Yazı yazmaya biraz ara verince; 'Hadi Ahmet' diyenlerin gazabına uğruyorum. Ben de yazmayı çok seviyorum fakat, gündemimiz öyle karanlık, öyle bulanık ki; aradan temiz ve berrak konuları nasıl seçip dillendireyim zorluk çekiyorum.
Öncelikle ülkemizin dört bir yanında kalleşçe şehit edilen vatan evlatlarına Yüce Rabbimden, şehitlik mertebesinin en üst makamlarıyla mükâfatlandırılmasını niyaz ediyorum. Geride bıraktıkları başta aileleri olmak üzere eş, dost ve aziz milletimize sabırlar diliyorum. Allah bu acıları bir daha yaşatmasın! Amin...
***
12 Eylül Cumartesi günü gerçekleşen AK Parti 5. Olağan Kongresi siyasi havayı biraz sağa sola serpiştirdi. Günler öncesinde başlayan büyük hazırlıklar, o gün yaşanacak olan atmosferin tüm kadrolardaki enerjiyi ve sinerjiyi tetikleyecek tarafıydı çünkü.
Evet, zaten öyle de oldu. AK Parti kongrelerinde öyle kavga gürültü ya da ona benzer manzara bekleyenler yine hazin bir tablo ile karşılaştılar. Genel Başkan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yola devam kararı alan partililer, başkanlarında değil ama ekipte ciddi bir değişiklik yapmayı uygun gördüler. 14 yıldır parti içi dinamitleri olarak değerlendirilen "bazı" isimlerin liste dışında kalmasından ötürü ortaya çıkan deli saçmalıklarına takılmayı çok ta uygun görmemekte fayda var. Sonuçta şer odakların da bunun üzerinden partiyi yıpratma gayretleri olduğunu unutmamak gerekir. Neyse konumuza dönelim...
Tam 14 yıldır Türkiye'yi yöneten ve yönetmeye tekrar talip olacak olan ekipte mutlaka yeni stratejiler olacak, olmalıdır. 7 Haziran seçimlerinde milletin verdiği mesajı eğer doğru anlamak ve irdelemek noktasında biraz olsun geri vites yapılırsa, 1 Kasım'daki sonucun da pek değişik olacağını zannetmiyorum. Seçmenin ciddi beklentisi var. AK Partili olup da teşkilatına, vekiline ve kurucusuna beslediği sempatinin muhakkak bir sebebi var, oda; "ehli iman ve ehlisünnet..."
Sağ partiler (İslami muhafazakâr) arasında bir bütün olarak çoğunluğun tercih ettiği, seçmenin teveccüh gösterdiği bu hareket, aslında dava teslimiyetini kaybedenler yüzünden son birkaç yıldır sorunlar yaşıyor. Bakıldığında evet, bir yıpranma süreci yaşanıyor, ama bu yıpranma seçmende değil, seçmenin sempati beslediği kişilerde!
Partinin kurucuları arasında önemli misyonları devralmış olan şahsiyetlerin ilk zaman heyecanını artık göremiyoruz. 2009 yerel seçim sürecinde başlayan "o benim adamım", "bu benim adamım", "ben bu adama kefilim" diyerek asıl 'ben'cilik zihniyetini ortaya koyanlar, 7 Haziran 2014 Genel seçim sonucunu hazırlayanlardır. Bugün kalkıp da parti içi huzuru bozmaya yeltenmenin kimseye faydası yok...
"Reis'e yakın isimler MKYK ve MYK'da görev aldı" diyerek seçin öncesi şark kurnazlığı politikalarını bir kenara koyalım şimdilik.
***
Şimdi bunları neden mi anlattım? Yukarıda bunlar yaşanırken, aşağıda neler mi oluyor? Aşağı derken ilçe teşkilatlarından bahsediyorum.. Bilindiği üzere Silivri İlçe Teşkilatının çiçeği burnunda başkanı Rıfat Kutlu'nun da başında benzer konular kol geziyor. Sancılı bir ilçe atama süreci geçiren teşkilata genel merkez tarafından görevlendirilen Kutlu'nun, daha isminin açıklandığı ilk günden beri sorunu şu oldu: "Rıfat Kutlu, Metin Karakaş'ın adamı mı?"
Şahsen ben şu adamlık konusuna ciddi takıntılıyım. Dilek Demiral için de Karakaş'ın adamı dediler. Hatta eski Belediye Başkanı Hüseyin Turan için de o dönem "arka planda Karakaş var" dediler. Dediler oğlum dediler! Olmasa da oldu derler.. İl Başkanı Selim Temurci'nin arkasında da Karakaş var zaten :) Allah razı olsun Karakaş da olmasa AK Parti bu bölgede zortlayacak yemin ederim :)
(Çok Karakaşlı bir yazı olmadan sonlandırayım) Bir şeyi 40 kere söylersen olurmuş hesabı..
Bakınız sevgili dostlar, bu memlekette bana tek bir isim söyleyin ki 4- 4'lük bir siyaset uygulasın. Silivri için hep şu ifadeyi kullanırım ve doğru olduğuna inanırım: Kısır döngülerden geçen bir siyasi çizgisi var. Dedikodunun ve gıybetin günlük yaşamımızda en çok yer edindiği ilçe neresidir diye bana soru sorsalar, ilk başa Silivri'yi koyarım... AK Parti ilçe teşkilatını da bu konuda ödüllendiririm. Ben bu yapıyı çok iyi tanıyan birisi olarak, birçok konuya da yeterince vakıfım diyebilirim. İlçe Başkanı Rıfat Kutlu'yu da çok iyi tanırım. Yönetimine aldığı kişileri de çok iyi tanırım.. Onlar da beni iyi tanır! Şimdilik tanışma faslını bir kenara bırakıyorum ve 1 Kasım seçimleri öncesinde özellikle Silivri İlçe Teşkilatı başta olmak üzere tüm AK Partililere açık bir mesaj vermek istiyorum. Bırakın "adamlık" mevzusunu ve partinize sahip çıkın! 14 yıldır ülkemizin hem içeride hem dışarıda kazandığı itibar ve gücünü tüm dünya gördü. Herkes yaşadığı il ve ilçeden hatta köyünden, mahallesinden sorumludur. Silivri büyük bir ilçedir. Hele ki en büyük şansı AK Pati'ye gönül vermişlerin sayısı çok fazladır. “Nemrud'un, İbrahim Peygamber’i ateşte yakmasına" razı olmayan karınca misali, sizlerde bu ateşi söndürmek için koşmalısınız. Saflarınızı sıkı tutarak bir mümine yakışır biçimde aranıza şeytanı sokmamalısınız. Bunları yapacak kadar yüreğiniz yoksa, en azından susup dedikodu yapmayacaksınız kıymetli dostlar.
Unutmayın! Her karanlık gecenin bir sabahı vardır. Her kışın bir baharı vardır.
Karanlıktan aydınlığa çeviren, hüzünleri ferahlığa tahvil eden, bir yüce el, bir yüce kudret vardır.
Yusuf'u kuyudan alıp, Mısır'a Sultan eden bir güç vardır. Musa'yı Firavun'un sarayında yetiştirerek, oraya hakim kılan bir güç vardır. Firavunları, zalimleri, hainleri zillete mahkûm eden, mazlumun ahına cevap veren, sabredeni mutlaka zafere ulaştıran bir irade vardır. Silivri İlçe Teşkilatı olarak zafere birlikte yürümek için bir olun, birlik olun hep birlikte Silivri olun...
***
TEŞKİLATA TURAN'IN KATKISI
Bu seçimlerin Silivri için en büyük kazanımlarından biriside hiç şüphesiz Hüseyin Turan oldu. Silivri'de yaptığı hizmetlerin altını defalarca bu satırlardan çizerek söyledim. 2009 yerel seçimlerinden sonra ilçe nazarında aktif olarak bir görev almasa da il ayağında ciddi misyonlar yüklendi. Rıfat Kutlu başkanlığında kurulan ilçe yönetimine İl başkanı Selim Temurci tarafından Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM)'nin başına eski Belediye Başkanı Hüseyin Turan getirildi. Seçimi Silivri'de Sayın Turan yönetecek. Bunun ilçe teşkilatı için ciddi bir kazanım olduğunu özellikle belirtmeliyim. Teşkilatın en büyük zafiyetlerinden bir de, 2004-2009 yılları arasında Hüseyin Turan başkanlığında yapılan hizmetlerin doğru bir şekilde anlatılmamasının da etkisi var. Merkezi hükümet ve İBB'nin Silivri'deki yatırımları ve kazanımları, ilçeye kazandırılacakları konusunda Hüseyin Bey'in bilgisi, birikim ve teşkilatın yapısını kurulduğu günden bugüne iyi bilen "akil kişi" olması, büyük bir kazanç olacak. Güçlü bir SKM ekibi kurduğunu da biliyorum. Kedisine görevinde başarılar diliyorum.
Önemli bir not: SKM Başkanı Hüseyin Turan'dan özellikle kamu dairelerinde çalışan başta İSKİ, İSTAÇ, İSPARK, MEZARLIKLAR olmak üzere, buradaki arkadaşların mesai saatleri olan; "sabah 08:00 akşam 17:00" aralarında parti programlarında olmamaları ve parti programlarına katılmamaları konusunda dikkatli olmasını belirtmeliyim. Saygılarımla...





