Silivri’de cumartesi günü güzel bir futbol vardı. Ama topun peşinde koşanlar bu kez mahalle gençleri ya da ilçe takımı değildi. Devletin kademeleri, siyasetin renkli yüzleri ve sivil toplumun sahaya ayak basan temsilcileriydi. Müjdat Gürsu Stadı’nda, güzel mi güzel, eğlenceli mi eğlenceli bir 30 dakika maç seyrettim.
İki takım vardı ama kazanan dostluktu...
Oyuncular sahaya Şampiyonalar Ligi müziği eşliğinde isim isim anons edilerek çıktı. Havaya bak sen!
Düdük çaltı ve maç başladı.
Kırmızı takımın forveti Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu. Beyaz takımın ise Kaymakam Tolga Toğan. Top, Bora başkanın ayağına gelmeye dursun, bam bam şutları gönderiyor. Kendisi Galatasaraylı ya, “Osimhen misin, İcardi mi” mübarek, bu ne istek öyle!
Yeni asfalt dökmüş yolda gibi sürüyor da sürüyor topu!
AK Partili eski Belediye Başkanı Hüseyin Turan ile bir uyumlular bir uyumlular, çok geçmeden gol geldi! Atom karınca Hüseyin Başkan, açılışı yaptı ve kırmızı takım öne geçti. Sonrasında iki golle de Bora Başkandan gelince, tribünleri seçim mitingi gibi coşturdu.
AK Parti İlçe Başkanı Sami Barlas, Bora Başkan’la “paslaştıkça açılan siyaset” örneği sundu. Normalde yerel muhalefetin etkin ismi olan Sami Başkan, burada yani yeşil arenada Bora Balcıoğlu’na “ver-kaç” yaptı. İşte budur! Siyaseten rakip, sahada kankalar.
Ben diyeyim Ronaldo, siz diyin Dembele! Yok yok… Silivri Kaymakam Tolga Toğan, beyaz takımın tam bir maestrosuydu. Attığı iki golle “Devlet gereğini yaptı” mesajı verdi.
Emniyet Müdürü Ali Osman Turhan Bey, “savunmadan çıkış dersi” verdi. Golünü attı, sonra da “İzinsiz şut çekmek yasaktır” bakışı attı rakiplere sanki. Ondaki rahat ve emin oyunu görenler “Emniyetteyiz” demiştir içinden valla.
İlçe Jandarma Komutanı Burak Çelik, Ricardo ve Kaka’yı andıran karizmasıyla coştu ve coşturdu. Sahada öyle bir devriyeydi ki, top bile geçemedi yanından! “Jandarma baskısı” terimi, o gün fiziksel olarak sahadaydı. İlçe Spor Müdürü Seyithan Dağıstanlı, görev tanımına sadık kaldı: Sahada herkes spor yaptı, o da yön verdi. SİAD Başkanı Hakan Kocabaş; tam organize sanayi misali, takımı kalkındıracak hamleler yaptı. İthalat-ihracat gibi, sürekli ileri-geri koştu.
Bu arada Kızılay’ın acar Başkanı Emrah Aydın, maçta da acardı. Hızlı başladı ama ilk dakikada şanssız bir sakatlık yaşadı. Sağlık ekipleri anında müdahale etti. Kızılay refleksiyle değil, bu sefer ağabeyim Eren Ermiş’in kol desteğiyle sahadan çıktı. Geçmiş olsun Emrah Başkan bir dahaki maçlara diyoruz.
Silivri Amatör Kulüpler Birliği Başkanı Ali Tonta, sahaya adım attığında tribün “Kaptan geliyor!” diye ayağa kalktı. Belki yaşı diğerlerinden fazlaydı ama “top yaşa bakmaz, niyete bakar” sözünü kanıtladı. 30 dakika yavaş ama stratejik oynadı. Futbol uzmanları görse, “Ali Tonta’nın oyunu futbol temposuna göre değil de tavla temposuna göre” yorumu yapardı kesin. Ama centilmenliğiyle sahanın gönüllerini fethetti.
Şoförler Odası Başkanı Recep Akıncı, yine yaşına rağmen sahada son viteste oynadı. Bazen sol bekte, bazen rakip kalede... “Freni olmayan kamyon” gibi durmadan koştu yani her yerdeydi.
Sanayi Sitesi Başkanı Ercan Çalışkan, sahada belki de en heyecanlı isimdi. Rakiplere baskısı, markajı, kendine yaklaşanı “sanayi tostu” yaptı adeta!
Yine Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Zafer Güler, o gün rakip takımı ağla değil ama “çeviklikle” şaşkına uğrattı. Sanki rakip kalenin çevresine görünmez balık ağı atmış gibiydi.
Herkes üzerine düşeni en eğlenceli şekliyle yaptı.
3-3 skorla neşe, hoşgörü ve dostluk kazandı.





