MHP İstanbul 3.Bölge Milletvekili aday adayları arasına, Silivrililerin yakından tanıdığı ve "Pelin abla" dediği Eczacı Pelin Ener de girdi. Pelin Abla, geçtiğimiz gün resmi başvurusu yaparak adaylık dosyasını teslim etti. Bir süredir "MHP Siyaset Okulu'nda" ciddi eğitimler aldı, genel merkez düzeyinde dost edindi, yakın ilişkiler kurarak kendisini gösterdi. Silivri teşkilatında da ciddi görevler üstlendi, İl yönetimine geçti, çalışmalara katıldı ve şimdide TBMM'yi istiyor.
Pelin Ener, milletvekilliği sorumluluğunun farkında olan ve şartlarını yerine getirme gücünü kendinde gören bir isim. Bu kararı almasına hem çevresi, hem de yakın siyasi büyükleri ön ayak olmuş.
MHP bayrağı altındaki en büyük eksiklik, bölgemizdeki bayan siyasetçi açığı!.. "Koskoca Meral Akşener'i görmüyor musun?" diyenler çıkacaktır. Meral Akşener, "Meral Abla" iken gayet güzel gidiyordu, sonrasında bu samimiyeti kaybetti. Aslında bölgemizdeki ana ihtiyaç, "abla" diyecek kadar samimi gördüğümüz siyasetçilerin TBMM'de olması. Pelin Ener, yüzünde tebessümü düşürmeyen birisi. İlçe insanının yakından tanıdığı.. hüznünü, mutluluğunu ve sırrını paylaştığı bir isim. Sıralamaya girsin veya girmesin, farkındalık yaratacaktır. MHP'yi her platformda savunan kadın bir siyasetçinin, toplum içindeki güven problemini kökünden çözebileceğini düşünenlerdenim...
DEMİRAL'DAN ÖNEMLİ HİZMET
AK Parti İlçe Başkanı Dilek Demiral'ın, Kipa AVM önündeki üst geçidin uzatılması noktasındaki girişimleri sonuç verdi. İlçedeki kritik problemlerden bir tanesi daha çözüme kavuştu. Geçtiğimiz ay, Büyükşehir yetkilileriyle gerçekleştirdiği toplantının ardından dün çalışmalara başlandı.
Demiral, iktidar gücünü halka hissettirdi. Kısa sürede somut adım atıldı. İnsanların iktidardan bekledikleri tam da bu olsa gerek. Bazıları çıkıp "uzatacağım" demişti ama görünen o ki bir arpa boyu yol katedemedi. Ve bu sorunu da AK Parti çözdü...
MEMNUN EDEMEZSİNİZ
İnsanların birbirlerini eleştirmesi, herkesin bakış açısının farklı olmasından kaynaklanan bir durum. A parti bir şey diyor, B parti itiraz ediyor, C parti destek çıkıyor; ama mutlaka ters düştükleri noktada buluşuyor. Siyasi hayat böyle. Medya, yani basın piyasası da öyle. Yazarsın edersin, ama yaranamazsın. Översin yaranamazsın, söversin yaranamazsın. Siyaset-medya ilişkisi de aynen böyle. Fakat kötü olan hep gazetecidir. Sosyal yaşamın da bir parçasıdır memnun edememek. Arkadaşını memnun edemezsin, bakkalı memnun edemezsin, hacıyı memnun edemezsin, işini memnun edemezsin.
Öğrenmemiz gereken ilk ve en önemli sırlardan biri kesinlikle bu. Hayatta kimseyi memnun edemezsiniz! Yeri gelir kendimizi bile. Buradan yola çıkarak size rahatlıkla diyebilirim ki; lütfen elinizden gelenin en iyisini yapın.
"Her zaman aynı mükemmellikte, aynı kalitede yapın" anlamında değildir. Ve zaten isteseniz de bunu başaramazsınız. Neden derseniz; cevabı çok basittir: Her gün ve her an aynı ruhsal ve fiziksel standartta olamazsınız. Her anınızda değişik bir "siz" olduğunuz için, her an yaptığınız, ürettiğiniz iş’te de farklı bir 'elinizden gelenin en iyisi’ söz konusudur.
İçinde bulunduğunuz zaman diliminde sağlıklı, zinde ve neşeli olmanız, hasta olmanız ya da sadece keyifsiz olmanız halinde bile; içinde bulunduğunuz halinize göre yapabileceğinizin en iyisini yaptığınızda rahata ve iç huzuruna kavuşmanızı mümkün kılacaktır.
Yaptığınız işi, "başkalarını" değil, "kendinizi" memnun etmek için yapın!..
Siz memnunsanız başka hiçbir şeyin önemi yoktur...
Bu; işten kaytarın, kalitesiz üretim yapın ya da başkalarının fikirlerine saygısızlık yapın, anlamında değildir.
Bu; başkalarının doğrusuna göre hareket etmeye çalışmayın!.. Kendi doğrunuzu bulun ve ona göre yaşayın anlamındadır...
Doğru nedir derseniz; size huzur veren ve yüzünüzü gülümseten her ne ise o sizin doğrunuzdur diyebilirim. Yaptığınız şeyler başkalarına zarar vermiyorsa, eleştirileriniz yıkıcı değil yapıcıysa, yolunuzdan ve doğrunuzdan şaşmayın.
Sürekli fedakarlık yapmak zorunda kalmak, sürekli birilerini memnun etmeye çalışmak insanı ciddi biçimde olumsuz etkileyen ve enerjinizi yiyip bitiren bir eylemdir!
Bunu yaptığınız sürece "bıkkın" ve "mutsuz" olacak, aynı zamanda; her seferinde daha fazlasını yapmaya başlasanız dahi kimseyi memnun edemediğinizi fark edeceksinizdir!
O yüzden; şimdi, şu andan itibaren başkalarını mutlu etmeye çalışmayı bırakın!
Hayatınızı yaşamaya ve işlerinize odaklanmaya bakın. İşinizi yapın; ama gerçekten işinizi yapın... Bundan sonra ben öyle yapacağım. İşime bakacağım!..





