İstanbul gibi dünyanın en büyük ve en dinamik şehirlerinden birinde siyaset yapmak, ciddi bir sorumluluk gerektirir. Bu sorumluluğu üstlenen isimlerin performansı, hem teşkilatlar hem de vatandaş nezdinde yakından takip edilir.
AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir de bu anlamda dikkat çeken isimlerden biri olarak öne çıkıyor.
Abdullah Bey genç, dinamik, çalışkan, üretken bir insana benziyor. Benziyor, çünkü AK Parti İstanbul İl Başkanlığı görevine geldiği bir buçuk yıldan beri yaptıkları bunu gösteriyor.
Hatırlamak gerekirse, AK Parti’de Bağcılar Gençlik Kolları Başkanlığı, İl Gençlik Kolları Yöneticiliği, Belediye Meclis Üyeliği, İBB Meclis Üyeliği, Bağcılar Belediye Başkanlığı gibi görevler yaparak şimdi il başkanlığına yükseldi.
Kendisiyle iki kez göz göze, yüz yüze geldik. Biri Silivri sahilindeydi; meramımı anlattım, dinledi, dinledi ve hemen talimat verdi.
İkincisi makamındaydı. Kabul buyurdu, yine gözlerimin içine baktı, söylediklerime ses verdi kulak verdi.
Daha önce de yazdım; ben Abdullah Bey’de o samimiyeti sonuna kadar hissettim.
Lazım olan bu değil mi?
İhale mi istedim, rant mı istedim, usulsüzlük mü istedim? Hayır! Sadece gözlerinin içine bakarak konuşulmasını bekleyen; hor görülmeyen, tepeden bakılmayan, aşağılanmayan, dinlenen; “olursa olur, olmazsa olmaz” cümlesini duymayı bekleyen, yok yere umut aşılanıp oyalanmaması gereken milyonlarca kişiden biriydim.
En güzel reklam da budur, en güzel kazanım da!
Tamam, il başkanı böyle olur da peki yanındakiler? 3.Bölge Teşkilat Başkanı Rıfat Kutlu’ya, medyadan sorumlu İl Başkan Yardımcısı Abdullah Arıdoru’ya, İl Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Turan’a, basın danışmanı Mustafa Göüngör’e bir telefon kadar yakınım ve her aradığımda mutlaka ulaşabiliyorum.
Bunu belirtmem gerekiyordu çünkü yıllarca “ulaşılamayan” bazı kişiler vardı.
Şimdi yeni bir dönem başladı, yeni ufuklara doğru yelken açıldı.
Bu yolda samimiyet, cesaret ve fedakârlıkla ilerleniyor. Ama gerektiğinde bir doktor edasıyla neşter de vuruluyor!
Mesela yeri geldiğinde bazı eksiklerin toparlanma yoluna gidildiğini, bunun için çaba gösterildiğini görüyoruz. Özellikle süre tanınan, yetersiz olan yöneticiler karşısında da gereği yapılıyor. Bu çok önemli.
Çünkü “idare edersen, idare edilirsin.” demişler. Sen yönetemezsen, seni yönetirler.
Zaman kaybetmeye gerek yok. İstanbul’da hayat günden güne yaşanmaz hâle geliyor. Türkiye’nin etrafı adeta bir ateş çemberi.
Kürdü, Laz’ı, Çerkez’i, Alevîsi, Sünnisi; yani Türk milletinin her bir ferdi hizmet bekliyor, çare bekliyor, dertlerine derman olunmasını istiyor.
Türkiye bugün Dünya'da çok saygın bir konumda. Çok güçlü bir yere yükseldi ve bunu Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllar yılı süren çalışkanlığıyla başardı.
Şimdi sıra, eğri oturup doğru konuşmaya geldi.
Abdullah Bey başlı başına bir lider görüntüsü veriyor.
Ne yalan söyleyeyim, ben onda Recep Tayyip Erdoğan karizmasını görmeye başladım bile.
Bu nedenle, AK Parti İstanbul il başkanlığı ile üstlendiği sorumluluğu başarıyla taşıyıp, akabinde olması muhtemel yeni görevleri de layıkıyla yapacağına olan inancımı şimdiden beyan etmek istiyorum.
Umarım anlatabilmişimdir.






