Eveet... Eğrisi ve doğrusu ile bir seçimi daha geride bıraktık. Son bir ay içerisinde ülke gündemimizi ziyadesiyle meşgul eden vaatler, seçim bildirgeleri, falanlar filanlar derken nihayet tamamlandı.
Sonuçları ortada. Vatana millete hayırlı olsun. Bu seçim bizlere çok şey gösterdi ve çok şey öğretti.
Sandıktan çıkan cevap, milletin ta kendisidir, milletin iradesidir, milletin siyasilere bir mesajıdır..
Bu mesajı nasıl anlamak isterlerse, bundan sonraki süreçte de istikballerini öyle belirleyeceklerdir...
Genel gündem üzerine sonra konuşuruz; Silivri'ye bakalım..
***
Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar'ın "acı itirafına" dokundurmak isterim. "CHP seçmeni HDP'ye oy verdi" diyor kendisi. Işıklar'ı savunanlar, "AK Parti'den HDP'ye oy geçtiği için, AK Parti'nin de HDP'ye desteği yok mu?" diye karşı soru yöneltebilirsiniz.
Buradan çıkarmak istediğimiz sonuç, meşru kılmak istenen unsurların negatif şiddetidir. Yani AK Parti, HDP'nin Meclis'e girmemesi için uğraş sarfederken, CHP'nin HDP'yi ısrarla Meclis'e taşıyacak girişimlerde bulunmasıdır.
AK Parti'nin "çözüm süreciyle" ilgili de CHP'nin HDP desteğine karşı cevap verebilirsiniz, ama siyaset her saat şekillendiği için seçim atmosferindeki tablo, "HDP'nin meclise girmemesi" gerektiği yönündeydi. CHP ve CHP gibi düşünenlerin desteği ile AK Parti'den HDP'ye kayan oylarla birlikte, HDP 81 milletvekiliyle Meclis'te...
Işıklar bu sözü söylerken kimlere arka çıktığını da anlamış olduk.
***
Çok açık ve nettir ki, AK Parti büyük bir hüsrana uğradı Silivri'de. Tek burada değil, Türkiye genelinde.
İlçe Başkanı Dilek Demiral'ın gayretleriyle karşımıza çıkan oran: yüzde 32.5...
Eğer ki genelde bir düşüş yaşanmasaydı, sadece yerelde puan kaybedilseydi, bunun sorumlusu olarak ilçe başkanını suçlayabilirdik. Ama genelde bir düşüş mecburen yerele de yansıdığı için, ilçe başkanı Dilek Demiral'ı günah keçisi ilen etmek yanlış olur. Demiral'ın azmi ve çabası ortadaydı. HDP'ye ülke genelinde olduğu gibi, şüphesiz Silivri'de de kaymalar oldu AK Parti'den. Bakınız: yüzde 9,3 (8 bin 500 oy)
2011 genel seçimlerinde 3 binlere yakınken, 5 bin artış durumu söz konusu. Bu oyların kaymadığını düşünürsek, ve 5 bini direkt AK Parti'ye eklersek, CHP ile başa baş gittiğini göreceksiniz.
Dilek Demiral kadar teşkilatın her bir ferdi çalışmış olsa bile bu rakamlara çok fazla yansımazdı. Ama "bir oy bir oydur" mantığıyla hareket edildiğini ben zannetmiyorum. Teşkilatın eksikleri çok, üzerine sorumluluktan kaçanlar fazla. Mesela sandık görevlilerinin sandıklara gitmemesi, kilit isimlerin görevleri kabul etmemesi, Mimarsinan Mahallesi, Garden Arkası, Gümüşyaka ve Selimpaşa gibi AK Parti'nin kalesi diye adlandıracağımız bölgelere fazla emek sarf edilmemesi, yine sandığa olumsuz yönde yansımalardı. Buralara bakıp sadece Demiral'ı suçlamak yersiz olur. Ana kademe teşkilat birimi de bu düşüşün içerisinde.
Lakin, genel değerlendirme yapacak olursak, ilçe teşkilatı bu seçimde ağzıyla kuş tutsa bile HDP'ye oy kaptırmaktan kurtulamayacaktı. Çünkü "Kürt Milliyetçiliği" propagandasıyla seçime giren bir HDP, buna çanak tutan bir CHP ile medya vardı. AK Kadrolar tek başlarına bu organizasyonlara karşı durabilecek iradeye sahip değil Silivri'de...
Gelinen noktada ilçe başkanı Dilek Demiral'ın istifa etmesi gerektiği kulislerde konuşuluyor. Bu beklentileri yapanların kim olduklarını hepiniz iyi biliyorsunuz. Demiral'a yönelik "karalama" ve "pasifize etme" girişimleri başlamış durumda... Bu ilk kez olmuyor ki, 2014 yerel seçimlerinin ardından halen aşırı karın ağrısı çekenleri Silivri iyi biliyor. "Mert adamın bahtı nağmert olur" diyeceğim... "Beni çağırmadı" "Beni davet etmedi" "Bana görev vermedi" diyerek kendince "Yavuz hırsız ev sahibini bastırır" oyununu oynamayın... Papaz her zaman aynı pilavı yemez kardeşim! Daha önceki yazımlarımda belirttiğim gibi, "siyasi hayatı biten eski ilçe yöneticilerinin" tekrardan ilçe siyasetinde aktif rol almak istemesinin neticeleridir. Hele ki, birisi var... Bakmayın siz İstanbul teşkilatında bilmem ne komisyonunda görev aldığına. AK Parti Silivri eski ilçe yöneticileri, Demiral'ın başarısızlığı için elinden geleni yaparken, ülke genelinde oy kaybı yaşayacaklarını hesap edemediler. "Dava adamıyız, Erdoğan aşığıyız" naraları atanlar, partiyi ve Erdoğan'ı, dolayısıyla Davutoğlu'nu kaderine terk ettiler. Her seçimden galip gelindiği için, bu seçimin de öyle olacağını düşündüler. Ama yanıldılar.
Silivri ilçe teşkilatını seçimlerden sonra dizayn etme girişimleri elbette devam edecektir. 2019 hedeflerine doğru ilerlerken, bu uğurda kim var kim yok silmek isteyecekler. Ama başta Dilek Demiral'ın gitmesini bekliyorlar.
Geneldeki kayıp yerele yansıdığı için Dilek Demiral şanslı. Teşkilat içindeki paralel kafadakiler, genel problemi düşünemedikleri için, "Demiral'a başarısızsın" diyemezler.
İstifa etmesi gereken biri varsa Genel Başkan Ahmet Davutoğlu'dur. Bunun da mümkün olmayacağına göre, Demiral'ın istifa etmesi, kendini kurban etmesi anlamı taşır. Oturup koltuğuna sahip çıkmalı, teşkilatı tekrar gözden geçirerek yoluna devam etmeli. Demiral, 3 seçim yaşayan bir ilçe başkanı unvanıyla artık büyük düşünmeli, hedefinde 2019 yer almalı...
Mimarsinan Mahallesi'ni yalnız bırakan Kürt kökenli AK Partilileri de birkaç güne yazarım...





