Yerelde gazetecilik yapıyoruz.
Bizim gündemimizi de Türkiye’deki parti genel başkanlarının Silivri’deki temsilcileri oluşturuyor.
O isimler de, söylediklerinden çok durdukları yerle, yaptıkları ve temsil ettikleri duruşla dikkat çekiyor. Ama buna rağmen, kendi tabanında mutlaka görmek istemeyenler çıkıyor.
Mesela,
“Aslolan davadır, aslolan duruştur, aslolan emektir, aslolan CHP’dir” diyerek nerede durduğunu açıkça ortaya koyan oydu.
Silivri’de cenazeden açılışa, düğünden törenlere kadar partisini temsil etmekten imtina etmeyen kendisiydi.
“Alçakların emelleri Türkiye Cumhuriyeti’nde hiçbir zaman başarılı olamayacak” diyerek Nusaybin’de Türk bayrağımıza yapılan hain saldırıya videolu açıklamayla tepki gösteren oydu.
Partisindeki sorumluluğu gereği hükümeti eleştiren “Emekli maaşları da asgari ücret kadar olmalı” çağrısını yapan oydu.
Pazartesi pazarında, Perşembe pazarında stant açan; vatandaşlarla buluşan, sorunları dinleyen ve çözmek için çaba gösteren kendisiydi.
6 Şubat depreminin yıl dönümünde, sabaha karşı 04.17’de partilileri toplayıp anma töreni düzenleyen, dualar eden yine oydu.
Parti yöneticilerini, kadın ve gençlik kollarını mahalle mahalle sahaya sürerek CHP’nin çalışmalarını anlatan oydu.
İBB soruşturmalarına bakış açım net. Beni bilen biliyor. Yargı işini yapıyor.
Ancak şöyle bir manzara oluştu;
Türkiye’nin dört bir yanından Silivri Cezaevi’ne CHP’li akını var. Tutuklu belediye başkanlarını, CHP’lileri ziyarete yüzlerce kişi geliyor. Baktı olacak gibi değil; gazetecileri, avukatları, tutuklu yakınlarını ve partilileri, cezaevine yakın bölgede “Silivri Dayanışma Merkezi” adlı misafirhanede ağırlama fikri ona aitti.
Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu’nun “vicdan belediyeciliği” söylemine sahip çıkan, sosyal medyada destek paylaşımları yapan yine oydu.
Belediye Başkanı’nın işine karışmayan, ikilik çıkarmayan, kriz ortamı oluşmasına fırsat vermeyecek bir siyaset olgunluğu sergileyen de kendisinden başkası değildi.
Evet, o kişi; milletvekili adaylığındaki kampanyasıyla, ilçe başkanlığı seçimlerindeki çalışmalarıyla da büyük bir ivme kazanan Doruk Bulut’tan başkası değildi.
Doruk Başkan, vitesi yediye takmış bir Lamborghini misali yoluna devam ederken, böyle bir adama “ilçe başkanı halkın içinde yok, CHP için umut vermiyor” diyen bir güruh ortaya çıkıyor, iyi mi?
CHP belediye meclis üyesi Cihan Demir falan kalkıyor, “Benim ilçe başkanım İbrahim Kömür” diye beyanatlar veriyor.
Gündemi takip edenler soruyor: CHP’de ne oluyor? CHP ilçerisinde fitne tohumları mı ekiliyor?
Doruk Bulut; yüzleşmeye gelecek cesarete sahip, dertleşmeyi bilecek bir olgunluk taşıyan lider görüntüsü çiziyor. Bundan ötürü, “Suskunluğum Cumhuriyet Halk Partililiğimin edebindendir. Tüm Cumhuriyet Halk Partili yoldaşlarımı yarın saat 18.30’da örgüt toplantımıza, parti binamızda dertleşmeye ve kucaklaşmaya bekliyorum” çağrısıyla da bunu yerine getirmeye hazırlanıyor.
Hadi bakalım.





