Yıllardır muhabirlik yapıyoruz. Mesleğimiz gereği, özellikle emniyet ve jandarma personelleriyle irtibatlı olmaya çalışıyoruz. İşimizi yaparken kolaylık bekliyoruz. Silivri’nin ilçe emniyet müdürleri ve ilçe jandarma komutanları ile uyum halindeyiz.
Bu aralar Silivri’de alışık olmadığımız bir manzara var. Özellikle emniyette.
Silivri’de emniyet müdürlerine tam alışıyoruz derken, değişiklik yaşanıyor. Çok uzağa gitmeyelim. 2020 Temmuz ayında Cemil Erim atanmıştı. 4 yıl görev yaptı. Çok babacan bir isimdi. Mesleğimize saygılı ve yardımseverdi. Hiçbir sorun yaşamadan, koordineli bir şekilde çalıştık.
2024 Ağustos ayında tayini çıktı, yerine Kıvanç Taşçı geldi. Kıvanç müdür, karizmatik ve beyefendi bir duruş ile kamuoyunun ilgisini çekti. Çok samimi ve disiplinli bir tarzı vardı. Tam alıştık diye düşünürken, sadece 4 aylık görevi sonrasında Kağıthane’ye görevlendirildi. İçten içe, hoppalaa dedik. Yerine Çatalca’dan Ali İhsan Turhan geldi. “İyi bari komşuda pişti bize düştü” diyerek, bölgeyi bilmesinin olumlu yönlerinin Silivri’ye yansıyacağını, Çatalca’daki gibi başarılı hizmetlerini burada da sürdüreceğini konuştuk arkadaşlarla. Öyle de oldu. Oldu olmasına da, görevinde 1 yıl geçti tayini çıktı!
Yahu arkadaş ne oluyor diye sormadan kendimizi alamıyoruz. Sadece 1 buçuk yılda 3 emniyet müdürünün değişmesi alıştığımız bir durum değil. Şaşkınlığımız bundan. Tekrar soruyor ve sorguluyorum: “Neler oluyor?”
Ali İhsan Müdür de, babacan bir tavırla etrafındakilerde iz bıraktı. Müdürler kendi personellerine karşı belki disiplinli olabilir ama ben meslektaşlarım ve diğer kamu temsilcilerinin yorumlarından bir değerlendirme yaparsam, Ali İhsan beyin hakkını teslim etmek isterim. Yolu açık olsun.
Silivri’ye yeni emniyet müdürü olarak Okan Büzkaya atandı. Okan Müdüre de hayırlı olmasını diliyorum.
ELEŞTİRİ VE ÖZELEŞTİRİ SİYASETÇİYİ BAŞARIYA ULAŞTIRIR
Geçenlerde bir meclis üyesiyle oturuyoruz, “Neden söz alıp konuşmuyorsun, illa eleştirmene övmene gerek yok, Silivri’yle ilgili bir şeyler söyle” dedim. “Ya konuşuyoruz sen görmüyorsun” demez mi. "Valla eline verdikleri kağıttan başka bir şey söylemiyorsun" dedim. Gülüştük. Bu genel bir sorun aslında. Birçok siyasetçi “eksiğim, doğru söylüyorsun, sahada yokum” demiyor. Eleştiriyi kabul eden siyasetçi sayısı aklımda çok az! Bir de şöyle bir şey oluyor. Siyaset ve demokrasi olgunluğuna erişmemiş, özeleştiriyi kabullenmeyen, fikir beyanında bulunmak yerine, tehdit ediyor, aba altından sopa gösteriyor. Bu tiplerle yıllardır karşı karşıyayız. Parti ismi vermeyeyim, şimdiki siyasetçiler çok şanslılar. Gazete olarak belgeler yayınladığımız ve çok sert eleştiri yaptığımız zamanlarda, ekonomik saldırıya falan uğrardık. İlanlar reklamlar kesilirdi. Yahu selam vermeye çekinirlerdi. Toplantı masalarında gündem olup, “yumurtalı saldırı yapalım” diyenlerin yazışmasına denk gelmiştik. Çok gülmüştüm. Bir keresinde de, “Sizi ihale ettiler” gibi gizem katıp ölüm tehdidinde bile olanlar vardı. Bunlara da kahkaha atardık. Şahsi ya da ailevi mesele olmadığı sürece; ne olursa olsun inadına demokrasi, inadına basın özgürlüğü, inadına hukuk diyorum. Yıllar geçiyor ama mantalite değişmiyor. Gazeteci-siyasetçi olmanın doğası bu.
MHP VE AK PARTİ VARLIK GÖSTERMEYE BAŞLADI
Söz siyasetten açılmışken. Geçenlerde Metropol FM’de, Kamil Bilici’ye konuk oldum. Bilici sordu ben cevapladım. Silivri MHP’yi sahada göremediğimi söyledim. AK Parti’nin yetersiz kaldığını, özellikle basınla ilişkilerin düzgün olmadığını anlattım. Muhatapları hemen eleştiriye geçtiler. “Nereye bakıyor bu” falan diyenler oldu. Haklılar tabi. Ancak bakmak ve görmek farklı şeyler. Siyasetçiler kendilerini çalışkan olarak görürler. Kime göre neye göre? Çevresine, dostuna, teşkilatına göre. Gazeteciler yeri gelir eleştiri yeri gelir tasdik ederler. Gücü elinde bulunduranları eleştirmek bu mesleğin doğasıdır. Ama takdir ederken de alkış tutucu biri değilim. Silivri Belediyesi’ni de, belediye başkanını da, siyasi parti başkanlarını, meclis üyelerini, kanunsuz iş yapan kişileri de defalarca eleştirdik, defalarca objektif olarak haklarını teslim ettik. Bu eleştiriler işe yarıyor.
Mesela MHP İlçe Başkanı Hakan Bakmaz’ın son 1 haftaki performansı dikkatimi çekmedi değil. AK Parti İlçe Başkanı Sami Barlas’ın son 1 haftadaki çalışmalarını görmezden gelecek değilim. İşte budur. Siyaset insan için ve insanla yapılıyor. Bu koltuklar eninde sonunda değişiyor. Kimseye kalmıyor. Güzel işler yapan, güzelliklerle anılıyor. İnsanlar kan ağlıyor, gençler işsiz, esnaf dertli, asgari ücretli mutsuz, emekli isyanda! Siyasetçilerin kapısını aşındırıyorlar. Genel başkanlar, genel meselelerle uğraşırken, yerelde de parti temsilcileri halkın içinden kopmamalı. Genel politikayı, Türkiye’nin hedeflerini, bu sancılı süreçten nasıl çıkılacağını cesaretle anlatmalı. Yoksa iki kare fotoğrafı sosyal medyada yayınlayıp, "çalışıyoruz" demek milleti kandırmaktan öteye gitmez. Sorunlara çare olmaz. Silivri’deki tüm ilçe başkanları, tüm meclis üyeleri, yani tüm siyasetçiler, partisi, ilçesi ve memleketi için dişini tırnağına katıp samimi, gerçekçi çalışmalar yapmalı.






