Genel siyasete dokunmadan, yerele pek giremiyorum bu ara…
Sebebine gelince çok çabuk değişen ülke gündemimizde, yerel olarak bizlerde üzerimize düşeni alıyoruz. Çünkü hiyerarşik bir bağımız var. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçmeye günler kala, liderlerin meydanlardaki konuşmalarına kulak veriyorum.
Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı arasında dağlar kadar farkın olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyorum.
Sadece ben mi? Hayır tabi ki de…
Her zaman şunu savundum. Vatandaş olarak her türlü görüş ve siyasi fikre topyekûn saygı göstermek durumundayız. Buna toplum olarak alışmak zorunda olduğumuz gibi, aktif rol üstlenen siyasetçilerinde bu çerçevede sağduyu ile hareket etmesi gerekiyor. Ayrıştırıcı dil kullanarak, meydanlarda toplumu kutuplaştıran söylemlerin kesinlikle faydası yoktur.
Şimdi gelelim asıl meseleye.
***
Yaşadığımız her seçim başka bir beklentiye kapı açıyor. Bu ülkede yaşayan her vatandaşın ortak gayesi, rahat bir yaşam sürdürebilmektir. Ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda sürdürülebilir yaşamın, başımızdaki idareciler tarafından sağlandığını unutmamak gerekiyor. İşte bunun en temel iradesi, karar verirken yani seçim yaparken tüm bu saydığım ve üzeri gerekçeleri iyice düşünerek onaylamaktır.
Biz halkız! Beklentilerimiz var. Biz hayat standartlarımızın en üst sevilere gelmesini arzuluyor ve bunu bizlere kim daha iyi sağlayacak ise onu tercih etmek istiyoruz...
Bakınız bu memleket çok partiler gördü. Sayısız vaatler, çok hayaller pazarlandı. Yumruk sallayanlarda oldu, şapka ile selamlayanlarda. Dedim ya her seçim vatandaşın arzularına umut tüccarlığı yapanların, memleketimize bir çivi çakmayı bile çok gördüğü süreçleri yaşadık. Ben, karne ile ekmek aldığımı hatırlıyorum mesela...
Sana yağ almak için bakkala 3-5 gün önceden sipariş verdiğimizi, hasta olduğumda sırf sıra beklememek için hastaneye gitmediğimi hatırlıyorum. Yaşım 34 olduğuna ve bunları da gayet iyi hatırladığıma göre öyle 50 yıl geriye gitmeye gerek yok anlayacağınız.
Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.
İnsan unutuyor değil mi? Unutmamak lazım kardeşim, unutmamak.
Bir gecede bu milletin paralarını nasıl hortumladıklarını unutuyoruz!
Devletin memuruna maaş veremediği için İMF, ABD kapılarında kul köle olduğunu unutuyoruz!
Başbakanların önüne yazar kasa atıldığını, Cumhurbaşkanının önünde parmaklarını balta ile kesenleri unutuyoruz!
Bir ana düşünün ki yavrusunun yemin törenine sırf başında türban var diyerek alınmadığı günleri unutuyoruz!
Ezanların susturulduğu, kuran okumanın yasaklandığı, camilerin kapatıldığını unutuyoruz!
Darbeleri, vesayet odaklı kaos projelerini, hatta başbakan asan kirli elleri unutuyoruz!
Hastanelerde rehin bırakılan hastaları, parasızlıktan organlarını satılığa çıkaranları unutuyoruz!
Uçakla yolculuğu geçtik, şehirlerarası otobüslerde seyahat etmenin bile çok lüks olduğu bir geçmişi unutuyoruz!
Aslında ben tüm bunları unutmayı çok istiyorum. Geçmişle yaşayıp, kafamı sürekli kötü mazi ile meşgul etmeyi hiç istemiyorum. Derken bir bakıyorum zihniyeti aynı çizgide olan zümreler, yine bildiğimiz senaryolar ile meydanlardalar.
***
Günlerdir takip ettiğim bir husus var. Cumhura başkanlık etme gayretinde olan Muharrem İnce, Temel Karamollaoğlu, Meral Akşener, Selahattin Demirtaş gibi isimlerin ittifak konularının ana şeması ‘satmak’ ve ‘durdurmak’ üzerine kurulmuş.
Ya arkadaş sizin derdiniz ne?
Size ne yedirip içiriyorlar?
Akşamdan genel merkezlerinize faks mı çekiliyor yarın bu yazılanların dışında hiçbir şey konuşmayacaksınız diye…
"Külliyeyi satacağız, 3. Havalimanı projesini iptal edeceğiz, yerli otomobili rafa kaldıracağız, tüm yatırımları durduracağız!"
Abi siz kafayı mı yediniz?
Bir ülke yönetimine bu şekilde talip olunur mu?
Milletin göz bebeği olan dev projeleri iptal etmek veyahut durdurmak sizin haddinize mi?
Yüz yıldır ayağa kalkmayı bekleyen necip milletimizin adeta ruhunu okşayan bu yatırımları durdurmak, rafa kaldırmak, iptal etmek kolay mı? Açıkçası siz değil feriştahı gelse gücü yetmez!
Siz bu milleti halen yorgun ve bitkin, içine sinmiş, sündürülmüş, uşaklığını ettiğiniz batının tabiri ile ‘hasta adam’ olarak mı görüyorsunuz? Buzlar çözüldü; kıştan kuru bir ayaz kaldı, ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı.
FETÖ’nün 15 Temmuz darbe kalkışmasını plazma karşısında izleyenler ile meydanda çarpışanlarını iyi bilir bu millet.
Ve sırf bir daha 15 Temmuz’lar yaşanmaması için son kez karar verilecek! Meraklanmayın geçmişte bu ülkeye sayısız ıstırap çektirenler ile bugünkü darbe savunucuları ayırt edecek kadar da asildir bu millet. Aynı silsilenin devamı olduğu gayet iyi biliniyor.
Geçmişte Demirtaş’a saz çaldırıp, şirin gösterenler bugün; Akşener’i iktidar sahibi, Karamollaoğlu’nu bilge adam, İnce’yi de halk adamı diye tanıtıyor. Tabi yersen! Vallahi yemiyorlar, billahi yemiyorlar. Samimi gelmiyorsunuz kardeşim!
***
Cumhur İttifakı’nın adayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ülkeye yapığı hizmetleri bu millet bağrına basmış, benimsemiş ve en önemlisi kabul etmiş. Devam eden projeleri de sabırsızlıkla beklerken, siz kalkıp aksi yönde tutum sergilerseniz tokadı yersiniz. Şu anda sessiz bir bekleyiş var. Erdoğan Erzurum’dan başlattığı seçim startına yaklaşık 30 miting ile devam edecek. Farkında mısınız bilmiyorum ama Erdoğan zaten yaklaşık 6 aydır partisinin kongre sürecinden dolayı meydanlarda. Bakın önümüzdeki hafta sonuna kadar sürecin ne şekilde değişeceğini göreceksiniz. Bu süreçte en büyük destekçisi olan MHP Lideri Devlet Bahçeli’de meydanlara çıkıyor. Türkiye’nin Cumhur İttifakı’na ihtiyacı var.
Bu milletin Cumhur İttifakı’na ihtiyacı var.
Not: Bir sonraki yazımda yerel konuları ele alacağım ve yereldeki son durumlar ile ilgili kelam edeceğim.





