YörüngeHaber.com’da yayınlanan yazılarımı WhatsApp’tan toplu mesaj olarak gönderiyorum, ayrıca Facebook ve Instagram’da paylaşıyorum. Yani dijital imkânları kullanmaya gayret ediyorum.
“Balcıoğlu'nu 'kesin' görüyorum” başlıklı dünkü köşe yazıma birçok geri dönüş aldım.
Onlar arasında;
“güzel”, “doğru tespit”, “harika”, “ağzına sağlık”, “kalemine sağlık”, “ağzın bal yesin”, “maşallah bal damlamış”, “olmamış”, “mazeret yazısı” şeklinde cevap verenlere gösterdikleri ilgi için teşekkür ediyorum.
Olumlu olumsuz her dönüş, tam 18 yıldır büyük bir mutluluk veriyor bana.
Yine son yazımla ilgili bir başka 4 yorumu da ayrıca bu satırlara ekleyip birkaç söylemde bulunmak istedim bugün.
Mesela bir okurum demiş ki:
“Hayırdır Ahmet sana mı düştü.”
Yani Bora Balcıoğlu’nu aklamak, savunmak, şirin göstermek veya (ona göre) hizmet yapamamasını güya normalleştirme görevini sen mi aldın diyor; beni eleştiriyor.
Eyvallah...
Bir başkası da şöyle diyor:
“Balcıoğlu ekibini çok acilen değiştirmeli bu yıl belediye başkanı olursa olur, olmazsa sadece belediye başkanlığı bir sıfat olarak emanet onda kalır.”
Ekiple ilgili bir beğenmezlik hali 2 yıldır bitmedi gitti.
Çok kişi başkan yardımcılarından, müdürlerden, çeşitli personellerden şikâyetçi.
Ama yeri geliyor başkaları da yere göğe sığdıramıyor.
Nasıl olacak şimdi?
Ben de bazı yetersizliklerin farkındayım, ama Bora başkan bizden daha çok farkındadır.
Bir de ekiple ilgili sorunu olanlara şu çağrıyı yapmak istiyorum:
Şikâyetiniz hangi başkan yardımcısından? Söyleyin yazalım. Hangi müdürden, hangi personelden? Buyurun…
Balcıoğlu’nun kuyusunu mu kazıyorlar, sırtında mı taşıyorlar?
Konuşalım, köşe sizin!
Çok dikkat çeken başka bir yorum ise şöyle:
“Balcıoğlu 3 yıl sonra aday olmayı düşünüyor mu sence?”
Okurlarımın takdirlerine sunuyorum.
Ve son olarak bizim camiadan…
Yani isim verebilirim. Çünkü hakkımda köşe yazmış.
Sevgili Kadir Koç, satır aralarına öyle kelimeler eklemiş, öyle anlamlar katmış ki, kendim için:
“Vay be Ahmet, neler yapmışsın” dedim.
Satırlarında ara ara ateş püskürmenin eşiğine gelmiş Kadir ağabey. Onu bu kadar kızdıran bir anlam hatası olmalı ki, vermiş veriştirmiş.
Mesela bana büyük bir haksızlık ederek;
CHP içine fitne ekmekle, Bora Balcıoğlu’nu çaresiz göstermekle, CHP’yi içeriden karıştırmakla suçlamış.
Beni tanıyan Kadir Koç!
İnanasım gelmiyor gerçekten böyle mi düşünüyor?
Ayrıca söylemem gerekir ki:
CHP’ye fitne ekenleri, Balcıoğlu’nu kimlerin çaresiz göstermeye çalıştığını, CHP’yi içeriden kimlerin karıştırma çabasında olduğunu kendisi de çok iyi biliyor.
Biliyor ama “karşı mahalle” diyerek ayrıştırdığı Ahmet Ermiş’in üzerine atmak işine geliyor.
Şunu da üzerine basa basa söylüyorum:
CHP Silivri’ye yönelik hiçbir operasyon başarıya ulaşamaz.
Genel merkez veya İstanbul gibi değil burası.
Güya tarafsızsın ya…
Senin de sevdalısı olduğun bu parti ne yapar eder, kendi birliğini sağlar.
Kaldı ki partinin yakın dönem kanaat önderleri hâlâ hayatta.
Neler yaşamadı ki bu parti?
İlçe başkanları özelinde:
Selami Değirmenci, Özcan Işıklar, Abdullah Yıldırım, Yılmaz Kandemir, Hüseyin Şahin, Mümin Tuğlu, Muharrem Aydoğan, İbrahim Kömür, Berker Esen…
Daha sayalım mı?
Ve Doruk Bulut gerçeği…
Kabul görülmesi gereken bir diğer husus:
Hem Balcıoğlu’nun hem de Bulut’un, Değirmenci–Işıklar ekolünün devamı niteliğinde olması.
Doruk Bulut’un vites yükselttiği bir dönemde hiçbir tuzak tutmaz.
Ama siyaset yapmak isteyenler de geri durmaz!
Kim ne yazarsa yazsın, kim ne söylerse söylesin:
Özcan Işıklar’ın varlığı sahada hâlâ hissedilmiyor mu?
Değirmenci yok sayılabiliyor mu?
Ben şeffaf bir şekilde Balcıoğlu’nun maruz kaldığı durumları yazdım.
Seçimlere daha 3 yıl var ve bu 3 yılda birçok şey değişebilir…
Hiçbir şey değişmeyebilir!
Siyasetçilerin kendi ellerinde.
Ne benim dememle Balcıoğlu’nun işi biter,
Ne başkasının demesiyle işi olur.
Örgüte rağmen siyasetin ceremesini geçmişte yaşayan bir parti olan CHP mensupları ne yapacağını iyi bilirler…
Soğuk savaş diye tanımladığın Cumhur İttifakı ve Volkan Yılmaz arasında yaşanan meselelere gelince…
Sen benim yazdıklarımı anlamadıysan,
senin tabirinle bizim mahalleye ben neyi nasıl anlatayım Kadir ağabey?






