Ülkemizde yapılan darbe girişimlerinden ve başörtü meselesinden bahsederek çarpıcı açıklamalarda bulunan Övür, CHP Eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Cumhurbaşkanlığı makamına başörtülü kimseyi çıkartmayacağız sözünü hatırlattı ve ekledi: ‘"Böyle bir siyasi akıl olabilir mi? Bu ülke böyle bir zulme layık değil!"Sabah Gazetesi Özel Haber Müdürü olan AK Parti 3. Bölge Milletvekili Adayı Mahmut Övür’ün konuk edildiği SKM programı dahilinde düzenlenen kahvaltı programına; AK Parti Silivri İlçe Başkanı Dilek Demiral, Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM) Başkanı Bayram Üstündağ, İlçe Başkan Yardımcıları, İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri, Kadın Kolları, Gençlik Kolları ve Meclis Üyelerinin yanı sıra Silivri’nin yerel basın mensupları katıldı.“MAYIS AYI HIZLI GEÇECEK”İlk olarak AK Parti Silivri İlçe Başkanı Dilek Demiral bir konuşma gerçekleştirdi ve konuşmasında şu ifadelere yer verdi; ‘Temel düşüncem meslektaşınızla sizleri bir araya getirmekti. Milletvekili adayımızla hem genel siyaset sohbeti edelim hem de sizlerle tekrar bir araya gelelim istedik. Gündemimiz genel siyaset, Silivri’nin özeliyle ilgili biz ayrıca sizlerle konuşuruz. Soracaklarınız varsa o noktada cevaplandırabilirim. Yapacaklarımızla ilgili bilgi vermek isterim. Seçim çalışmalarımız son hız devam ediyor. Her gün 2-3 tane misafirimiz, milletvekili adayımız var. Teşkilatımız gayet diri ve dinamik. Bizim hedefimiz sıkılmadık el bırakmamak. Bunun için gereken çalışmalarımızı plan dâhilinde yapıyoruz. Bu planı ekibiyle birlikte SKM Başkanımız hazırlıyor. Arka tarafta bu işi mutfağında organize eden büyük bir ekip de var. Ekibiniz iyi ise başarı kaçınılmaz. Bende çok mutlu bir şekilde bu ekibe liderlik ediyorum. Sahadayız çok yoğunuz. Aslında biz idman yaptık, önümüzdeki Mayıs ayı daha da hızlı geçecek. Özellikle Silivri 3. Bölge SKM Başkanlığımızın da burada birinci parti çıkma noktasındaki hedef ilçelerden bir tanesiyiz. Bu noktada daha özel misafirleri de ağırlayacağız. Sadece 3. Bölge milletvekili adaylarımız değil Bakanlarımızdan da gelen olacak, 11 Mayıs tarihinde Kadir Topbaş Başkan’la ilgili hizmet tanıtımı içerikli bir programımız var” dedi.“DAHA DEMOKRAT BİR ÇİZGİYE DOĞRU YÖNELDİM”Ardından AK Parti 3. Bölge Milletvekili Adayı Mahmut Övür söz aldı ve konuşmasına şu şekilde başladı: “Bende sizler gibi medyanın tabanından gelen bir insanım. Türkiye’de medyanın içinde bulunduğu hüzün verici durumun farkındayım ama ne yazık ki onu henüz düzeltebilmiş değiliz. Siyasi yolculuğumla ilgili bir şeyle söyleyeceğim sizlere. Gençliğimde solda bulunan bir arkadaşınızım. 70’li yıllardan itibaren sol hareketle siyasetle ilişkisi bulunan ama 12 Eylül askeri darbesiyle de başka bir yolculuğa doğru evrilen bir arkadaşınızım. Daha demokrat bir çizgiye doğru yöneldim. 10 yıllık periyotta Türkiye’nin nasıl derin acılar yaşadığına bizzat tanık oldum. 5500’ü aşkın değerli insanımızı kaybettik. Bunun hesabını veren bir kesimde olmadı. Hiçbirimiz de bu hesabı gerçek anlamda vermiş değiliz yani biz 1970-1980 arası niye böyle bir çatışma yaşadık? O çatışmanın üzerinden 12 Eylül darbesi geldi. Onun alt yapısı oluşuyormuş meğer sonradan fark ettik bunu. Benim gibi sol kesimden gelen insanlarda eminim uç noktalara savrulan sağdan gelen insanlarda da bir düşünsel dönüşüme yol açtı; ‘Uçlarda dolaşarak hayalimizdeki Türkiye’yi bir yere götüremeyeceğiz’ diye. Uçlara savrulmadan sivil siyasetin önemli olması gerektiği gibi bir düşünceye doğru çıktık. Tam da ben o noktada 1982’de kendi mesleğime dönerek gazeteciliğe başladım. Nokta Dergisi’nde çalışırken siyasetle ilgilenerek partileri izlemeye çalıştım. Böyle bir yolculuktan geçtik ama en önemlisi Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) daha da aktif olmama yol açan sosyal demokrat sivil bir arayışın dayatmasıydı. 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılması, 1191’de Rusya’daki sosyalizmin çökmesi bizi bu konuda daha da hızlandırdı diye düşünüyorum. Başka bir faktör daha vardı, soldan gelmemize rağmen sol çok fazla görmedi bu gerçeği, rahmetli Özal gerçeği vardı. Türkiye’deki hem ekonomik tıkanmanın, içe kapalı ekonominin önünü açan Türkiye’yi dünyaya taşıyan sağ muhafazakâr bir siyasi aktördü benim gözümde. Özellikle 1960 Darbesi’nden sonra siyaseti itibarsızlaştıran bir sistem kurulmuştu. Siyaset ayaklar altına alınması gereken bir yapı olarak önümüze sunulmuştu. Hayatım boyunca sol dönemimde dâhil bunun değişmesi gerektiğini düşünüyordum. Bunun içinde çaba harcadım. Toplumları değiştiren şey sivil siyasettir. Oligarşik devletin zayıflaması, siyasetin güçlenmesi gerekiyordu. Özal’la başlayan bu süreç bunun da yolunu açtı. 1990’larda çok büyük bir kırılma yaşadık. DYP-SHP koalisyonu bence yönetemedi Türkiye ve Türkiye daha kötü bir sürece sürüklendi. 1993’teki askeri güvenlikli konseptin devreye girmesi, bir taraftan şeriat paranoyasını ve PKK bölücülüğünü devreye sokmaları inanılmaz kaotik bir Türkiye yarattı. 30 bini aşkın insanımız yaşamını yitirdi, 17 bini aşkın faili meçhulden söz ediyoruz. Tüm bunlara o dönemde karşı çıkmış ve bedelini medyada yaşayan birisi olarak söylüyorum; o dönemde bu işleri yöneten askerlerden biriyle ilgili sadece çok küçük bir haber yapan Sabah Grubu’nun Ateş Gazetesi ertesi gün bir telefonla kapatıldı. Böyle bir Türkiye’den geliyoruz. Diğer tartışma platformundaki Kürt, Alevi meselelerini, dindarların yaşadığı sıkıntıları tartışmıyorum. Türkiye toplumunun ötekileştirilerek bir yere gidemeyeceğinin o günde mücadelesini vermiştim” dedi.“DANIŞTAY BASKINIYLA VE HRANT DİNK CİNAYETİYLE KAOS ORTAMI YARATILDI”Danıştay baskınıyla ve Hrant Dink cinayetiyle bir kaos ortamının yaşandığını ifade eden Övür konuşmalarına şu şekilde devam etti; “Türkiye’nin artık merkezde bir siyasi akılla meselelerini aşıp daha özgür, demokratik ve zengin olması gerekiyor. Çünkü bizim zenginleşmemizin önündeki en büyük engellerden birisi vesayetçi sistemdir. Askeri yasadaki 35. Madde doğal olarak darbe yapan bir yerden geliyor. 1960 darbesi başbakanını asan, 1970 darbesi gençlerini idam eden, 1980 darbesi elliyi aşkın insanın sağdan soldan idam edilmesi ve 28 Şubat darbesi yani postmodern darbe, belki de bizim buraya gelmemizi AK Parti gerçeği ile Türkiye’nin yüzleşmesini sağlayan bir süreçti. O süreçte sosyal demokratlar, demokratlar, laikler iyi bir sınav eri olsaydı, AK Parti ile birlikte o yapı Türkiye’yi zenginleştiren bir noktaya gidecekti. Bu kadar gerilim ve kaos yaşamayacaktık, düşünün AK Parti’nin 2002’de yönetime geldikten sonra bizim Sabah Gazetemizdeki manşetimiz ‘Anadolu İktidarı’ oldu. O günden beri bunu takip etmişiz ve ciddi bir biçimde o aklı ortaya koymuşuz. Buradan şunu söyleyeceğim; Oradaki 90 ve 2000 arasındaki ekonomik çöküntüyü bir kenara bırakıyorum, siyaseten de bir ders çıkartılmadı. İnanılmaz bir kamplaşma yaşandı. AK Parti dönemini hatırlayın yine de vaz geçmediler. 2006’da bir Cumhur Başkanlığı seçimine gittik o dönemde bir yazar olarak hepsini az çok yazdım. Düşünün danıştay baskını ve Hrant Dink cinayeti gibi bir kaos ortamı yaratıldı. Temel felsefe o Cumhur Başkanlığı makamına baş örtülü birisi çıkmayacak, ‘Bu ülkenin önemli siyasi adamlarından bir tanesi olan Deniz Baykal, Cumhurbaşkanlığı makamına başörtülü birisini çıkartmayacağız diyordu. Böyle bir akıl olabilir mi? O günden beri söylüyordum. Böyle bir zulme ve kötü bir şeye bu ülke layık değil, bu düşünceden çıkılması gerekiyor”“RECEP TAYYİP ERDOĞAN YÜZ YILIN ÖNEMLİ BİR LİDERİ”Aynı zamanda Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yüz yılın yetiştirdiği önemli bir lider olduğunu söyleyen Övür; “Cumhur Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan son yüz yılın yetiştiği önemli bir liderdi. Bu bizim içinde şanstır yazdım bunu birkaç defa bunun muhafazakar demokrat olmasıyla bir ilgisi yoktur. Toplumu sağlayan kendi toplumunu alıp bir noktadan başka bir noktaya götüren, demokrasiyle ve zenginlikle buluşturan bir lider için bunu söyleyebilirim diye düşünüyorum”“SOL DİYEN BİR PARTİ BUNA ENGEL OLMAMASI LAZIM”Özgürlükle ilgili 60 tane Anayasa maddesini CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun engellediğini dile getiren Övür; “Son 12 yıldır AK Parti dönemi bence Türkiye siyasetinin normalleşmesini sağlayan bir dönem oldu. Ama henüz normalleşmiş miyiz? Hayır. Çünkü elde edilen açılımlar, değişimler hiç birisinin Anayasal bir garantisi yok her an ters bir şey olduğunda elimizden gidebilir. Onun için bugün siyasete giriyor olmamın en önemli nedenlerinden biri bu, yepyeni bir Anayasa yapmamız lazım. 1960’da darbe yapanlar geliyor, Anayasa yapıyor, 1980’de darbe yapanlar silahla Anayasa yapıyor ama biz siviller Anayasa yapamıyoruz. 2011’de her partinin eşitliğiyle bir komisyon kuruldu, gözümüzün önünde yaşandı bitti. Onu beceremedik üzerime alınıyor muyum onu? Hayır. Bugünkü muhalefet aklı buna engel oluyor. Özellikle CHP engel oluyor. MHP ise Millete duruşuyla o çizgisini koruyor onları anlaya bilirim. Ama kendisine Sol diyen bir parti buna engel olmaması lazım. Özgürlükle ilgili 60 tane maddeyi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu engelledi. Bunu her yerde söyledim ve çalıştığım gazetede yazdım. Kılıçdaroğlu, bu vebalin altından kalkamaz. Bu halkta bunun hesabını CHP’ye soracak, çünkü bir siyasi parti Cumhuriyeti kurduğunu iddia ediyorsa sosyal demokrasinin temsilcisi olduğunu söyleyecek, fakat bu ülkede %20 veya %25’den fazla oy almayan, iktidarla arasındaki makas %25 oy olamaz. Muhalefet üreterek siyaset yapılmamalı, muhalefetin buradan çıkması gerekiyor. Biz bir seçime gidiyoruz, muhalefetten bunu bekliyor olmam şaşırtıcı gelebilir size ama bu bizim demokrasimiz için gerekli, ben muhalefetin bu kadar zayıf olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu ülkedeki zayıf bir muhalefetle gerçek anlamda kökleşmiş, kurumsallaşmış kurumları güçlenecek bir demokrasi gerçek anlamda kurulamaz. Bizimde sıkıntılarımızdan biride budur. Halende bu sıkıntıları çekiyoruz. Bu seçim sürecindeki CHP ve HDP’nin özellikle seçim vaatlerine baktığımızda inanılmaz popiliz. O 90’ları hatırlatan, 70’leri hatırlatan ucuz yöntemlerle ülkedeki sıkıntılı noktalara fokslanarak oralardan popilist politikalar yaparak götürmeye çalışıyor” “MUHALEFETİN DURUMU HALEN KÖTÜ”Son olarak Övür konuşmalarına şu şekilde sürdürdü: “Her türlü demokratik gelişmelere, Ana yasanın yapılmasına engel olacaksınız, çözüm sürecinde her türlü muhalefet edeceksiniz sonra kalkacak seçime 2 ay kala Türkiye’yi kurtara bilecek bir projeden bahsedeceksiniz. Olmaz, inandırıcı gelemez, sahici değilsiniz. Bu yüzden muhalefetin durumu halen kötüdür, keşke düzelse. Bu düzelmedi diye biz siyasi mücadelemizden vazgeçecek değiliz. Bende muhafazakar-demokrat bir parti olan AK Parti’ye bu dönemde kritik bir dönem olması dolayısıyla bir gazeteci olarak destek vermek ve içinde yer almak istedim. Bizim buna ihtiyacımız var. 7 Haziran seçimlerin seçimi diye düşünüyorum. Bir tarihi dönüm noktasıdır. Türkiye’nin 2023 hedefine ulaşması ve dünya devletleri arasına girmesi için öncelikle demokratikleşme sorununu halletmesi gerekiyor. Eğer siz demokratikleşmeyi ve özgürleşmeyi sağlayamazsanız zenginleşemezsiniz de. Tabularla toplum üretemez. O yüzden biz teknolojide, sanayide geriyiz. Hep kurgularla, baskılarla Türkiye buraya geldi. Bugün tartıştığımız meselelere bakın; Kürtçe radyo televizyon olsun mu olmasın mı, Alevi kimliği, dindarlar üzerindeki baskı… Türkiye neredeyse 60 yılını bunlarla geçirdi. Yazık değil mi bu memlekete? Kürt’ün Kürt, Alevi’nin Alevi, dindarın dindar olduğu, laikin laik olduğu yani herkesin kendisini temsil ettiği bir Türkiye’ye doğru gidişin kapısını aralayacak diye düşünüyorum bu seçim. Dünyaya daha geniş bakabilen, iktidarla arasındaki ölçüyü düşmanlıkla değil eleştiri üzerinden tanımlayan bir medya yapılanmasının oluşması için de elimden gelen çabayı harcayacağım. Çünkü ben medyanın da tıpkı sivil siyaset gibi çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi ve konuşmalarını sonlandırdı.Haber : Batuhan Güçlü
SİYASET
Yayınlanma: 30 Nisan 2015 - 18:06
Övür:'Bu ülke zulme layık değil'
AK Parti Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM) programı dâhilinde bugün AK Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Mahmut Övür, Silivri'deki yerel basın mensupları ile kahvaltıda buluştu.
SİYASET
30 Nisan 2015 - 18:06
EDİTÖR
İlginizi Çekebilir










