AK Parti Silivri İlçe Gençlik Kolları Başkanı Ferhat Gezeren, "Ekonominin içine ettiniz, borçlu olmayan tek bir vatandaş bile yok" tepkisiyle karşılaştı. Gezeren, “Tek sorumlu devlet değil” yanıtını verdi.Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Silivri İlçe Gençlik Kolları Başkanı Ferhat Gezeren, arkadaşı olduğunu söylediği birinin, sosyal medyadaki eleştirisine maddeler halinde cevap verdi. “Ekonominin içine ettiniz, borçlu olmayan tek bir vatandaş bile yok. Aldıkları maaşları olduğu gibi borçlarına harcıyorlar” şeklindeki serzenişini yanıtlayan Gezeren, tek sorumlunun devlet olmadığını söyleyerek, vatandaşı işaret etti.
Gezeren’in “Bir ‘Dostumun’ bana serzenişi” adıyla sosyal medyadan yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Lisede hatta ortaöğretim de okuyan kardeşimle, fabrika da çalışan arkadaşlarım eğer dünyanın en zengin insanlarıyla aynı telefonu kullanıyor ve her yıl değiştiriyorsa...
Arabesk müzik eşliğinde, bir kolu dışarda, şehrin sokaklarını sabahtan akşama kadar tavaf edip su gibi benzin yakıyorsa...
İddia bayileri, ganyan bayileri önündeki kuyruklar sokaklara taşıyorsa...
Her gün ortalama 8.00 TL sigaraya veriyorsa...
Borçlu olmasının, maddi zorluklar yaşamasının sorumlusu olarak kendini değil de hükümeti görmesi bana samimi gelmiyor. Yukarıda verdiğim örneklerin hiç birinin de temel ihtiyaç özelliği yok. Bunlar sadece olumsuz borçlanma örnekleriydi.
100.000 - 200.000 TL değerindeki evlerin sahibi olabilmek için kredi borçlanmasına girebilen (eskiden mümkün değildi) ve 5-10 yıl borçlu olarak yaşayıp ev sahibi olanlar... (bende o borçlulardan biriyim)
Aynı şekilde araçlarını ve taşıtlarını yeni alan ya da yenileyenler...
İmkanları ve olanakları değerlendirerek iş kuran, esnaf olan ya da yatırım yapanlar...
Bu örneklerde borçlu olmanın olumlu ya da doğru taraflarını yansıtıyor. Evet, ülkemizde borcu olan ve borçlanan insanların varlığı inkar edilemez bir gerçek. Belki de bu oran geçmişe nazaran çok yüksek. Ama sebepleri ve nedenleri sorgulandığında tek sorumluyu devlet politikaları olarak görmek, tekrar etmek gerekirse bana hiç samimi gelmiyor.
Son olarak; Asgari ücretin ve emekli maaşlarının yetersizliğini, Kamu ve özel sektör çalışanlarının aldığı ücretlerdeki adaletsizliği de kabul ediyorum. Ve bu eksikliklerin de zamanla giderileceği yönündeki umutlarımı kaybetmiyorum.”
Gezeren’in “Bir ‘Dostumun’ bana serzenişi” adıyla sosyal medyadan yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Lisede hatta ortaöğretim de okuyan kardeşimle, fabrika da çalışan arkadaşlarım eğer dünyanın en zengin insanlarıyla aynı telefonu kullanıyor ve her yıl değiştiriyorsa...
Arabesk müzik eşliğinde, bir kolu dışarda, şehrin sokaklarını sabahtan akşama kadar tavaf edip su gibi benzin yakıyorsa...
İddia bayileri, ganyan bayileri önündeki kuyruklar sokaklara taşıyorsa...
Her gün ortalama 8.00 TL sigaraya veriyorsa...
Borçlu olmasının, maddi zorluklar yaşamasının sorumlusu olarak kendini değil de hükümeti görmesi bana samimi gelmiyor. Yukarıda verdiğim örneklerin hiç birinin de temel ihtiyaç özelliği yok. Bunlar sadece olumsuz borçlanma örnekleriydi.
100.000 - 200.000 TL değerindeki evlerin sahibi olabilmek için kredi borçlanmasına girebilen (eskiden mümkün değildi) ve 5-10 yıl borçlu olarak yaşayıp ev sahibi olanlar... (bende o borçlulardan biriyim)
Aynı şekilde araçlarını ve taşıtlarını yeni alan ya da yenileyenler...
İmkanları ve olanakları değerlendirerek iş kuran, esnaf olan ya da yatırım yapanlar...
Bu örneklerde borçlu olmanın olumlu ya da doğru taraflarını yansıtıyor. Evet, ülkemizde borcu olan ve borçlanan insanların varlığı inkar edilemez bir gerçek. Belki de bu oran geçmişe nazaran çok yüksek. Ama sebepleri ve nedenleri sorgulandığında tek sorumluyu devlet politikaları olarak görmek, tekrar etmek gerekirse bana hiç samimi gelmiyor.
Son olarak; Asgari ücretin ve emekli maaşlarının yetersizliğini, Kamu ve özel sektör çalışanlarının aldığı ücretlerdeki adaletsizliği de kabul ediyorum. Ve bu eksikliklerin de zamanla giderileceği yönündeki umutlarımı kaybetmiyorum.”










