Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu’nun saati, evi, arabası ve aile yaşantısı gibi konularda çeşitli iddialar ortaya atılmıştı. Balcıoğlu bu iddialara 1 hafta sonra yani ocak ayı meclis toplantısının 2. oturumunda yanıt verdi. Dikkatle dinledim.
Sayın Balcıoğlu’nun sözleri çok sayıda mesaj doluydu. “İzliyorum, sabırlıyım” derken aslında kimin nerede durduğunu, bu iddialara inandığını, kimin çaktırmadan sevindiğini, sessizce el ovuşturduğunu, destek çıkmadığını anımsatırcasına not ettiğini söyledi.
Özgüvenle konuştu, kendinden emindi. Çünkü geçmişini inkâr etmedi, tam tersine onunla gurur duyduğunu belli etti. "Kasap çırağı" olmakla güya küçümsenirken, arkasında dağ gibi kitle oluştu.
Saatten eve, arabadan yurt dışı iddialarına kadar her başlıkta gerçekleri açıkladı. Silivri halkı da bu farkı görerek sağduyu gösterdi ve büyük destek verdi. Ancak yeri gelmişken söyleyeyim, CHP safları daha etkili olabilirdi!
Muhalefet meclis üyelerinin de bu iddialara sarılmaması önemliydi.
İddiaları gündeme taşıyan gazetecinin sorgulama refleksini tamamen yanlıştı. Gazetecilik, dedikoduyu manşetlere taşımak olmamalıydı.
Belge sormak, karşı tarafı aramak, en azından temel gerçekleri kontrol ermek gerekiyordu. Babası yıllar önce vefat etmiş birine “babasına ev aldı” iddiasını yazmak, saatin fiyatını iki tıkla doğrulamadan “11 milyon” demek, yurt dışı iddiasında pasaport kayıtlarını bile merak etmemek algı üretimidir.
Ve bu olayda Balcıoğlu mağdur edildiği için güçlü bir şekilde galip çıkmıştır.






