Silivri Belediyesi’nin 2026 yılının ilk meclis toplantısı pazartesi günü yapıldı.
Her ay iki kez toplanan mecliste, birinci oturumda gündem dışı konuşmalar yapılabiliyor; ikinci oturumda ise yalnızca meclis gündemindeki maddeler görüşülüyor. Dolayısıyla pazartesi günkü mecliste Silivri’nin sorunları, memleketin sorunları ya da herhangi bir eleştiri özgürce dile getirilebiliyor.
Şu meclis toplantılarını bildim bileli söz kesme, mikrofon kapatma ve söz vermeme gibi olaylar yaşanıyor.
Meclis üyeleri ya da meclis başkanı birbirinin sözünü kesiyor, meclis başkanları meclis üyelerinin mikrofonunu kapatıyor. Bu tür olaylar mecliste alıştığımız manzaralar hâline gelmiş durumda.
Aşağı yukarı Hüseyin Turan’dan bugüne, Bora Balcıoğlu dâhil olmak üzere son dört belediye başkanı aynı meclis salonunda toplantı gerçekleştiriyor.
Şimdi “şu belediye başkanı şöyleydi, bu belediye başkanı böyleydi” gibi detaylarla sizleri boğmayacağım.
Ancak hiç hoş olmayan bir manzara var ki, o manzarayı da Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu bizlere yaşattı.
Kendisini tanımasam, mütevaziliğini ve iyi niyetini bilmesem diyeceğim ki “tam yakışanı yapmış.”
Ama hayır; kendisi kötü niyetli değil, kötü bir insan değil. Ancak meclisi yönetirken kendisine yapılan eleştiriler bir anda duygularını değiştirebiliyor ve duygularına hâkim olamıyor. Bu nedenle de hataya düşüyor.
Son meclis toplantısında AK Parti'li Salim Çavdar konuşma yaparken “kapatın mikrofonunu” diyerek talimat vermesi ve mikrofonu kapatması, son derece antidemokratik bir yaklaşımdır.
Meclisler, farklı görüşlerin özgürce dile getirildiği, eleştirinin doğal ve gerekli kabul edildiği yerler değil midir?
Bu nedenle söz alan bir meclis üyesinin, açık bir hakaret ya da meclis iç tüzüğüne aykırı ağır bir durum söz konusu değilse, konuşmasının kesilmesi demokrasiyle bağdaşmaz.
Bu durum ne Silivri Belediye Meclisi’ne, ne Silivri Belediye Başkanı’na, ne de Meclis Başkanı sıfatıyla Bora Balcıoğlu’na yakışmıyor.
Hele ki karakter olarak, en azından efendi ve mütevazı olarak görünen Balcıoğlu’na hiç yakışmamaktadır.
Sayın Balcıoğlu, meclis yönetirken, özellikle sinirlendiğinde içine girdiği ruh hâlini, meclis toplantısından sonra video kayıtlarını izleyerek gözden geçirmeli. Sinirlendikten sonra değişen bir Balcıoğlu gerçeği ortada.
Demokrasiye inanan, yapıcı muhalefeti kabul eden, özgür fikirlere saygı duyan herkes, karşısındakine hoşgörülü olmalıdır.
Elbette meclis başkanının toplantıyı düzen içinde yönetme sorumluluğu vardır.
Fakat bu yetki, muhalefeti susturma aracı olarak kullanılmamalı. Eleştiriye ya da sorulara cevap varsa verilir, yoksa da yok denir.
Geçmişte bu meclislerde tartışmalar yaşandı ve görüyoruz ki Silivri’ye hiçbir faydası olmadı. Tartışma siyasetin ve Silivri Meclisi’nin doğasında vardır. Ancak konuşmayı ve tartışmayı bilmiyorsanız, Silivri’ye faydadan çok zarar verirsiniz. Bu siyasi olgunluk, her meclis üyesi için geçerli olmalıdır.
Zaten koltukları adeta boşa işgal eden bazı meclis üyeleri arasından, muhalefet görevini yürüten AK Parti ve MHP sözcülerinden hepi topu iki ya da üç kişi konuşma yapıyor. Onların da Silivri’ye dair sözleri ve eleştirileri anlayışla karşılanmalıdır.
Mikrofon kişilerin değil, Silivri’nin mikrofonudur.
Eğer biri saygısızlık yapacaksa, bu Silivri seçmenine yapılmış bir saygısızlık olur.
Seviyesiz toplantılardan hiçbir çözüm çıkmaz.
Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileri, yıllardır iktidarı antidemokratik, baskıcı ve tahammülsüz bir yönetim anlayışıyla eleştiriyor.
Basın özgürlüğünün kısıtlandığını, muhalefetin susturulduğunu, farklı görüşlerin baskı altına alındığını dile getiriyorlar.
Bu eleştiriler demokrasi adına (benim nazarımda kısmen) değerlidir.
Ancak yerelde, bir CHP’li belediye başkanının mecliste muhalefet temsilcisinin mikrofonunu kapattırması, bu söylemlerle açıkça çelişmektedir.
Umarım anlatabilmişimdir.




