Bizim muhalefet meclis üyeleri, şu meclis salonunu terk etme hareketini alışkanlık haline getirmeye başlıyorlar. Kendilerin de hak gördükleri bu protestoyu, 2025 Şubat Meclisi’nde de gerçekleştirmişlerdi.
İnşallah yılda bir kereye mahsus olmak üzere yapmakla yetinirler!
Bu tepkilerinin, Silivri’de herkes tarafından fark edilmeyi sağlamak amacıyla yaptıkları ortada duruyor. Stratejik bir hamle. Önceden düşünülmüş belli ki. Günü kurtarmak amacıyla kısmen başarılı olabilirler ama her defasında aynı yolu seçmek halkın iradesine saygısızlık olur.
Silivri’nin kıymetli meclis üyeleri bu sözlerimi yanlış anlamasınlar ama geçmişte şu mikrofon hadisesinden CHP’li meclis üyeleri de muzdaripti. Belki de zamanında karşılaştıkları bu durumu şimdi sizler yaşıyorsunuz. Ayrıca Türkiye’nin birçok yerinde özellikle AK Partili belediyelerde, Cumhuriyet Halk Partililer aynı şeyleri yaşıyor.
Bence şu konuda herkes iyi anlaşmalı, mikrofon kapatmak da meclisi terk etmek de halkın oylarına saygısızlıktır. Ama Silivri Belediye Meclisi de herkesin keyfine göre saatlerce konuşabileceği, her açıklamayı kafasına göre yapabileceği bir yer olmamalı.
Meclisi terk etmek, faaliyet raporunu gölgeledi mi daha çok görünür mü kıldı, hesabını siz yapın.
Kimin ne konuştuğunu, kimin kime ne söylediğini, haber sitemizden veya sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz. Faaliyet raporu ile ilgili toplanan meclisin başka bir yönünü ele almak istiyorum.
Yani Silivri Belediye Meclisi’nin 2025 yılı faaliyet raporu görüşmeleri, yerel siyasetin en klasik ama en kritik tartışmalarından birini tartışmaya açtı: “Söz hakkı mı, meclis düzeni mi?”
Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu sunum yaptı. CHP Grup Başkan Vekili Önder Çolak, MHP Grup Başkan Vekili Sultan Aşkın ve AK Parti Grup Başkanvekili Celalettin Yazıcı kürsüde konuşmalar yaptı. Özellikle AK Parti ve MHP sözcüleri zaten beklenen eleştirilerini dile getirdiler. Bu eleştirilere Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu da cevap verdi.
Oturumun genel akışı incelendiğinde, aslında demokratik işleyişin temel unsurlarının büyük ölçüde işletildiği bir tablo görülüyor.
Muhalefet Meclis Üyeleri hesap sormuş, Belediye Başkanı da hesap vermiş.
Bora Başkan’ın cevapları tatmin etmiyor olmalı ki, yeniden konuşma talep etmeleri tartışmanın fitilini ateşliyor.
Bu tür toplantılarda meclis başkanlık makamının temel görevi, tartışmayı uzatmak mı, karar süreçlerini işletmek mi?
Mesela her Meclis Üyesi sınırsızca konuşabiliyor mu? Kağıdı eline alıp 30-40 dakika konuşabilir mi? 10 Meclis Üyesi konuşma yapsa her toplantı 5- 6 saat sürerdi.
Hadi faaliyet raporu için istisna olsun diyelim, bu toplantıların bir kuralı, bir düzeni yok mu?
Celalettin Yazıcı ve Sultan Aşkın ile birlikte muhalefet kanadının, söz taleplerinin karşılık bulmaması üzerine meclis salonunu terk etmesi doğru bir hareket değildi.
Ben Bora Başkanın yerinde olsaydım, açardım mikrofonu, bırakırdım saatlerce konuşsunlar. Zaten aynı şeylerden farklı bir söz söylemeyecekti muhalefet!
Şaka bir yana, Meclis salonunu terk etmek belki siyasette çoğu zaman “itirazın, protestonun, en sert biçimi” olarak görülse de çözüm değildir. Yani Belediye Başkanı üzerinde etki etmez, Belediye Başkanı “söz vermeyince terk ediyorlar en iyisi söz vereyim konuşsunlar” diye düşünmez. Zorla güzellik olur mu?
Muhalefet meclis üyeleri adeta aklına geleni söylüyor, en sert muhalefeti yapıyor. Bora Balcıoğlu da bu sertliğe sertlikle cevap verince, oyun bozan oluyor!?
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir sözü var; “Hak etmediğimi duyarsam, hak ettiğini duyarsın.” Bora Başkan bence bu politikayı uyguluyor...






