AK Parti Silivri’nin duayen isimlerinden Metin Karakaş, ilçe gündeminde adeta bomba etkisi yaratan açıklamalarda bulundu. Ne zamandır bu denli Silivri kamuoyuna açıklamalarda bulunmayan Sayın Karakaş, bir konuştu tam konuştu.
Bu nedenle gazeteci ağabeylerim Refik Bek ve Erhan Kızılyar’ı da tebrik etmek istiyorum.
Siyaset yapmak bir anlamda “seçim kazanma mücadelesi” olurken; diğer yandan bir şehir tasavvuru, bir gelecek iddiası meselesidir. Metin Karakaş’ın son açıklamaları da tam olarak bu çerçevede okunmalı. Metin Başkan için siyaset duayeni ifadesini kullanmam doğru bir telaffuz olacak ki, açıklamalarını izleyenler veya haberlerimizden okuyanlar, yerel siyasetteki bilgeliğini bir kez daha fark edecekler.
Düşüncelerini objektif bir şekilde değerlendirdiğimizde, bir yandan geçmişe vefa, diğer yandan bugüne eleştiri ve geleceğe dair ciddi bir çözüm arayışı içermiyor mu sizce de?
Karakaş’ın en dikkat çekici çıkışlarından biri, belediyeciliğin “kimler tarafından” yapılması gerektiğine dair sorgulaması! Türkiye’de hemen herkesin üzerinde düşünmeden geçtiği bir konuya parmak basıyor ve soruyor: “Bu seçim yasasının kesinlikle değişmesi gerekiyor. Meclis üyesi olma kriterlerinin mutlaka değişmesi gerekiyor. Belediye başkanı seçilme kriterlerinin değişmesi gerekiyor. Belediye başkanı olabilmek için hangi eğitimi almak gerekiyor?”
Şu tespite katılmamak mümkün mü: “Bugün bir berber ya da aşçı olmak için bile eğitim, staj ve sınav süreçlerinden geçilmesi gerekirken; milyonların yaşadığı şehirleri yönetecek kişilerin hiçbir mesleki yeterlilik kriterine tabi olmaması ciddi bir çelişki olarak karşımızda duruyor.”
Karakaş, bu noktadaki eleştirisinde haklı değil mi?
İmar, şehircilik, bütçe yönetimi ve sosyal politika gibi alanlarda bilgi sahibi olmayan kişilerin karar verici konumlara gelmesi, şehirlerin kimliksizleşmesine ve plansız büyümesine yol açıyor. Birçok ilçe örneğinde olduğu gibi, sosyolojik olarak parçalanmış ve altyapıdan yoksun mahallelerin ortaya çıkması tesadüf değil, doğrudan bu yönetim anlayışının sonucu.
Bu tartışmanın bir diğer boyutu ise liyakat. Belediye başkanlığı ve meclis üyeliği, “siyasi sadakatten” öte bir görev değil mi? Nerede bilgi, nerede vizyon ve nerede şehir bilinciyle yürütülmesi gereken görevler? Karakaş’ın ima ettiği gibi, bu alanlarda bir standart getirilmeden şehirlerin sağlıklı gelişmesi oldukça zor görünüyor.
Yine Karakaş’ın açıklamalarında dikkat çeken önemli bir unsur da vefa duygusu.
Son 30 yılda Silivri’de görev yapmış belediye başkanlarını tek tek anması, güzel bir nezaket örneği. CHP’li Selami Değirmenci’den AK Partili Hüseyin Turan’a, CHP’li Özcan Işıklar’dan MHP’li Volkan Yılmaz’a ve son olarak CHP’li Bora Balcıoğlu’na kadar uzanan bir çizgide, siyasi görüş ayrılıklarına rağmen emeği teslim eden bir yaklaşım sergiledi.
Bu isimler arasında özellikle Hüseyin Turan’a ayrı bir parantez açması ise oldukça anlamlı. Karakaş’a göre, Hüseyin Turan, (ki başkanlık döneminde atom karınca diye anılırdı) Silivri’ye adını “altın harflerle yazdıran” bir belediye başkanı. Bunu hem yakın arkadaşı olarak söylüyor hem de aynı ekipte yer almasından dolayı ifade ediyor.
Doğalgazın gelmesi, hastane ve adliye gibi büyük yatırımların hayata geçirilmesi, altyapı sorunlarının çözülmesi gibi hizmetler, yerel yönetimlerin hayatı nasıl doğrudan etkilediğinin en açık göstergesi. Karakaş’ın ifadesiyle “imkânsız denilen” işlerin başarılmış olması, belediyecilikte vizyonun, kararlılık ve uyumun ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor.
“Aday olacak mısınız?” sorusu ile ilgili gelecek seçimlere dair söyledikleri ise en az diğer başlıklar kadar önemli. Geçmişte belediye başkan adaylığı talebinde bulunduğunu açıkça ifade ederek, bugün için “haddini bilmekten” söz etmesi, siyasi hırs ile parti disiplini arasında kurmaya çalıştığı dengeyi gösteriyor.
Siyaset bu, bugüne yarın arasında çok şey değişir ama Karakaş dediği gibi siyasi nezaketi elden bırakmamayı tercih ediyor.
Liyakat vurgusu, geçmişe vefa, bugüne eleştiri ve geleceğe dair ihtiyatlı bir iddia…
Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, Silivri’de önümüzdeki dönemin siyasi aktörleri “kılavuz” niteliğindeki bu sözleri ajandalarına not etseler iyi olur.
Özellikle siyaset düşünenler varsa, bu ifadeleri bir gözden geçirsinler derim.






