Haksızlık karşısında susmak caiz midir? Yoksa bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mı diyelim?
Silivri'mizin Belediye Başkanı Özcan Işıklar, her gün yeni bir "problem" ile hem bizlerin; hem de tüm Silivri'nin gündemini alt üst etmeyi başarıyor! Algı operasyonlarında bir hayli başarılı olan başkan, aslında bu gücünü, karşısında iyi bir muhalefetin olmamasından da alıyor kanımca...
***
Tabi bu sadece Silivri'ye özel bir sorun değil. Ülke siyasetimizin en büyük problemi de zaten ciddi bir "muhalefetin" olmayışıdır. Vatandaş gözünde alternatif yokluğu, yine aynı kişilerin tercih edilmesini beraberinde getirdiği bir gerçektir. Sorunlarımızı konuşarak değil, birbirimize sırt çevirerek çözmek sanki farzmış gibi kabullendiğimizden, her zaman fayda sağlayacak kararlar alamıyoruz!..
Çünkü "korkarak" siyaset yapıyoruz...
Bu yüzden bazı kısır bölgelerde siyasilerin yapmadığı işleri biz gazeteciler yapıyor, tüm ceremesini de yine bizler çekiyoruz. Hatta son yılların gazeteciliği, tam tabiriyle "kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz" desek yeridir.
Fakat büyük iş hem iktidar hedefinde olan hem muhalefete, hem de kanun uygulayıcısı adli makamlara düşüyor. Halkın oyları ve teveccühü ile göreve gelen ağabeyler ve/veya ablalar, siyaset yaptıklarını ayda 2 kere belediye meclis buluşmalarında hatırlıyorlar.
İşte yukarıda örnek verdim; "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" mantığıyla meydan iktidara boş kalıyor.
***
Bakınız geçtiğimiz 1, 1 buçuk ay içerisinde Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar'ın "skandal" sayılacak olayları kendisi ya da yönetiminde olanların, bu ilçenin gözüne batıra batıra yaşatması normal karşılanamaz, karşılanmamalı!..
Ortada bir yanlışlık yok mu? Belediye Başkanı'nın bu ilçenin vicdanında rahatsızlık yarattığı "yakışıksız" hareketlerini "olumsuz" düşünen ve aldığı oyların hakkını savunacak bir "yiğit" yok mu? Şahsen ben, Silivri'de yaşayan bir birey olarak bu durumdan ciddi derecede rahatsızım. Aynı çatı altında milletin meclisini paylaştığı siyasi akranlarından hiç mi rahatsız olan yok be kardeşim!
Meclis'te ayar çeker susun...
Argo konuşur susun...
Kumar oynar susun...
Uzun saçlı top sakallı yaveri +18 sohbetlerde susun...
Sapıklaşırlar susun...
Baba-Oğul arabasına mazotu belediye kasasından alır susun...
"Bakan gelirse ben gelmem" der posta koyar susun...
7 öğrencinin spor müsabakasına gitmemesi sağlar susun...
Gazetecilere baskı yaparak sindirme politikası uygular susun...
***
Her yerinden açık veren bir belediye başkanının sırtından ter dökülmüyorsa, Silivri siyasetinde ciddi bir problem var demektir. Gazeteciler yazdıklarıyla yetersiz kalıyor, adli makamlar harekete geçirilmiyor, muhalefet etkisini hissettiremiyor.. böylelikle toplumsal algı "yaparsa yapsın" oluyor.
Mesele adalet mekanizmalarını harekete geçirerek kulu hidayete erdirmek değil, halkın bakışını değiştirmek ve doğruyu göstermektir. En masumu vatandaştır. Doğruyu göster ki, doğru olasın...
DEĞİRMENCİ'NİN MAĞDURİYETİ
CHP İstanbul 3.Bölge Milletvekili Adayı Selami Değirmenci, bugün bir toplantı düzenleyecekti. Toplantının konusu, parti içinde bir takım haksızlıklara uğraması...
Değirmenci, Işıklar belediye başkanı olduğu sürece hep baskılara maruz kalacaktır. Çünkü Özcan Başkan'ın en büyük tehlikesi Selami Değirmenci'dir. O'nun varlığı, O'nun gücü, Özcan Işıklar'ı rahatsız ediyor. CHP içerisinde bitmeyen destekçileri, Değirmenci'nin aktif siyasette yer almasını isterken; Özcan Işıklar ve kontrolünde olduğu bazı makamlar da, Değirmenci'nin silinip yok olması için mücadelesini sürdürecek.
Son zamanlarda bir takım baskılara maruz kalan Değirmenci, bunu hışımla ifade etmek istedi. Fakat ekip arkadaşlarının ısrarları sonucunda vazgeçtiği öğrendik. En nihayetinde, seçim arifesinde söyleyeceği her söz, kendisini haklıyken haksız bir pozisyona düşürebilirdi.
CHP'nin birinci çıkması ya da iktidar olması için gayret sarf ederken, halihazırda Silivri'deki isminin karşılığını vermesi gerekirken, İlçe yönetimine ya da belediye başkanına söyleyeceği olumsuz her cümle, seçimlerden sonra aleyhine kullanılabilir. Bu açıdan toplantıyı ertelemesi en doğru olanıydı.
Çünkü Değirmenci'nin hata yapmasını, CHP içinde "partiyi karıştıran biriymiş" gibi gözükmesini isteyenlerin oyununa gelmemeli. Her ne şartlarda ve koşullar altında seçim çalışmalarını gerçekleştirirse gerçekleştirsin, söylenilecek her sözün nihayeti 7 Haziran sonrası olmalı...





