AK Parti Silivri İlçe Başkanı Rıfat Kutlu, Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni ve Yazı İşleri Müdürü Alparslan Ermiş ile Gazeteci-Yazar Ahmet Ermiş’i makamında ağırladı. Soruları yanıtlayan Kutlu, Ülke ve yerel gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Sorulardan önce röportaja kendini tanıtarak başlayan Başkan Kutlu, “Fiili olarak AK Parti’yle tanışıklığımız Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde okurken, Gençlik Kolları Üniversiteliler Birim Başkanlığı komisyonunda tanıştık” dedi.AK Parti’ye geçiş döneminden önce, herhangi bir siyasi harekete yakın mıydınız? Rıfat Kutlu: O dönem Ülkücü Hareketin içerisinde çalışma durumum olmuştu. Ailemin bir kısmı ve Iğdırlı olduğum için geniş ailemin büyük bölümü 2000’li yılların başına kadar aktif MHP’liydiler. Hala MHP’de aktif görevi olan akrabalarım var. Ben de yaklaşık 7 aylık bir zaman dilimi içerisinde Ülkücü Hareketteki arkadaşlarımızla birlikte çok faal olmasa da hareketin içerisinde bulundum. Tabi o dönem MHP’nin koalisyon öncesi dönemleriydi. Ama asıl ‘ben harekete geçmeliyim, bu siyaseti harekette olmalıyım’ dediğimiz unsur Sayın Tayyip Erdoğan’ın AK Parti’yi kurmasından sonra gerçekleşti.2007 yılında Gençlik Kolları Başkanı, 2014’te de Meclis Üyesi oldunuz. Bu süreç içerisinde, AK Gençlik tabirinizle alakalı Silivri’deki gençlikte yapmak istediğiniz eksiklik var mıydı? Zaman, teknoloji ve bilgiye ulaşma hareketli bir şekilde geçiyor. Gençlik Kolları dönemimizde de şuanda da aynı duyguları ben yaşıyorum. O dönem ben arazide genç arkadaşlarımıza bunu çok ifade ettim. Yaşımız halen genç bugünde yine aynı temenni de bulunuyorum. Siyasi düşünceleri, konumları ne olursa olsun, ben gençlerin siyasetin içerisinde aktif olmasını çok istedim. Bugünkü düşüncem de halen aynı şekilde. Maalesef 1980’lerde siyasetin acısını yaşayan birçok ailenin evladı günümüzün genç kesimi. Haliyle bu insanlar o günü göz önünde bulundurduklarında, kendi çocuklarını siyasete katmakta çekimser ama günümüz siyaseti bu konuda gayet elverişli bir ortam. Ben bugün eğitimi, donanımı, teknolojiyi kullanma noktasında çok hızlı olan gençliğin, bu enerjisini kendi memleketi, ili ve ilçesinde bir siyasi hareketin içerisinde harcamasını isterim. Bu dönemlerde eksik kaldığımız unsurun bu olduğunu düşünüyorum.İlçe Başkanlığı size tebliğ edilene kadar aklınızda ‘ben İlçe Başkanı, Meclis Üyesi olmak istiyorum, olabilir miyim’ gibi bir soru oldu mu?Her ferdin kendisine yakıştırdığı, şu makamda verimli olabilirim diye düşündüğü bir alan vardır. Ben siyasi hayatım boyunca, onur, gururlu ve şerefli görevlerde bulundum. Ancak hiç birisiyle alakalı hiç talebim olmamıştır. Siyasi büyüklerimizin, direk talepleri doğrultusunda bu görevlere getirildim. Bu görevlere getirilirken de AK Parti ailesinin, teşkilatının tamamında büyük bir desteğini almış birisiyim. Bu noktada arkamızda duran teşkilatımıza çok teşekkür ederim. Üzerimizde çok büyük bir borç, sorumluluk var. Onlara layık olabilecek işler yapıyoruz diye düşünüyorum.Çok zor bir zamanda, 2014 seçimlerinin ardından ilçede düşüşe geçmiş bir AK Parti’de göreve geldiniz. ‘Yapabilir mi, daha genç’ soruları kafalarda oluşturuldu bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?AK Parti 13 yıldır bu ülkenin idaresinde. 90 yıllık cumhuriyet tarihinde yapılmayan hizmetleri yapmış, insani ve beşeri anlamda da birçok düşünceyi ön plana koymuş siyasi hareket. İlçe de yüzde 32’lere düşmesi ciddi manada hak etmediği bir oy oranı. Genel manada yüzde 41’lik oyla 7 Haziran’dan çıkmış AK Parti’de üzülen parti kadroları ile oyunu düşürerek yüzde 25-26’larda, yüzde 13-16 bantlarında ilerleyen siyasi hareketlerin sevincini kıyasladığınız da aslında AK Parti’nin hedefinin ne olduğunu net bir şekilde görmüş oluruz. Bu güne kadar girdiğimiz bütün seçimlere, tek bir hedefimiz oldu. Tek başımıza seçimi almak. Biz bize oy vermeyen seçmene, karşı tarafın bizim seçmenimizi aşağıladığı gibi bir sürecimiz olmadı. Bizi yüzde 50 ile iktidara taşıyan seçmenlerimize de biz teşekkür ettik. Yüzde 41 ile bir koalisyon süreci doğan seçimde de biz seçmelerimize teşekkür ettik. Silivri de AK Parti’de yaşamış olduğu düşüş, Türkiye’de yaşanan düşüşle hemen hemen aynı. Bu tüm ilçelerde söz konusu oldu. AK Parti’yi yıkmak uğruna kendi siyasi ideolojilerini, örf ve adetlerini bir kenara bırakıp birleşen, blok halinde hareket eden bir CHP’yi, MHP’yi, HDP’yi, PKK’yı hatta bir Paralel Örgütü bunun yanında da Doğan Medya’sını ilave ettiğimizde böyle bir tablonun ortaya çıktığını gördüm. Bunu haricinde de CHP İl Başkanı’nın otobüs üstünde, ‘bana bu seçimlerde oy vermiyorsanız, AK Parti’yi düşürmen için gidin malum partiye oy verin’ demesi, bir siyasetçinin ve siyasi hareketin belki tarihinde yaşayacağı kendine en büyük hakarettir. Ben bunu çok üzücü olarak görüyorum. AK Parti 13 yıldır, sahada sadece kendisine oy isteyecek siyasi iradeye sahip. O dönem, kendi siyasi oyunu ‘bu seferlik oyumu şu partiye vereyim, ortamı göreyim’ diyen çok sayıda insanın pişman olduğuna şahitlik ediyoruz.Sizlerin görevi aldıktan sonra, yönetimdeki isimler çok eleştirildi. İşte ‘şu, şu tarafın adamı, bu, bu tarafın adamı’ şeklinde çok eleştirildiniz. İlçe Başkanı olduktan sonraki süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Öncelikle AK Parti İlçe Başkanlığında görev almış olan herkese sevgi ve saygılarımı yolluyorum. İlçe Başkanlığı; gelmesinin zor, çalışmasının zor, sorumluluklarının da bol olduğu bir makam. Siyasi büyüklerimizin bu göreve bizi getirmesi onurlandırdı. Bizi farklılaştırmaya, aramıza nifak tohumları ekmeye çalışan bir kesiminde bu tarz söylemleri bu süreçte gelişti. Öncelikle yönetimim ve dışında kalan bütün arkadaşlarda dahil olmak üzere, AK Parti yekvücut. Gelmiş geçmiş bütün teşkilat mensupları, şuanda arazide partimiz için çalışıyor. Böyle bir sürecin yaşanmasına vesile olduğum için çok mutluyum. Bize desteklerini esirgemeyen bütün teşkilat mensuplarımıza tekrar tekrar teşekkür ediyorum. AK Parti İlçe Başkanlığı koltuğunun siyasi manada birilerinin ceketinin altına sokulamayacak kadar büyük olduğunu herhalde kamuoyu da biliyordur. Bu noktada bize yakıştırdıkları isimler elbette vardır ama bu güne kadar bu parti için ter akıtmış herkese aynı yakınlıktayız. Her birisiyle çalışmaktan çok büyük mutluluk duyduk.Önümüzde 1 Kasım seçimleri var. 7 Haziran da alınan yüzde 41’lik sonucun değişebileceğini düşünüyor musunuz?7 Haziran seçimlerinde oluşturulan algı çerçevesinde, üçüncü bir siyasi hareketin AK Parti iktidarını düşürmek adına mecliste olmasına bir üst akıl tarafından karar verilen siyasi olay var. Bu çerçeve de aynı siyasi partiye, aynı ortamda oy taşıyan siyasi harekete şahit olduk. Bu çerçevede özellikle Kürt kökenli vatandaşlarımız başta olmak üzere HDP’ye, Kürt vatandaşlarımızın birikmiş sıkıntılarına çözüm bulma noktasında, sırtını Kürt vatandaşlarımıza dayayarak, harekete çıkan bir siyasi parti algısında HDP’ye oy verdiler. Bu arkadaşlar, sırtını Kürt kökenli vatandaşlarımıza değil, PKK’ya, PYD’ye ve YPG’ye dayayan arkadaşlar. Seçmen bunun farkına vardı.İDAMI ENGELLEYEN İMZAYI ATARKEN
BAHÇELİ'NİN KIRMIZIÇİZGİLERİ NEREDEYDİ?Yine Milliyetçi Hareket Partisi’ndeki arkadaşlarımız, vatanına, milletine, bayrağına saygı duyan her milliyetçi arkadaşımı, Ülkücü arkadaşımı yürekten tebrik ediyor, kutluyorum. Milletçe bizim bu hassasiyetlerimiz ortada. Milliyetçi Hareket Partisi çerçevesinde; MHP’ye destek veren birçok vatandaşımız, ‘AK Parti yine tek başına iktidar olacak ve MHP, AK Parti ile koalisyon hükümeti kuracak’ diyerek, MHP’yi bu ülkenin bir anahtarı, kilidi olarak değerlendirip, oy veren bir seçmen kitlesi vardı. Bu arkadaşlarımızın da birçoğu gördü ki, maalesef Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP, bu ülkenin bir anahtarı bir kilidi olma misyonundan daha ziyade bu ülkenin ayaklarına ve ellerine bir kelepçe görevi gördüğüne şahit oldu. Seçimden önce bir araya gelen bu ittifak temsilcileri, seçimden sonra sonraki seçimi düşünerek memleket ne olursa olsun diyerek bir araya gelmediler ve iddia ettikleri blok siyaseti çöktü. Ülke yönetim basit bir şey değil.
AK Parti burada, MHP ve CHP ile kurmaya çalıştığı ittifaklar, bu düşünce içinde hayata geçmemiştir. Yine MHP’de ‘Bizim kırmızıçizgilerimiz bunlardır’ diyen bir Devlet Bahçeli vardı. İnanıyorum ki bir çok Ülkücü ve Milliyetçi arkadaşımız da dahil olmak üzere Sayın Bahçeli’ye şu soruyu sormuşlardır, ‘Geçmiş dönemdeki Başbakan Yardımcısı olan Devlet Bahçeli’nin, aynı kırmızı çizgileri Abdullah Öcalan’ın idamının iptal edilmesi kararının altına imza atarken de aklından geçirmiş midir?’ O dönem kırmızıçizgisi olmayan bir Bahçeli’nin bugün, sırf AK Parti ile koalisyon kurmamak adına saçma sapan nedenlerle kendine bir kırmızıçizgi oluşturması ‘Zaten ben koalisyon kurmak istemiyorum’ söylemini açık bir göstergesi. Seçmen bunu çok iyi analiz etmiştir.MERAL ABLA SİYASETİN
DIŞINDA BIRAKILMIŞTIR!Ben Milliyetçi arkadaşlarımıza şunu ifade etmek istiyorum. Allah rahmet eylesin Alparslan Türkeş’in ardından Bahçeli’nin yönetimindeki MHP, Ülkücü camiayı temsilden uzak hale gelmiştir. Bölgemizde çok sevilen Meral Abla(Akşener) ki bugün siyasetin dışına bırakılmıştır. Bende Iğdır’lıyım. Sinan Oğan’ın özellikle Iğdır üzerinde hem MHP, hem de Iğdırlı vatandaşlarımızın büyük etkisi olan bir ismin, MHP’nin dışına itilmesi, yine buna paralel olarak bu siyasi hareketin dava adamı olan, bu davaya kanını canını veren Rahmetli Alparslan Türkeş’in iki evladının da bu partinin dışına bırakılması, bugünkü MHP’nin geldiği çizgiyi maalesef ifade ediyor.AK PARTİ’DE SİYASET
YAPMALARI BİR MESAJDIR!Bunun tam tersine baktığımızda Ülkücü hareket içerisinde geçmiş dönemlerde siyaset yapan birçok insanın AK Parti saflarında yer alması, Ülkücülük kelimesinin nerede temsil edildiğinin en büyük göstergesidir diye düşünüyorum. Bugün Ülkü Ocakları kurucu Genel Başkanının, İl ve İlçe teşkilatlarında önemli isimlerin ve Alparslan Türkeş’in her iki evladının da AK Parti’de siyaset yapması bir mesajdır.MEMLEKET MESELESİ İÇİN!Her şeye ‘hayır’ diyen Devlet Bahçeli’nin yönetimindeki MHP'nin bu ülkenin Ülkücü vatandaşlarına vereceği hiçbir mesaj kalmamıştır. Birçok vatandaşımızın da bize teveccüh etmesi, Milliyetçi Hareket ile birlikte Allah rahmet eylesin Muhsin Yazıcıoğlu Başkanın teşkilatlarının da AK Parti’ye ‘memleket meselesi olduğu için bu saftayız’ diyerek katılması, herhalde en önemli Milliyetçilik çizgisinin nerede temsil edildiğinin de göstergesidir.MHP’den AK Parti’ye oy kayacağını düşünüyor musunuz?MHP’de bir düşüş olacağını düşünüyorum. Anket sonuçları bunu gösteriyor. Bugünkü düşünce ile idare edilen MHP’nin tersi bir sürecin yaşanması durumu da çok mantıklı gelmiyor. Son seçimlerde İstanbul gibi bir kentte, dördüncü parti olan bir MHP var. Yine mecliste temsil sayısı HDP’den düşük olan bir MHP var.Silivri Belediye Meclisinde bir tane de olsa MHP’li bir üyenin olmasını ister miydiniz? Temsilin sandığı yansıması noktasında elbette olmasını ben çok isterim. Birçok arkadaşla karşılaştığımızda kendilerine ifade ettiğimiz husustur bu. Genel seçimlerde yüzde 13-14 bantlarında hareket eden bir siyasi partinin, belediye seçimlerinde meclise bir kişi sokamaması aslında büyük bir soru işaretidir.CHP, MHP ve HDP’den AK Parti’ye geçişler var. Görüşleri tamamen zıt olan partilerin AK Parti’de birleşmesinin nedeni sizce nedir?Öncelikle diğer 3 siyasi partiden bahsetmek isterim. Atatürk çizgisinde olduğunu söyleyen bir CHP, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büstünü yakan, yıkan bir PKK’ya ve onun uzantısı olan siyasi harekete oy taşıyan bir parti oldu. Yine MHP’nin milliyetçilik ve Ülkücülük çizgisinin dışında, bu ülkenin ayağına prangalar oluşturacak, bu ülkenin el ve ayaklarına kelepçe takacak, bu ülkenin dar zamanlarında bir kilit olması gereken bir MHP’nin, tam tersine süreci tıkayan bir siyasi çizgiye geçtiğine şahit olduk. Yine özgürlük, demokrasi, barış, kardeşlik ifadeleriyle yola çıkan bir HDP’nin ülkemizde yıllardır doğuyu ve güneydoğuyu kana bulayan, bu ülkenin şehit vermesine vesile olan siyasi partinin ‘Ben sırtımı PKK’ya, PYD’ye,YPG’ye dayadım’ söylemini birlikte değerlendirdiğimizde, her üç siyasi partinin de asıl temsil etmesi gereken çizginin ne kadar dışında olduklarına hep birlikte şahit oluyoruz. Bunun dışında AK Parti’yi değerlendirmek gerekirse, burada iki tane anayol var. Bir tanesi AK Parti döneminde istikrara kavuşan bir Türkiye’yi değerlendirdiğimizde, dünya haritasında bir ateş çemberi içerisinde kalan bir istikrar abidesidir Türkiye. Irak, Suriye, Ukrayna, Kırım bir ateş topu, Yunanistan ekonomik dar boğazda, bu ateş çemberi içerisinde istikrarı ve huzuru olan tek partidir Türkiye. Şimdi Türkiye’nin bu müreffeh ortamından rahatsız olan güçler, elbette yeri geldiğinde bu ülkeyi de karıştırmaya çalışacaklardır. Maalesef en son yaşanan olaylarda buna şahit olduk.DİKKATLER BAŞKA TARAFA ÇEKİLİYOR!Türkiye ne zaman şaha kalksa, önemli bir projesini açıklasa, istikrarına istikrar eklese bu ülkede dikkatleri başka tarafa dağıtacak muhakkak farklı bir hadiseyle karşı karşıya kalıyoruz. Bunun işte bir örneği de üçüncü boğan köprüsünü Marmara’nın gerdanına tabiri caizse taktığımızda, ilk temellerini attığımızda ve bununla birlikte Avrupa’nın en büyük havaalanının temel atma sürecine ülkemiz geldiğinde bunu örtbas etmek adına bir gezi hareketi oluşturuldu. Orada doğaya ağaca önem veren samimi vatandaşlarımızın da işin içerisinde bulunup, daha sonra bunları fark ederek geriye çekilip meydanlarda tamamıyla karmaşıklığı AK Parti iktidarına karşı duyulan kini, nefreti sokaklara dağıtan, esnafın camını kepengini kıran, tabiri caizse bir terörizmi Taksim’de ortaya koyan bir iradeye şahit olduk. Yine dikkat çekicidir. Türkiye ilk yerli uydusunu uzaya fırlattığının hemen ertesinde ODTÜ’lü öğrencilerin Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yol planından sebep, üniversiteyi birbirine katması ve buna bağlı olarak Ankara’yı da içine alan bir harekete dönüştürmesi kafalarda soru işaretidir. Buralarda vatandaşlarımızın uyanık ve duyarlı olmasını istiyorum. Bu tamamıyla ülkemizin gelişmesine, istikrarına, huzuruna kast eden, Türkiye’nin diğer etrafımızdaki ülkelere dönüşmesini isteyen bir üst akılın ülke de sokmak istediği kargaşadır.
Türk milleti buna benzer hadiseleri topyekun bertaraf edecektir.AK PARTİ, TÜRKİYE PARTİSİDİR!Bu siyasi partilerin, bu tarz faaliyetlere destek vermesi seçmenlerinin kafasında bir soru işareti bıraktığı için AK Parti’ye geçişlerin olduğunu düşünüyorum. AK Parti’ye geçişlerin olması gösteriyor ki bu ülkenin tamamına hitap eden, bu ülkenin Kırklareli’sinden Hakkari’sine kadar tamamında oy alabilen siyasi partinin ancak bu ülkeye hitap edebileceğini seçmenin gördüğünü düşünüyorum. Türkiye’nin tamamında belediye seçimi kazanan, milletvekili çıkartan tek parti AK Parti’dir. AK Parti, tüm etnik kökenin temsilcisi olduğu siyasi partidir.Cumhurbaşkanının tarafsız olduğunu ve miting yapmasını doğru buluyor musunuz?Recep Tayyip Erdoğan, halkın oyuyla seçilmiş ilk ve tek cumhurbaşkanı. Türkiye’nin en önemli koltuğu olan bir koltukta oturan liderin bu ülkenin bütün meselelerine verecek bir cevabı olmalıdır. Ülkemiz bu güne kadar Çankaya Köşkü’nün içerisinde yurt dışından gelen misafirleri ağırlayan ve uğurlayan cumhurbaşkanları gördü. Recep Tayyip Erdoğan, diğer cumhurbaşkanlarından farklıdır. Halkın oyuyla seçilmiş ve nerede duracağını halkın karar vereceği bir cumhurbaşkanının örnek veriyorum kendi Çankaya Köşkü’ne hapsetmesi herhalde o seçmene saygısızlıktır. Seçimde Recep Tayyip Erdoğan’a ülkeme bir zarar, benim hakkıma bir zarar geldiği zaman konuşsun diye oy veren bir seçmenim. Sen ülke meselelerini konuşma, haksızlıklara karşı konuşma, sadece hanımefendi ile birlikte bürokrasi adabı çerçevesinde ağırla gönder demek bana göre cumhurbaşkanlığı makamına hakarettir diye düşünüyorum. Benim seçtiğim cumhurbaşkanı meydanlarda konuşmalı. Dar gelirli bir vatandaşımızı çat kapı ziyaret eden bir cumhurbaşkanımız var. Biz böyle bir Cumhurbaşkanı hayal ediyorduk. Şu görülmeli ki, Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52’lik bir kesimin oyuyla o makama gelen bir liderdir.1 Kasım seçimlerinde, 7 Haziran’a nazaran sonuçların değişeceğini düşünüyor musunuz?Son iki üç aydır yaşanan hadiselerle gördük ki başsız ülke olmaz. Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti’nin kazanımlarının devam etmesi noktasında AK Parti’ye ciddi bir destek çıkacağını düşünüyorum. Yaptığımız anket çalışmalarında bunu görüyoruz ama en iyi anket tabi ki de sandıktır. Sandıktan çıkan o tercihe de bütün siyasi partiler ve siyasetçiler saygı duymalıyız. AK Parti’nin bu seçimde tek başına iktidar olacağına inanıyorum.Silivri sizce İstanbul ve Türkiye’de hak ettiği konumda mı?İstanbul’un 39 ilçesini tek tek incelediğimizde Silivri bu ilçeler içerisinde en şanslı ilçelerden biri. İyi bir ekip tarafından yönetilirse, Silivri İstanbul’un en gelişmiş ilçelerinden bir tanesi olabilir. Silivri İstanbul’a göre belediyecilik tarihi en eski ilçelerden birisi. Silivri’nin belediyecilik tarihinden sonra ilçe pozisyonuna geçen gelişmişliği ve kalkınmışlık konusunda Silivri’nin gerisinde olan ilçeler, bugün Silivri’mizi üçe dörde katlayacak bir boyuta geldi. Silivri çok iyi yönetilemeyen bir ilçe. Silivri’de bugüne kadar kazanılmayan birçok hizmet 2004-2009 yılları arasında kazandırıldı. Silivrililerin hayatına dokunacak, güzel imkanlar sunacak ne çalışma varsa tamamı AK Belediyecilik döneminde kazandırılan hizmetler. Biz isterdik ki bu hizmetlerin devamını getirelim. Bu süre çerçevesinde çok net bir şekilde gördük ki, AK Parti belediye yönetiminden çıkan bir Silivri, maalesef bizden çıktığı gibi duruyor. Silivri’yi yönetenlerin siyasi beceriksizliğinden dolayı, dipte kaldığını ve bu şekilde Silivri’nin bir adım daha ileri gitmeyeceğini meclis üyesi olarak ifade edebilirim. Bu kadar hizmete aç bir Silivri’nin 160 Trilyon gibi bir bütçe ayrılması, gösteriyor ki 2016 yılında da her hangi bir hizmet getirilemeyecek. Çünkü bu 160 Trilyon’un yaklaşık yüzde 90’ı personel giderleri, belediye rutin giderleri, özel kalem harcamaları, banka faizleri gibi harcamalar yapılıyor. Geriye kalan ancak rakama dönüştürülecek bir bütçe var, böyle bir bütçe ile de Silivri’ye hiçbir şeyin yapılamayacağını görüyoruz.Bir belediye bütçesini kendine kaynak yaratarak arttıramaz mı?Bunun için belediyenin kendine kaynaklar üretmesi gerekiyor. Silivri’de hazırdan yiyen bir belediyecilik anlayışı ile yönetiliyor. Çok sık şahit olduk. Alipaşa’da ve Selimpaşa’da başta olmak üzere ‘sat babam’ mantığıyla hizmet yapmaya çalışan bir belediye var. Hazıra dağ dayanmaz atasözümüz var. Burada sadece hazırla geçinen bir belediye var. Silivri’de yağ var, şeker var, un var ama helva yapacak ustamız yok. Onu da inşallah 2019’dan sonra AK Belediyecilikle tanışan bir Silivri, bu hizmetlere kaldığı yerden devam edecek.Silivri’de sıralama yapsak, sizin gözünüzde en önemli eksikler nelerdir?Silivri’de bir kültür merkezinin olmayışı, siyasilerin de büyük bir ayıbıdır. AK Partili dönemde Kültür Merkezi yapılması için ayrılan bir arazi vardı. Hafriyatı toplanmış, grobetonu atışmış bir alan. Eğer görevde kalsaydık bugün bir Kültür Merkezi’miz olacaktı. Tiyatro’dan sinemaya birçok faaliyetin gerçekleşeceği bir merkez oluşturmak bizim hedefimizdi. Sayın Özcan Işıklar’ında 2009 seçmenine vaat ettiği bir hizmetti. 6 yıl geçmesine rağmen, bir dönem orayı tabela ile zenginleştirdi. İkincisi otopark sıkıntısı, özellikle yaz aylarında. Kaymakamlık arkasına bir otopark projesi yapıldı, İSKİ’nin kendi yeri vardı orada, ‘onu kaldırmıyorlar’ diyerek siyaset yaptı. İSKİ’yi sırf Silivri otoparka kavuşsun diye kiralık bir bina da tuttuk. Bina yıkılsın, otoparka başlayacağım diyen düşünce, iki buçuk, üç yıldır anıtları da içine katarak uzatıp duruyor. Şuan ki bütçe ile de otoparkın hayata geçmesinin imkansız olduğunu görüyoruz. Bunlar ancak AK Parti belediyeciliğinde hayata geçecek.İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ilçemizde bu çalışmaları olamaz mı?Silivri halkımızın gençliğimizin böyle bir hizmeti hak ettiğini düşünüyoruz. Silivri Belediyesi’nin bunu yapamadığına şahit olduk. Silivri Belediyesi bunu gerçekleştiremese de, Büyükşehir Belediyemizin imkanları çerçevesinde inşallah Silivri’ye kazandırma gayretimiz olacak. Büyükşehir’i sadece Silivri’ye yatırım yapan bir ilçe olarak düşünmemek lazım. 39 ilçeye aynı anda hizmet götüren büyük bir belediye. Silivri’de özellikle Kültür Merkezi yapımı öncesinde getirilmesi gereken hizmetler var. Büyükşehir ekibi, şuanda Silivri’de 5-6 ekiple ayrı ayrı çalıştığına şahit olacaksınız. Köylerimizde İSKİ ve doğalgaz çalışmaları var. Değirmenköy’de çalışmalarımız var. Deniz kirliliğini bertaraf edecek biyolojik arıtma tesisisin faaliyete geçmesi var. Okullarımıza kazandırdığımız spor salonları, Hasan Özvarnalı’ya temel atıldı çalışma devam ediyor. Silivri’de baktığınızda bir çekiç sesi duyuyorsanız, bu hizmetlerin altında Büyükşehir Belediyesi’nin ve Kadir Topbaş’ın imzasının olduğunu görürüz. Sayın Belediye Başkanı ben yapamıyorum derse, Kültür Merkezi içinde gerekli çalışmayı yapmak için gayret gösteririz.Son olarak Silivri ve Türkiye seçmenine vermek istediğiniz bir mesaj var mı?Öncelikle seçimlerimizin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Ben özellikle Silivrili hemşerilerimizden hangi siyasi partiye oy verirseler versinler, sandığa gidip, oylarını kullanmalarını istiyorum. Halkın iradesinin sandığa tam anlamıyla yansıması adına, seçmenlerimiz sandığa gitmeli. Ülkemizin içine sokulmaya çalışıldığı bir kardeşlik ortamında, hepimizin siyasi ideolojilerimizi bir kenara bırakıp, ülkenin menfaati neredeyse onun yanında yer almalıyız. Bu seçim bir ideoloji seçimi değil, burada ülkemizin ve devletimizin yanında yer alma seçimidir. Vatandaşlarımız ben nerede durması gerektiğini anladı. PKK’ya sırtını dayadığını ifade eden bir siyasi hareket var. Bugün kendini daraltıp içindeki siyasi dinamiklerin tamamını dışarıda bırakan bir MHP var. Bugün kendi siyasi partisine değil, meydanlarda HDP’ye oy isteyen bir CHP var. Bunları birlikte düşündüğümüzde halkımız bu ülkenin tamamını kapsayan AK Parti’de bulaşacağına inanıyorum. Bu çerçevede 1 Kasım seçimleri, Silivri’mize ve Ülkemize hayırlı uğurlu olsun.
Sorulardan önce röportaja kendini tanıtarak başlayan Başkan Kutlu, “Fiili olarak AK Parti’yle tanışıklığımız Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde okurken, Gençlik Kolları Üniversiteliler Birim Başkanlığı komisyonunda tanıştık” dedi.AK Parti’ye geçiş döneminden önce, herhangi bir siyasi harekete yakın mıydınız? Rıfat Kutlu: O dönem Ülkücü Hareketin içerisinde çalışma durumum olmuştu. Ailemin bir kısmı ve Iğdırlı olduğum için geniş ailemin büyük bölümü 2000’li yılların başına kadar aktif MHP’liydiler. Hala MHP’de aktif görevi olan akrabalarım var. Ben de yaklaşık 7 aylık bir zaman dilimi içerisinde Ülkücü Hareketteki arkadaşlarımızla birlikte çok faal olmasa da hareketin içerisinde bulundum. Tabi o dönem MHP’nin koalisyon öncesi dönemleriydi. Ama asıl ‘ben harekete geçmeliyim, bu siyaseti harekette olmalıyım’ dediğimiz unsur Sayın Tayyip Erdoğan’ın AK Parti’yi kurmasından sonra gerçekleşti.2007 yılında Gençlik Kolları Başkanı, 2014’te de Meclis Üyesi oldunuz. Bu süreç içerisinde, AK Gençlik tabirinizle alakalı Silivri’deki gençlikte yapmak istediğiniz eksiklik var mıydı? Zaman, teknoloji ve bilgiye ulaşma hareketli bir şekilde geçiyor. Gençlik Kolları dönemimizde de şuanda da aynı duyguları ben yaşıyorum. O dönem ben arazide genç arkadaşlarımıza bunu çok ifade ettim. Yaşımız halen genç bugünde yine aynı temenni de bulunuyorum. Siyasi düşünceleri, konumları ne olursa olsun, ben gençlerin siyasetin içerisinde aktif olmasını çok istedim. Bugünkü düşüncem de halen aynı şekilde. Maalesef 1980’lerde siyasetin acısını yaşayan birçok ailenin evladı günümüzün genç kesimi. Haliyle bu insanlar o günü göz önünde bulundurduklarında, kendi çocuklarını siyasete katmakta çekimser ama günümüz siyaseti bu konuda gayet elverişli bir ortam. Ben bugün eğitimi, donanımı, teknolojiyi kullanma noktasında çok hızlı olan gençliğin, bu enerjisini kendi memleketi, ili ve ilçesinde bir siyasi hareketin içerisinde harcamasını isterim. Bu dönemlerde eksik kaldığımız unsurun bu olduğunu düşünüyorum.İlçe Başkanlığı size tebliğ edilene kadar aklınızda ‘ben İlçe Başkanı, Meclis Üyesi olmak istiyorum, olabilir miyim’ gibi bir soru oldu mu?Her ferdin kendisine yakıştırdığı, şu makamda verimli olabilirim diye düşündüğü bir alan vardır. Ben siyasi hayatım boyunca, onur, gururlu ve şerefli görevlerde bulundum. Ancak hiç birisiyle alakalı hiç talebim olmamıştır. Siyasi büyüklerimizin, direk talepleri doğrultusunda bu görevlere getirildim. Bu görevlere getirilirken de AK Parti ailesinin, teşkilatının tamamında büyük bir desteğini almış birisiyim. Bu noktada arkamızda duran teşkilatımıza çok teşekkür ederim. Üzerimizde çok büyük bir borç, sorumluluk var. Onlara layık olabilecek işler yapıyoruz diye düşünüyorum.Çok zor bir zamanda, 2014 seçimlerinin ardından ilçede düşüşe geçmiş bir AK Parti’de göreve geldiniz. ‘Yapabilir mi, daha genç’ soruları kafalarda oluşturuldu bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?AK Parti 13 yıldır bu ülkenin idaresinde. 90 yıllık cumhuriyet tarihinde yapılmayan hizmetleri yapmış, insani ve beşeri anlamda da birçok düşünceyi ön plana koymuş siyasi hareket. İlçe de yüzde 32’lere düşmesi ciddi manada hak etmediği bir oy oranı. Genel manada yüzde 41’lik oyla 7 Haziran’dan çıkmış AK Parti’de üzülen parti kadroları ile oyunu düşürerek yüzde 25-26’larda, yüzde 13-16 bantlarında ilerleyen siyasi hareketlerin sevincini kıyasladığınız da aslında AK Parti’nin hedefinin ne olduğunu net bir şekilde görmüş oluruz. Bu güne kadar girdiğimiz bütün seçimlere, tek bir hedefimiz oldu. Tek başımıza seçimi almak. Biz bize oy vermeyen seçmene, karşı tarafın bizim seçmenimizi aşağıladığı gibi bir sürecimiz olmadı. Bizi yüzde 50 ile iktidara taşıyan seçmenlerimize de biz teşekkür ettik. Yüzde 41 ile bir koalisyon süreci doğan seçimde de biz seçmelerimize teşekkür ettik. Silivri de AK Parti’de yaşamış olduğu düşüş, Türkiye’de yaşanan düşüşle hemen hemen aynı. Bu tüm ilçelerde söz konusu oldu. AK Parti’yi yıkmak uğruna kendi siyasi ideolojilerini, örf ve adetlerini bir kenara bırakıp birleşen, blok halinde hareket eden bir CHP’yi, MHP’yi, HDP’yi, PKK’yı hatta bir Paralel Örgütü bunun yanında da Doğan Medya’sını ilave ettiğimizde böyle bir tablonun ortaya çıktığını gördüm. Bunu haricinde de CHP İl Başkanı’nın otobüs üstünde, ‘bana bu seçimlerde oy vermiyorsanız, AK Parti’yi düşürmen için gidin malum partiye oy verin’ demesi, bir siyasetçinin ve siyasi hareketin belki tarihinde yaşayacağı kendine en büyük hakarettir. Ben bunu çok üzücü olarak görüyorum. AK Parti 13 yıldır, sahada sadece kendisine oy isteyecek siyasi iradeye sahip. O dönem, kendi siyasi oyunu ‘bu seferlik oyumu şu partiye vereyim, ortamı göreyim’ diyen çok sayıda insanın pişman olduğuna şahitlik ediyoruz.Sizlerin görevi aldıktan sonra, yönetimdeki isimler çok eleştirildi. İşte ‘şu, şu tarafın adamı, bu, bu tarafın adamı’ şeklinde çok eleştirildiniz. İlçe Başkanı olduktan sonraki süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Öncelikle AK Parti İlçe Başkanlığında görev almış olan herkese sevgi ve saygılarımı yolluyorum. İlçe Başkanlığı; gelmesinin zor, çalışmasının zor, sorumluluklarının da bol olduğu bir makam. Siyasi büyüklerimizin bu göreve bizi getirmesi onurlandırdı. Bizi farklılaştırmaya, aramıza nifak tohumları ekmeye çalışan bir kesiminde bu tarz söylemleri bu süreçte gelişti. Öncelikle yönetimim ve dışında kalan bütün arkadaşlarda dahil olmak üzere, AK Parti yekvücut. Gelmiş geçmiş bütün teşkilat mensupları, şuanda arazide partimiz için çalışıyor. Böyle bir sürecin yaşanmasına vesile olduğum için çok mutluyum. Bize desteklerini esirgemeyen bütün teşkilat mensuplarımıza tekrar tekrar teşekkür ediyorum. AK Parti İlçe Başkanlığı koltuğunun siyasi manada birilerinin ceketinin altına sokulamayacak kadar büyük olduğunu herhalde kamuoyu da biliyordur. Bu noktada bize yakıştırdıkları isimler elbette vardır ama bu güne kadar bu parti için ter akıtmış herkese aynı yakınlıktayız. Her birisiyle çalışmaktan çok büyük mutluluk duyduk.Önümüzde 1 Kasım seçimleri var. 7 Haziran da alınan yüzde 41’lik sonucun değişebileceğini düşünüyor musunuz?7 Haziran seçimlerinde oluşturulan algı çerçevesinde, üçüncü bir siyasi hareketin AK Parti iktidarını düşürmek adına mecliste olmasına bir üst akıl tarafından karar verilen siyasi olay var. Bu çerçeve de aynı siyasi partiye, aynı ortamda oy taşıyan siyasi harekete şahit olduk. Bu çerçevede özellikle Kürt kökenli vatandaşlarımız başta olmak üzere HDP’ye, Kürt vatandaşlarımızın birikmiş sıkıntılarına çözüm bulma noktasında, sırtını Kürt vatandaşlarımıza dayayarak, harekete çıkan bir siyasi parti algısında HDP’ye oy verdiler. Bu arkadaşlar, sırtını Kürt kökenli vatandaşlarımıza değil, PKK’ya, PYD’ye ve YPG’ye dayayan arkadaşlar. Seçmen bunun farkına vardı.İDAMI ENGELLEYEN İMZAYI ATARKEN
BAHÇELİ'NİN KIRMIZIÇİZGİLERİ NEREDEYDİ?Yine Milliyetçi Hareket Partisi’ndeki arkadaşlarımız, vatanına, milletine, bayrağına saygı duyan her milliyetçi arkadaşımı, Ülkücü arkadaşımı yürekten tebrik ediyor, kutluyorum. Milletçe bizim bu hassasiyetlerimiz ortada. Milliyetçi Hareket Partisi çerçevesinde; MHP’ye destek veren birçok vatandaşımız, ‘AK Parti yine tek başına iktidar olacak ve MHP, AK Parti ile koalisyon hükümeti kuracak’ diyerek, MHP’yi bu ülkenin bir anahtarı, kilidi olarak değerlendirip, oy veren bir seçmen kitlesi vardı. Bu arkadaşlarımızın da birçoğu gördü ki, maalesef Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP, bu ülkenin bir anahtarı bir kilidi olma misyonundan daha ziyade bu ülkenin ayaklarına ve ellerine bir kelepçe görevi gördüğüne şahit oldu. Seçimden önce bir araya gelen bu ittifak temsilcileri, seçimden sonra sonraki seçimi düşünerek memleket ne olursa olsun diyerek bir araya gelmediler ve iddia ettikleri blok siyaseti çöktü. Ülke yönetim basit bir şey değil.
AK Parti burada, MHP ve CHP ile kurmaya çalıştığı ittifaklar, bu düşünce içinde hayata geçmemiştir. Yine MHP’de ‘Bizim kırmızıçizgilerimiz bunlardır’ diyen bir Devlet Bahçeli vardı. İnanıyorum ki bir çok Ülkücü ve Milliyetçi arkadaşımız da dahil olmak üzere Sayın Bahçeli’ye şu soruyu sormuşlardır, ‘Geçmiş dönemdeki Başbakan Yardımcısı olan Devlet Bahçeli’nin, aynı kırmızı çizgileri Abdullah Öcalan’ın idamının iptal edilmesi kararının altına imza atarken de aklından geçirmiş midir?’ O dönem kırmızıçizgisi olmayan bir Bahçeli’nin bugün, sırf AK Parti ile koalisyon kurmamak adına saçma sapan nedenlerle kendine bir kırmızıçizgi oluşturması ‘Zaten ben koalisyon kurmak istemiyorum’ söylemini açık bir göstergesi. Seçmen bunu çok iyi analiz etmiştir.MERAL ABLA SİYASETİN
DIŞINDA BIRAKILMIŞTIR!Ben Milliyetçi arkadaşlarımıza şunu ifade etmek istiyorum. Allah rahmet eylesin Alparslan Türkeş’in ardından Bahçeli’nin yönetimindeki MHP, Ülkücü camiayı temsilden uzak hale gelmiştir. Bölgemizde çok sevilen Meral Abla(Akşener) ki bugün siyasetin dışına bırakılmıştır. Bende Iğdır’lıyım. Sinan Oğan’ın özellikle Iğdır üzerinde hem MHP, hem de Iğdırlı vatandaşlarımızın büyük etkisi olan bir ismin, MHP’nin dışına itilmesi, yine buna paralel olarak bu siyasi hareketin dava adamı olan, bu davaya kanını canını veren Rahmetli Alparslan Türkeş’in iki evladının da bu partinin dışına bırakılması, bugünkü MHP’nin geldiği çizgiyi maalesef ifade ediyor.AK PARTİ’DE SİYASET
YAPMALARI BİR MESAJDIR!Bunun tam tersine baktığımızda Ülkücü hareket içerisinde geçmiş dönemlerde siyaset yapan birçok insanın AK Parti saflarında yer alması, Ülkücülük kelimesinin nerede temsil edildiğinin en büyük göstergesidir diye düşünüyorum. Bugün Ülkü Ocakları kurucu Genel Başkanının, İl ve İlçe teşkilatlarında önemli isimlerin ve Alparslan Türkeş’in her iki evladının da AK Parti’de siyaset yapması bir mesajdır.MEMLEKET MESELESİ İÇİN!Her şeye ‘hayır’ diyen Devlet Bahçeli’nin yönetimindeki MHP'nin bu ülkenin Ülkücü vatandaşlarına vereceği hiçbir mesaj kalmamıştır. Birçok vatandaşımızın da bize teveccüh etmesi, Milliyetçi Hareket ile birlikte Allah rahmet eylesin Muhsin Yazıcıoğlu Başkanın teşkilatlarının da AK Parti’ye ‘memleket meselesi olduğu için bu saftayız’ diyerek katılması, herhalde en önemli Milliyetçilik çizgisinin nerede temsil edildiğinin de göstergesidir.MHP’den AK Parti’ye oy kayacağını düşünüyor musunuz?MHP’de bir düşüş olacağını düşünüyorum. Anket sonuçları bunu gösteriyor. Bugünkü düşünce ile idare edilen MHP’nin tersi bir sürecin yaşanması durumu da çok mantıklı gelmiyor. Son seçimlerde İstanbul gibi bir kentte, dördüncü parti olan bir MHP var. Yine mecliste temsil sayısı HDP’den düşük olan bir MHP var.Silivri Belediye Meclisinde bir tane de olsa MHP’li bir üyenin olmasını ister miydiniz? Temsilin sandığı yansıması noktasında elbette olmasını ben çok isterim. Birçok arkadaşla karşılaştığımızda kendilerine ifade ettiğimiz husustur bu. Genel seçimlerde yüzde 13-14 bantlarında hareket eden bir siyasi partinin, belediye seçimlerinde meclise bir kişi sokamaması aslında büyük bir soru işaretidir.CHP, MHP ve HDP’den AK Parti’ye geçişler var. Görüşleri tamamen zıt olan partilerin AK Parti’de birleşmesinin nedeni sizce nedir?Öncelikle diğer 3 siyasi partiden bahsetmek isterim. Atatürk çizgisinde olduğunu söyleyen bir CHP, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büstünü yakan, yıkan bir PKK’ya ve onun uzantısı olan siyasi harekete oy taşıyan bir parti oldu. Yine MHP’nin milliyetçilik ve Ülkücülük çizgisinin dışında, bu ülkenin ayağına prangalar oluşturacak, bu ülkenin el ve ayaklarına kelepçe takacak, bu ülkenin dar zamanlarında bir kilit olması gereken bir MHP’nin, tam tersine süreci tıkayan bir siyasi çizgiye geçtiğine şahit olduk. Yine özgürlük, demokrasi, barış, kardeşlik ifadeleriyle yola çıkan bir HDP’nin ülkemizde yıllardır doğuyu ve güneydoğuyu kana bulayan, bu ülkenin şehit vermesine vesile olan siyasi partinin ‘Ben sırtımı PKK’ya, PYD’ye,YPG’ye dayadım’ söylemini birlikte değerlendirdiğimizde, her üç siyasi partinin de asıl temsil etmesi gereken çizginin ne kadar dışında olduklarına hep birlikte şahit oluyoruz. Bunun dışında AK Parti’yi değerlendirmek gerekirse, burada iki tane anayol var. Bir tanesi AK Parti döneminde istikrara kavuşan bir Türkiye’yi değerlendirdiğimizde, dünya haritasında bir ateş çemberi içerisinde kalan bir istikrar abidesidir Türkiye. Irak, Suriye, Ukrayna, Kırım bir ateş topu, Yunanistan ekonomik dar boğazda, bu ateş çemberi içerisinde istikrarı ve huzuru olan tek partidir Türkiye. Şimdi Türkiye’nin bu müreffeh ortamından rahatsız olan güçler, elbette yeri geldiğinde bu ülkeyi de karıştırmaya çalışacaklardır. Maalesef en son yaşanan olaylarda buna şahit olduk.DİKKATLER BAŞKA TARAFA ÇEKİLİYOR!Türkiye ne zaman şaha kalksa, önemli bir projesini açıklasa, istikrarına istikrar eklese bu ülkede dikkatleri başka tarafa dağıtacak muhakkak farklı bir hadiseyle karşı karşıya kalıyoruz. Bunun işte bir örneği de üçüncü boğan köprüsünü Marmara’nın gerdanına tabiri caizse taktığımızda, ilk temellerini attığımızda ve bununla birlikte Avrupa’nın en büyük havaalanının temel atma sürecine ülkemiz geldiğinde bunu örtbas etmek adına bir gezi hareketi oluşturuldu. Orada doğaya ağaca önem veren samimi vatandaşlarımızın da işin içerisinde bulunup, daha sonra bunları fark ederek geriye çekilip meydanlarda tamamıyla karmaşıklığı AK Parti iktidarına karşı duyulan kini, nefreti sokaklara dağıtan, esnafın camını kepengini kıran, tabiri caizse bir terörizmi Taksim’de ortaya koyan bir iradeye şahit olduk. Yine dikkat çekicidir. Türkiye ilk yerli uydusunu uzaya fırlattığının hemen ertesinde ODTÜ’lü öğrencilerin Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yol planından sebep, üniversiteyi birbirine katması ve buna bağlı olarak Ankara’yı da içine alan bir harekete dönüştürmesi kafalarda soru işaretidir. Buralarda vatandaşlarımızın uyanık ve duyarlı olmasını istiyorum. Bu tamamıyla ülkemizin gelişmesine, istikrarına, huzuruna kast eden, Türkiye’nin diğer etrafımızdaki ülkelere dönüşmesini isteyen bir üst akılın ülke de sokmak istediği kargaşadır.
Türk milleti buna benzer hadiseleri topyekun bertaraf edecektir.AK PARTİ, TÜRKİYE PARTİSİDİR!Bu siyasi partilerin, bu tarz faaliyetlere destek vermesi seçmenlerinin kafasında bir soru işareti bıraktığı için AK Parti’ye geçişlerin olduğunu düşünüyorum. AK Parti’ye geçişlerin olması gösteriyor ki bu ülkenin tamamına hitap eden, bu ülkenin Kırklareli’sinden Hakkari’sine kadar tamamında oy alabilen siyasi partinin ancak bu ülkeye hitap edebileceğini seçmenin gördüğünü düşünüyorum. Türkiye’nin tamamında belediye seçimi kazanan, milletvekili çıkartan tek parti AK Parti’dir. AK Parti, tüm etnik kökenin temsilcisi olduğu siyasi partidir.Cumhurbaşkanının tarafsız olduğunu ve miting yapmasını doğru buluyor musunuz?Recep Tayyip Erdoğan, halkın oyuyla seçilmiş ilk ve tek cumhurbaşkanı. Türkiye’nin en önemli koltuğu olan bir koltukta oturan liderin bu ülkenin bütün meselelerine verecek bir cevabı olmalıdır. Ülkemiz bu güne kadar Çankaya Köşkü’nün içerisinde yurt dışından gelen misafirleri ağırlayan ve uğurlayan cumhurbaşkanları gördü. Recep Tayyip Erdoğan, diğer cumhurbaşkanlarından farklıdır. Halkın oyuyla seçilmiş ve nerede duracağını halkın karar vereceği bir cumhurbaşkanının örnek veriyorum kendi Çankaya Köşkü’ne hapsetmesi herhalde o seçmene saygısızlıktır. Seçimde Recep Tayyip Erdoğan’a ülkeme bir zarar, benim hakkıma bir zarar geldiği zaman konuşsun diye oy veren bir seçmenim. Sen ülke meselelerini konuşma, haksızlıklara karşı konuşma, sadece hanımefendi ile birlikte bürokrasi adabı çerçevesinde ağırla gönder demek bana göre cumhurbaşkanlığı makamına hakarettir diye düşünüyorum. Benim seçtiğim cumhurbaşkanı meydanlarda konuşmalı. Dar gelirli bir vatandaşımızı çat kapı ziyaret eden bir cumhurbaşkanımız var. Biz böyle bir Cumhurbaşkanı hayal ediyorduk. Şu görülmeli ki, Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52’lik bir kesimin oyuyla o makama gelen bir liderdir.1 Kasım seçimlerinde, 7 Haziran’a nazaran sonuçların değişeceğini düşünüyor musunuz?Son iki üç aydır yaşanan hadiselerle gördük ki başsız ülke olmaz. Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti’nin kazanımlarının devam etmesi noktasında AK Parti’ye ciddi bir destek çıkacağını düşünüyorum. Yaptığımız anket çalışmalarında bunu görüyoruz ama en iyi anket tabi ki de sandıktır. Sandıktan çıkan o tercihe de bütün siyasi partiler ve siyasetçiler saygı duymalıyız. AK Parti’nin bu seçimde tek başına iktidar olacağına inanıyorum.Silivri sizce İstanbul ve Türkiye’de hak ettiği konumda mı?İstanbul’un 39 ilçesini tek tek incelediğimizde Silivri bu ilçeler içerisinde en şanslı ilçelerden biri. İyi bir ekip tarafından yönetilirse, Silivri İstanbul’un en gelişmiş ilçelerinden bir tanesi olabilir. Silivri İstanbul’a göre belediyecilik tarihi en eski ilçelerden birisi. Silivri’nin belediyecilik tarihinden sonra ilçe pozisyonuna geçen gelişmişliği ve kalkınmışlık konusunda Silivri’nin gerisinde olan ilçeler, bugün Silivri’mizi üçe dörde katlayacak bir boyuta geldi. Silivri çok iyi yönetilemeyen bir ilçe. Silivri’de bugüne kadar kazanılmayan birçok hizmet 2004-2009 yılları arasında kazandırıldı. Silivrililerin hayatına dokunacak, güzel imkanlar sunacak ne çalışma varsa tamamı AK Belediyecilik döneminde kazandırılan hizmetler. Biz isterdik ki bu hizmetlerin devamını getirelim. Bu süre çerçevesinde çok net bir şekilde gördük ki, AK Parti belediye yönetiminden çıkan bir Silivri, maalesef bizden çıktığı gibi duruyor. Silivri’yi yönetenlerin siyasi beceriksizliğinden dolayı, dipte kaldığını ve bu şekilde Silivri’nin bir adım daha ileri gitmeyeceğini meclis üyesi olarak ifade edebilirim. Bu kadar hizmete aç bir Silivri’nin 160 Trilyon gibi bir bütçe ayrılması, gösteriyor ki 2016 yılında da her hangi bir hizmet getirilemeyecek. Çünkü bu 160 Trilyon’un yaklaşık yüzde 90’ı personel giderleri, belediye rutin giderleri, özel kalem harcamaları, banka faizleri gibi harcamalar yapılıyor. Geriye kalan ancak rakama dönüştürülecek bir bütçe var, böyle bir bütçe ile de Silivri’ye hiçbir şeyin yapılamayacağını görüyoruz.Bir belediye bütçesini kendine kaynak yaratarak arttıramaz mı?Bunun için belediyenin kendine kaynaklar üretmesi gerekiyor. Silivri’de hazırdan yiyen bir belediyecilik anlayışı ile yönetiliyor. Çok sık şahit olduk. Alipaşa’da ve Selimpaşa’da başta olmak üzere ‘sat babam’ mantığıyla hizmet yapmaya çalışan bir belediye var. Hazıra dağ dayanmaz atasözümüz var. Burada sadece hazırla geçinen bir belediye var. Silivri’de yağ var, şeker var, un var ama helva yapacak ustamız yok. Onu da inşallah 2019’dan sonra AK Belediyecilikle tanışan bir Silivri, bu hizmetlere kaldığı yerden devam edecek.Silivri’de sıralama yapsak, sizin gözünüzde en önemli eksikler nelerdir?Silivri’de bir kültür merkezinin olmayışı, siyasilerin de büyük bir ayıbıdır. AK Partili dönemde Kültür Merkezi yapılması için ayrılan bir arazi vardı. Hafriyatı toplanmış, grobetonu atışmış bir alan. Eğer görevde kalsaydık bugün bir Kültür Merkezi’miz olacaktı. Tiyatro’dan sinemaya birçok faaliyetin gerçekleşeceği bir merkez oluşturmak bizim hedefimizdi. Sayın Özcan Işıklar’ında 2009 seçmenine vaat ettiği bir hizmetti. 6 yıl geçmesine rağmen, bir dönem orayı tabela ile zenginleştirdi. İkincisi otopark sıkıntısı, özellikle yaz aylarında. Kaymakamlık arkasına bir otopark projesi yapıldı, İSKİ’nin kendi yeri vardı orada, ‘onu kaldırmıyorlar’ diyerek siyaset yaptı. İSKİ’yi sırf Silivri otoparka kavuşsun diye kiralık bir bina da tuttuk. Bina yıkılsın, otoparka başlayacağım diyen düşünce, iki buçuk, üç yıldır anıtları da içine katarak uzatıp duruyor. Şuan ki bütçe ile de otoparkın hayata geçmesinin imkansız olduğunu görüyoruz. Bunlar ancak AK Parti belediyeciliğinde hayata geçecek.İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ilçemizde bu çalışmaları olamaz mı?Silivri halkımızın gençliğimizin böyle bir hizmeti hak ettiğini düşünüyoruz. Silivri Belediyesi’nin bunu yapamadığına şahit olduk. Silivri Belediyesi bunu gerçekleştiremese de, Büyükşehir Belediyemizin imkanları çerçevesinde inşallah Silivri’ye kazandırma gayretimiz olacak. Büyükşehir’i sadece Silivri’ye yatırım yapan bir ilçe olarak düşünmemek lazım. 39 ilçeye aynı anda hizmet götüren büyük bir belediye. Silivri’de özellikle Kültür Merkezi yapımı öncesinde getirilmesi gereken hizmetler var. Büyükşehir ekibi, şuanda Silivri’de 5-6 ekiple ayrı ayrı çalıştığına şahit olacaksınız. Köylerimizde İSKİ ve doğalgaz çalışmaları var. Değirmenköy’de çalışmalarımız var. Deniz kirliliğini bertaraf edecek biyolojik arıtma tesisisin faaliyete geçmesi var. Okullarımıza kazandırdığımız spor salonları, Hasan Özvarnalı’ya temel atıldı çalışma devam ediyor. Silivri’de baktığınızda bir çekiç sesi duyuyorsanız, bu hizmetlerin altında Büyükşehir Belediyesi’nin ve Kadir Topbaş’ın imzasının olduğunu görürüz. Sayın Belediye Başkanı ben yapamıyorum derse, Kültür Merkezi içinde gerekli çalışmayı yapmak için gayret gösteririz.Son olarak Silivri ve Türkiye seçmenine vermek istediğiniz bir mesaj var mı?Öncelikle seçimlerimizin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Ben özellikle Silivrili hemşerilerimizden hangi siyasi partiye oy verirseler versinler, sandığa gidip, oylarını kullanmalarını istiyorum. Halkın iradesinin sandığa tam anlamıyla yansıması adına, seçmenlerimiz sandığa gitmeli. Ülkemizin içine sokulmaya çalışıldığı bir kardeşlik ortamında, hepimizin siyasi ideolojilerimizi bir kenara bırakıp, ülkenin menfaati neredeyse onun yanında yer almalıyız. Bu seçim bir ideoloji seçimi değil, burada ülkemizin ve devletimizin yanında yer alma seçimidir. Vatandaşlarımız ben nerede durması gerektiğini anladı. PKK’ya sırtını dayadığını ifade eden bir siyasi hareket var. Bugün kendini daraltıp içindeki siyasi dinamiklerin tamamını dışarıda bırakan bir MHP var. Bugün kendi siyasi partisine değil, meydanlarda HDP’ye oy isteyen bir CHP var. Bunları birlikte düşündüğümüzde halkımız bu ülkenin tamamını kapsayan AK Parti’de bulaşacağına inanıyorum. Bu çerçevede 1 Kasım seçimleri, Silivri’mize ve Ülkemize hayırlı uğurlu olsun.










