Seçimler olur kaderler değişir, kimi mutlu olur, kimi hüzünlenir. 2024 yerel seçimlerinde Silivri’de üzülen taraf Volkan Yılmaz olmuştu. Bir “sosyal deney” sevdasına kazanabileceği seçimi, ‘nasıl kaybederim’ yarışına dönüştürmüştü.
Tabi bu kayıp son 1 ay da olan bir mevzu değil, 5 yıl boyunca yaptığı ve bazılarının yaptıkları hataların birikimi, hükümetinde kötü politikalarıyla birleşince Bora Balcıoğlu’nun her fırsatta dile getirdiği o koca fark oluşmuş oldu.
Volkan Yılmaz, 2 yıllık süren sessizliğini Silivri’de esnaf ziyaretiyle değil, 39 ilçelik koca İstanbul’a İl Başkanı olarak bozdu.
Sessizlik böyle bozulur.
Hükümet destekli 5 yıllık hizmetlerle Silivri’de yoğun bir çalışma aşkı yaşayan Yılmaz, şimdi tüm İstanbul’da bu aşkını devam ettirecek. Yılmaz ne yapar, ne kadar etkili olur, karşılığı ne olur şuan için bir şey söylemek çok mümkün değil. Ülkemizde siyaset saniyede değişiyor. Uyumanıza da gerek yok, gözünü kırpsan vukuat oluyor memleketimde…
Volkan Yılmaz bir yükselişte değil aslında, zaten daha önce MHP’nin Merkez Yürütme Kurulunda yer aldı. (Yani zaten yüksekten geldi.) Ardından Yılmaz’a farklı bir il de Milletvekilliği teklif edildi, O İstanbul’u istedi. Olmadı, ama 1 sene sonra Belediye Başkanı olarak sahalara döndü. 2 yıldır pasif bir şekilde Silivri’de ziyaretlerde bulundu, dinlendi. Şimdi İstanbul İl Başkanı oldu. Yarın belki Büyükşehir adayı, belki Genel Başkan Yardımcısı belki de Genel Başkan olur kim bilebilir.
Hayat, nereye nasıl geleceğimizi bilmiyoruz. Bakın Ekrem İmamoğlu, dün CHP’de ilçe başkanıydı, AK Parti’yi kovaladı, olmadı. Sonra CHP’den Beylikdüzü’ne Belediye Başkanı oldu ve İBB… Şimdi nerede? Cezaevinde küçük bir hücrede!
Yarın ne olur biliyor muyuz, hayır.
Velhasıl, Volkan Yılmaz çok çalışacak, uyumayacak, yeni görevler için uğraşacak. Bu sıradan bir atama değil, bir yetiştirilme sürecidir. Neye, hangi göreve, bunu zaman gösterecek. Volkan Yılmaz, Silivri’de yaptığı hataları, tavrını, halini, vefayı önemseyip, kendisini bir süzgeçten geçirirse ne ala… Yok aynı tas aynı hamam olursa da, geçmiş olsun…
Gelelim başlığa…
Bazı insanlar gerçekten makamlara aşık. Kişilerin hiç bir önemi yok. Ola ki ben bir yere başkan olsam, belki de bugün ulaşamadıklarım kapımda kuyruk olur. Dün arkamdan sallayanlar, bir kare fotoğraf için maymun olur.
Olur da olur…
Makam sever bizim insanımız…
Sever…






