Silivrispor, bir zamanlar maç günü geldi mi sokakları heyecan saran, gençlerin akın akın stada koştuğu, tribünlerin ailelerle dolup taştığı bir kulüp…
Bugün ise aynı Silivrispor, dördüncü kez kongreye gitmeye hazırlanıyor.
Peki ne değişti?
Son bir yılda “Nasıl başarılı olunur?” sorusunu konuşmamız gerekirken, biz hâlâ “Kim başkan olacak?” sorusunun içinde kayboluyoruz.
Ümit Kalko’nun gidişinin ardından; bir döngü…
Akgün Duru geldi, olmadı.
Serdal Şahin geldi, olmadı.
Murat Yıldız geldi, olmadı.
Nuri Çolakoğlu tekrar göreve geldi, maddi destek bulamadı.
Ve bugün… Yeniden kongre.
Şimdi sormak gerekiyor;
Silivrispor bir basamak mı?
Siyasetin yön verdiği bir yapı mı, yoksa gerçekten bu şehrin ortak değeri mi?
Neden artık altyapıyı konuşamıyoruz?
Neden tesisleri, gençleri, çocukları değil de sadece borcu, parayı ve kongreleri konuşuyoruz?
Bu soruların cevabı aslında tribünlerde gizli…
Çünkü tribünler boş.
Evet, kulüp borçlu. Geliri düşük, gideri yüksek.
Ama mesele sadece para değil. Mesele güven, mesele şeffaflık, mesele yönetim anlayışı…
Bir kulüp “bakkal gibi” yönetilemez. Her kuruşun hesabı olmalı. Kim ne veriyor, ne harcanıyor, gerçek borç ne… Bunların hepsi açık, net ve tartışmasız bilinmeli. Çünkü güven olmayan yerde destek olmaz.
Bugün hâlâ dernek mantığıyla yürüyen bir yapı var. Peki neden şirketleşme konuşulmuyor? Neden profesyonel bir yönetim modeline geçilmiyor? Taşıma suyla değirmen dönmez. Bu artık bir gerçek.
Sanırım sıra artık Cemil Kızılkaya’da!
Bugün Cemil Kızılkaya tekrar aday. Geçtiğimiz yıl ki kongrede Serdal Şahin son dakika ortaya çıkmasaydı, belki de Kızılkaya başkandı ve 3 daha kongre yapmamış olacaktık.
“Ben bu yükü taşırım” diyor. Kendine güveniyor. Geçtiğimiz yıla göre daha hazırlıklı, daha güçlü görünüyor.
Akgün Duru, Nuri Çolakoğlu, Serdal Şahin, Murat Yıldız… Şimdi sanırım sıra onda.
Peki yapabilir mi? Eğer gerçekten hazırsa, eğer sadece vaatle değil, planla geliyorsa, önce kendine, sonra kuracağı yapıya güveniyorsa neden olmasın?
Ama bir uyarı; sözde vaatlerle kulüp yönetilmez.
Silivrispor bu ilçede yaşayan herkesin takımıdır. Sadece yönetenlerin değil, sahip çıkanların kulübüdür. Bu yüzden, kulüp yeniden konuşulmalı. Yeniden heyecan yaratmalı. Yeniden tribünleri doldurmalı.
Tüm bu kaosa rağmen, Ligde kalmayı başaran, mücadeleyi bırakmayan, sahada ter döken futbolculara, teknik heyete, kulüp emekçilerine Silivrililerin teşekkür etmesi gerekiyor.
Çünkü bazen bir kulübü ayakta tutan yönetimler değil, sahadaki yürektir.





