkacak. Güvenlik sektöründe de böyle. İnsanlar artık kaliteyi yakalamak istemiyor. Günü birlik göze batsın, dönsün istiyor insanlar. Biz böyle bir şey istemiyoruz” dedi. ‘TÜRKİYE’NİN SIRTINDA KAMBUR OLUŞUR’Sektörün en büyük sıkıntısının eleman bulmak olduğunu belirten Soysal, “Bizim sektörde gerçekten eğitmekte anlamakta zor. Ben İstanbul’da işsizlik zannetmiyorum. Güvenlik sertifikalı aşağı yukarı polisin üzerinde bir sayımız var. Çalışmak isteyen çok yok. Diyorlar ki ‘oturayım ben para alayım.’ Biz insanlara bin 600, bin 700 lira maaş veriyoruz adam bunu beğenmiyor. İşsizlik diye bir şey yok, iş beğenmiyorlar. Bölge de gidip gezelim, kahveler de oturan 50 kişi varsa 5’i güvenlik görevlisi. Oturuyor, parayı beğenmiyor bir ay çalışıp, gidiyor. Aynı zamanda piyasa çok sıkıntılı, insanlar para ödemekte zorluk çekiyor. Eğer böyle giderse, Türkiye’nin sırtında bir kambur oluşur. O zaman büyük bir işsizlik ortaya çıkar” şeklinde konuştu.‘BECERİNİZ VARSA ELEMAN ALIYORUZ’Genel olarak fabrika, yakın koruma, zırhlı araçlarla para nakili yönünde hizmet veren Svat Güvenliğin sahibi Soysal, “Hemen hemen sektörün her kolunda güvenlik hizmeti veriyoruz” diyerek eleman alım şartlarından bahsetti. Soysal, “Eğer özel güvenlik kimliği varsa, becerisi varsa, standartlara uyarsa kişi alımı yapıyoruz. Piyasa da şuan eleman sıkıntısı var, yatarak para almak istiyorlar. 20 bin tane güvenlik personeli varsa 8 bin-10 bin kişisi çalışıyor. Gerisi sertifikalarını almış oturuyor. Silahsız 90 saat, silahlı 120 saat eğitimi var. En az ortaokul mezunu silahsız alabiliyor. Lise mezunu silahlı alabiliyor. Eğitimden sonra Emniyet’in açtığı sınava giriliyor, kişi 60’ı geçerse kimliğini alıyor. Biz bir okuluz, dersimizi veriyoruz, onlar sınava giriyor. Sene de 5 sınav var, geçerse kimliğini alıyor. Ama 90 saat özel güvenlik yetiştirmeye yetmez. 3 saat kişi koruma, 10 saat kalabalık yönetimi, 5 saat özel güvenlik hukuk, ilkyardım 2 saat, yangın 5 saat, silahlı eğitim 12 saat. Şimdi bu saatlerde kim yetişecek. 12 tane ders var, 90 saate neyi sığdıracaksın. Güvenlik personeli tutanak tutmasını, sevk ve idareyi doğru düzgün bilmez. Bunlarla ilgili de çalışmalar yapıyoruz ama bu saati 180’e çıkartırsan, gerçekten iyi bir hizmet verilebilir. Bizim insanlarımız da bunu sıkıntı yapıyor. 180 saat eğitim göreceğime, ‘çalışmayacağım hiçbir yerde’ diyor” dedi.
Soysal sözlerine şu şekilde devam etti;‘İNSANLAR İŞİNDEN SOĞUYOR’“Yaklaşık 600 kişi çalışıyor bizde. Personellerin şikayetleri olabiliyor. Örneğin siteyi baz alalım. İnsanlara biz hizmet veriyoruz, site de ki insanları mecburen korumak zorundayız. Site yönetimi, bir çalışma çizelgesi veriyor. Buna göre uygulama yapılmasını istiyor. Örneğin, ‘siteye yabancı kimseyi almayacaksın, OGS’si olmayanı almayacaksın’ deniyor. Bu sefer ne oluyor, OGS’sini almayan bir site sakini geliyor, personele hakaret ediyor. O site de 600-700 kişi var, hepsini tanımak zorunda değil ki. Sen bu sitede oturuyorsan üzerine düşen görevleri yap, güvenlikte üzerine düşen görevi yapar. Hakaretlerle karşı karşıya geliyor güvenlik, bu sefer insanları işinden soğutuyorlar. Bu seferde güvenlik, ‘her gelenden laf yiyeceğime basayım düğmeye girsin.’ Bu seferde yönetim ile tartışma çıkıyor. Güvenlik sonra, ‘Ben şimdi her gelenle kavga ediyorum, adam bana hakaret ediyor, başıma iş mi alayım, görevimi mi yapayım, bunu mu yapayım’ diyor. Bunlarla karşı karşıya geldiğin zaman personelin otomatikman morali bozuluyor.
Sonra zaman zaman kendini bilmez personeller kulübeden çıkmıyor, onlardan bazen şikayetler gelebiliyor. Ama ağırlıklı olarak personel halktan şikayet ediyor. İş veren şikayetçi değil, zaman zaman haklı olabiliyor ama o personelin kafasının rahat olması gerek ki daha verimli olabilsin.‘SİLAH KULLANMA YETKİSİ VAR’Silahlı güvenliklerin silahları dolu. Görev alanlarında meşru müdafaa halinde silah kullanma yetkisi var. Görev alanının dışında yapamaz. Bölge içinde vurur seni, ama dışarı da vuramaz. Öldürmeye teşebbüs edemez. Suçlu kaçıyor, peşinden gidersin ama örneğin ayağına sıkarsın etkisiz hale getirmek için, öldüremezsin.‘BATIRIRIM SENİ, PARA ÖDEMEM’Sadece asker ya da polisler özel güvenlik şirketi açmıyor. Kasabı, manavı, terzisi de gidip açabilir, açıyor da. Devletin kurumlarının İSKİ, BEDAŞ, İGDAŞ örneğin bakın hepsinin özel güvenliği hükümetin tanıdık şirketleri. Bu sektörde de var kayırma. İstanbul’da şuan ki partinin elinden iş almak, ihale almak biraz zor. Ben üç sene önce İGDAŞ ihalesine girdim, kazandım. Adam çıktı bana ‘batırırım seni, para ödemem’ dedi. Mecburen çekildim ben. Sana iki ay maaş ödemediğinde o proje de 500 kişi var. Ne yapacaksın o zaman batarsın. Kendi adamına parasını veriyor ama hem de peşin.‘RABBİMİN GÜCÜYLE AYAKTAYIZ’İSKİ, Büyükşehir, Mezarlıklar, İGDAŞ, metro bunların çalışan firmalarına bakın, hepsi beş firmadır. Bir yıl o yapar, iki yıl o yapar. Pasta ortada beş firma ayrı isimler, ama aynı kişilerin arasında döner. Kimisi partinin bir kolunda, kimisi meclis üyesi. Yazık. Biz bu sektörde doğru düzgün bir para göremeyiz. Bir kişi de yüz, yüz elli lira para kazanıyoruz. Rabbimin gücüyle ayaktayız. Başka bir şey yok yani. Hamdolsun, bunca insana ekmek veriyoruz. Onlar doysun, ben aç kalayım hiç önemli değil.‘İŞSİZLİK MAAŞI VERİLMESİN’Ben işsizliğe inanmıyorum. İşsizlik oranı nasıl oluyor, ben kabul etmiyorum. Devlet açmış kapısını adam burada 6 ay çalışıyor, devlet 6 ay da işsizlik maaşı veriyor. Çalışmıyor adam diyor ki 6 ay gezeyim. Vermeyecek, o adam gidip İŞKUR’a kayıt olacak. Biz onlardan eleman talep ediyoruz. Bana şuan 20 tane adam lazım, yok diyorlar. Baktığın zaman bu sektörde çalışan ve işsizlikten yararlanan bir ton insan var. Adamın eli ayağı tutuyor, sen parayı verirsen çalışmaz tabi ki. Belirli bir standart getirmek lazım, sen bunu yaptıktan sonra parayı alabilirsin denmeli. Ben olsam derim ki, tamam sen işsiz mi kaldın. İŞKUR’a müracaat ediyorsun, o sana iş bulamıyorsa o zaman ben sana aylık bağlarım. İŞKUR’unda iyi çalışması lazım. Bütün şirketleri arayacak, örneğin güvenlik şirketini arayacak, elimde adam var diyecek. Devlette aramalı, bölgende oturan 10 tane adam var diyecek. Adam işi mi beğenmiyor yok öyle bir şey. Güvenliğin yaptığı ne var, ‘hoş geldiniz, günaydın, kime geldiniz’ başka bir kelime yok. Yük taşımıyor, taş taşımıyor işi beğenmiyor. O adama da aylık bağlamayacaksın. Bunu yaptığın zaman bu adam gidip, çalışmak zorunda.”
Soysal, ‘İnsanlar iş beğenmemezlik yapmamalı, eğitimini görsün girsin herhangi bir sektöre alanına çalışsın’ diyerek noktaladı.
Svat Güvenlik Koruma ve Eğitim Hizmetleri Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Soysal, YÖRÜNGE’ye özel güvenlik sektörü hakkında bilgiler verdi. Sektör içindeki sıkıntıları anlatan Soysal, işsizliğe inanmadığını vurguladı. Soysal, “Güvenlik sertifikalı aşağı yukarı polisin üzerinde bir sayımız var. Çalışmak isteyen çok yok. Diyorlar ki ‘oturayım ben para alayım.’ Biz insanlara bin 600, bin 700 lira maaş veriyoruz adam bunu beğenmiyor. İşsizlik diye bir şey yok, iş beğenmiyorlar” şeklinde konuştu. ‘KALİTESİZ İŞ ORTAYA ÇIKIYOR’1998 yılında Özel Harekat polisliğinden ayrılarak güvenlik şirketi kurduğunu ve bu konuda uzman olduklarını söyleyen Soysal, “Özel Güvenlik sektöründe çok kaygan bir zemin üzerinde yaşıyoruz. İnsanlarımız işin en iyisini ve ucuzunu istiyorlar. Örneğin bir elbise diktireceğiz ve ucuzunu isteyeceğiz. Ne yapacak terzi, ucuz kumaş alıp, süsleyip önümüze koyacak. Kalitesiz bir iş ortaya çıkacak. Güvenlik sektöründe de böyle. İnsanlar artık kaliteyi yakalamak istemiyor. Günü birlik göze batsın, dönsün istiyor insanlar. Biz böyle bir şey istemiyoruz” dedi. ‘TÜRKİYE’NİN SIRTINDA KAMBUR OLUŞUR’Sektörün en büyük sıkıntısının eleman bulmak olduğunu belirten Soysal, “Bizim sektörde gerçekten eğitmekte anlamakta zor. Ben İstanbul’da işsizlik zannetmiyorum. Güvenlik sertifikalı aşağı yukarı polisin üzerinde bir sayımız var. Çalışmak isteyen çok yok. Diyorlar ki ‘oturayım ben para alayım.’ Biz insanlara bin 600, bin 700 lira maaş veriyoruz adam bunu beğenmiyor. İşsizlik diye bir şey yok, iş beğenmiyorlar. Bölge de gidip gezelim, kahveler de oturan 50 kişi varsa 5’i güvenlik görevlisi. Oturuyor, parayı beğenmiyor bir ay çalışıp, gidiyor. Aynı zamanda piyasa çok sıkıntılı, insanlar para ödemekte zorluk çekiyor. Eğer böyle giderse, Türkiye’nin sırtında bir kambur oluşur. O zaman büyük bir işsizlik ortaya çıkar” şeklinde konuştu.‘BECERİNİZ VARSA ELEMAN ALIYORUZ’Genel olarak fabrika, yakın koruma, zırhlı araçlarla para nakili yönünde hizmet veren Svat Güvenliğin sahibi Soysal, “Hemen hemen sektörün her kolunda güvenlik hizmeti veriyoruz” diyerek eleman alım şartlarından bahsetti. Soysal, “Eğer özel güvenlik kimliği varsa, becerisi varsa, standartlara uyarsa kişi alımı yapıyoruz. Piyasa da şuan eleman sıkıntısı var, yatarak para almak istiyorlar. 20 bin tane güvenlik personeli varsa 8 bin-10 bin kişisi çalışıyor. Gerisi sertifikalarını almış oturuyor. Silahsız 90 saat, silahlı 120 saat eğitimi var. En az ortaokul mezunu silahsız alabiliyor. Lise mezunu silahlı alabiliyor. Eğitimden sonra Emniyet’in açtığı sınava giriliyor, kişi 60’ı geçerse kimliğini alıyor. Biz bir okuluz, dersimizi veriyoruz, onlar sınava giriyor. Sene de 5 sınav var, geçerse kimliğini alıyor. Ama 90 saat özel güvenlik yetiştirmeye yetmez. 3 saat kişi koruma, 10 saat kalabalık yönetimi, 5 saat özel güvenlik hukuk, ilkyardım 2 saat, yangın 5 saat, silahlı eğitim 12 saat. Şimdi bu saatlerde kim yetişecek. 12 tane ders var, 90 saate neyi sığdıracaksın. Güvenlik personeli tutanak tutmasını, sevk ve idareyi doğru düzgün bilmez. Bunlarla ilgili de çalışmalar yapıyoruz ama bu saati 180’e çıkartırsan, gerçekten iyi bir hizmet verilebilir. Bizim insanlarımız da bunu sıkıntı yapıyor. 180 saat eğitim göreceğime, ‘çalışmayacağım hiçbir yerde’ diyor” dedi.
Soysal sözlerine şu şekilde devam etti;‘İNSANLAR İŞİNDEN SOĞUYOR’“Yaklaşık 600 kişi çalışıyor bizde. Personellerin şikayetleri olabiliyor. Örneğin siteyi baz alalım. İnsanlara biz hizmet veriyoruz, site de ki insanları mecburen korumak zorundayız. Site yönetimi, bir çalışma çizelgesi veriyor. Buna göre uygulama yapılmasını istiyor. Örneğin, ‘siteye yabancı kimseyi almayacaksın, OGS’si olmayanı almayacaksın’ deniyor. Bu sefer ne oluyor, OGS’sini almayan bir site sakini geliyor, personele hakaret ediyor. O site de 600-700 kişi var, hepsini tanımak zorunda değil ki. Sen bu sitede oturuyorsan üzerine düşen görevleri yap, güvenlikte üzerine düşen görevi yapar. Hakaretlerle karşı karşıya geliyor güvenlik, bu sefer insanları işinden soğutuyorlar. Bu seferde güvenlik, ‘her gelenden laf yiyeceğime basayım düğmeye girsin.’ Bu seferde yönetim ile tartışma çıkıyor. Güvenlik sonra, ‘Ben şimdi her gelenle kavga ediyorum, adam bana hakaret ediyor, başıma iş mi alayım, görevimi mi yapayım, bunu mu yapayım’ diyor. Bunlarla karşı karşıya geldiğin zaman personelin otomatikman morali bozuluyor.
Sonra zaman zaman kendini bilmez personeller kulübeden çıkmıyor, onlardan bazen şikayetler gelebiliyor. Ama ağırlıklı olarak personel halktan şikayet ediyor. İş veren şikayetçi değil, zaman zaman haklı olabiliyor ama o personelin kafasının rahat olması gerek ki daha verimli olabilsin.‘SİLAH KULLANMA YETKİSİ VAR’Silahlı güvenliklerin silahları dolu. Görev alanlarında meşru müdafaa halinde silah kullanma yetkisi var. Görev alanının dışında yapamaz. Bölge içinde vurur seni, ama dışarı da vuramaz. Öldürmeye teşebbüs edemez. Suçlu kaçıyor, peşinden gidersin ama örneğin ayağına sıkarsın etkisiz hale getirmek için, öldüremezsin.‘BATIRIRIM SENİ, PARA ÖDEMEM’Sadece asker ya da polisler özel güvenlik şirketi açmıyor. Kasabı, manavı, terzisi de gidip açabilir, açıyor da. Devletin kurumlarının İSKİ, BEDAŞ, İGDAŞ örneğin bakın hepsinin özel güvenliği hükümetin tanıdık şirketleri. Bu sektörde de var kayırma. İstanbul’da şuan ki partinin elinden iş almak, ihale almak biraz zor. Ben üç sene önce İGDAŞ ihalesine girdim, kazandım. Adam çıktı bana ‘batırırım seni, para ödemem’ dedi. Mecburen çekildim ben. Sana iki ay maaş ödemediğinde o proje de 500 kişi var. Ne yapacaksın o zaman batarsın. Kendi adamına parasını veriyor ama hem de peşin.‘RABBİMİN GÜCÜYLE AYAKTAYIZ’İSKİ, Büyükşehir, Mezarlıklar, İGDAŞ, metro bunların çalışan firmalarına bakın, hepsi beş firmadır. Bir yıl o yapar, iki yıl o yapar. Pasta ortada beş firma ayrı isimler, ama aynı kişilerin arasında döner. Kimisi partinin bir kolunda, kimisi meclis üyesi. Yazık. Biz bu sektörde doğru düzgün bir para göremeyiz. Bir kişi de yüz, yüz elli lira para kazanıyoruz. Rabbimin gücüyle ayaktayız. Başka bir şey yok yani. Hamdolsun, bunca insana ekmek veriyoruz. Onlar doysun, ben aç kalayım hiç önemli değil.‘İŞSİZLİK MAAŞI VERİLMESİN’Ben işsizliğe inanmıyorum. İşsizlik oranı nasıl oluyor, ben kabul etmiyorum. Devlet açmış kapısını adam burada 6 ay çalışıyor, devlet 6 ay da işsizlik maaşı veriyor. Çalışmıyor adam diyor ki 6 ay gezeyim. Vermeyecek, o adam gidip İŞKUR’a kayıt olacak. Biz onlardan eleman talep ediyoruz. Bana şuan 20 tane adam lazım, yok diyorlar. Baktığın zaman bu sektörde çalışan ve işsizlikten yararlanan bir ton insan var. Adamın eli ayağı tutuyor, sen parayı verirsen çalışmaz tabi ki. Belirli bir standart getirmek lazım, sen bunu yaptıktan sonra parayı alabilirsin denmeli. Ben olsam derim ki, tamam sen işsiz mi kaldın. İŞKUR’a müracaat ediyorsun, o sana iş bulamıyorsa o zaman ben sana aylık bağlarım. İŞKUR’unda iyi çalışması lazım. Bütün şirketleri arayacak, örneğin güvenlik şirketini arayacak, elimde adam var diyecek. Devlette aramalı, bölgende oturan 10 tane adam var diyecek. Adam işi mi beğenmiyor yok öyle bir şey. Güvenliğin yaptığı ne var, ‘hoş geldiniz, günaydın, kime geldiniz’ başka bir kelime yok. Yük taşımıyor, taş taşımıyor işi beğenmiyor. O adama da aylık bağlamayacaksın. Bunu yaptığın zaman bu adam gidip, çalışmak zorunda.”
Soysal, ‘İnsanlar iş beğenmemezlik yapmamalı, eğitimini görsün girsin herhangi bir sektöre alanına çalışsın’ diyerek noktaladı.












İş begenilmiyormuş. Bunu söyleyen de sabahtan akşama kadar kışın sıcak yazın buz gibi klimalı odada yan gelip yatan arada bir helaya gitmese hareket dahi etmeyen ve gram ter akitmadan para alan biri mı söylüyor. Madem öyle hodri meydan işinden istifa da etme adamsan git de buz gibi havada savaş cephesi gibi karmakarışık olan fabrika köşelerinde ya da sabahtan akşama kadar milletin dağıttığı kıyafetleri duzle de görelim varsa cesaretin. Ya da beş sene işsiz kal da görelim.
sayın ahmet bey belirtmiş olduğunuz işçi sıkıntınızı işçinin iş beğenmediğini dile getiriyorsunuz. bunun sebebi işçinin işi beğenmemesi değil birazda kendinizde arayın çalıştırdığınız personelin maaşlarını gününde zamanında ödemeyip bugün yarın deyip sallarsanız sizin gibi firmalar tabiki işçi bulmada sıkıntı yaşayacaktır.
sayın ahmet bey 1600 1700 lira maaş veriyoruz iş beğendiremiyoruz diyorsunuz.verdiğiniz maaşı kesmek sizin işiniz.yani 1200 e kadar düşürüp veriyorsunuz.hem ayıp degil mi insan para kazandığı insanlara minnet duyacağı yerde böyle konuşmak hic yakışık alıyor mu?asgari ücretli iş var ama onu da verecek firmalar az..mesela sizin firmada şu ana kadar kaç kişi çalıştı?kac tanesinin hakedişleri ödendi cevabınızı yorumun altına eklemenizi rica ederim saygılar...
sayın ahmet bey konuşmakla olmaz..şimdiye kadar kac kişinin kıdem tazminatını,hakedişlerini vs haklarını ödediniz?sizler sayesinde herkes işinden soğuyor...bahaneye gerek yok..ayrıca bin 600 bin 700 liraya iş veriyoruz diyorsunuz..ipe sapa gelmez bahanelerle kac kişiye tutanak tutup parasını kestiğinizi,evinden ozak yerlere göndererek işten çıkmasına sebeb olduğunuz binlerce insan var..ama nasıl kılıfına uydurup kıvırıyorsunuz anlamadım..neyse mazlumun ahı sizi esir almadan tövbe edip bir an önce almış oldugunuz günahları insanlara haklarını ödeyerek sevaba cevirin...