İstanbul gibi bir меgakentte siyaset yapmak, Türkiye’nin herhangi bir yerinde siyaset yapmaktan çok daha fazlasını ifade eder. Bu nedenle Volkan Yılmaz’ın, Milliyetçi Hareket Partisi’nin “İstanbul İl Başkanı” gibi bir görevi, kimi çevrelerin düşündüğü gibi “sıradan bir parti pozisyonu” değildir; aksine hem sembolik hem de pratik gücü yüksek, stratejik bir merkezdir.
Her şeyden önce bu görev, Türkiye’nin en büyük seçmen kitlesine sahip şehrinde devasa bir teşkilat yapısını yönetmek anlamına gelir. İlçe başkanlıklarından mahalle teşkilatlarına kadar uzanan bu yapı, sahada doğrudan etki üreten bir siyasi mekanizmadır. İl başkanı bu mekanizmanın hem yöneticisi hem de yön vericisidir.
Bu pozisyonun asıl ağırlığı ise, kurduğu çok katmanlı ilişkilerden kaynaklanır.
Valilik, il emniyet, il jandarma gibi İstanbul’daki tüm devlet kurumları ile bağlantılar sağlanır.
Kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplumla kurulan ilişkiler, bu görevi sahada somut sonuç üretebilen bir güç odağına dönüştürür.
Siyasi anlamda ise Genel Merkezle kurulan doğrudan temas, yerel tabanın beklentileriyle birleştiğinde il başkanını bir “köprü aktör” haline getirir.
Burası çok önemli, özellikle Cumhur İttifakı bağlamında bu rol daha da kritik hale gelir. İstanbul’da Milliyetçi Hareket Partisi’ni temsil etmek, ittifakın sahadaki dengelerinde söz sahibi olmak demektir.
Aday belirleme süreçlerinden seçim stratejilerine kadar pek çok başlıkta doğrudan ya da dolaylı bir etki alanı oluşur. Düşünün Silivri adayının hangi partiden veya kim olacağına kadar karar mekanizmalarına doğrudan müdahil olunur.
MHP İstanbul İl Başkanlığı demek, sahada gücü olanın masada da söz sahibi olduğu gerçeğinin en somut örneklerinden biridir.
Volkan Yılmaz gibi yetişmiş siyasetçi ve yerel yönetimcinin, il başkanlığı görevinden daha fazla bir izlenim ortaya koyması kaçınılmaz...





