Dün gazeteleri kısaca kolaçan ettiğimde gözüme ilişen haber ve yazıları okudum.
Hepsi hepimizin bildiği şeyler!..
Olanlar, olabilecekler, olması gerekenler diye gidiyor.
Son haftalardaki gündem hızı, Türkiye'nin gündeminden daha hızlı değişti ve gelişti Silivri'de.
Belediye Başkanı Özcan Işıklar'ın "kumarhane" vak'ası Türkiye gündemine otururken, Silivri'de gözler başkan Işıklar'ın rahatlığına çevrilirken, üstüne üstlük bir de radyo programında "Halkım istemezse kumar oynamam" diyerek hata üstüne hata yaparken, sadece birkaç gün sonra kafayı AK Parti'ye takabildik.
Mesela Özcan Başkan'ın, kendi meclis üyeleriyle ilgili sorunlarını, tezat fikirlerini, CHP Meclis Üyesi Ünal Doğrul'un yayınladığı kumarhane fotoğrafının artılarını eksilerini, bir diğer meclis üyesi İbrahim Çeşmecioğlu'nun Ortaköy arsa satışıyla ilgili net muhalif tavrını, Başkan Işıklar'ın umursamazlığını, Kale Park'taki Hıristiyan Ayini'ni ve Aziz Nektaryus eviyle ilgili hedefleri konuşabildik mi?
Eleştirel açıdan değerlendirdiğimizde, bu konuların hepsi Başkan Işıklar'a dokunuyor. O'nun açıkları medya gündemi olması gerekirken, hedef birden AK Parti'ye dönüyor.
Ben bunu yapanları başarılı görüyorum. Haber yaptıkları ve yazdırdıkları için siyasi yetenek addediyorum. Çarşaf çarşaf rezilliklerin ve siyasi komedilerin art arda sıralandığı Silivri'de, bizim işimiz gücümüz bu aralar AK Parti olmuş; AK Parti'deki çalkantılara odaklanmışız.
En dikkat çeken olay hepinizin malumu: 2009 yılında AK Parti'den meclis üyesi seçilen Lütfü Vardar'ın, partiden istifa ederek "bağımsız" olarak meclis üyeliğine devam etmesi.
Konula ilgili fikir beyanında bulunan herkes, 7 Haziran seçimleri öncesinde istifa eden Lütfü Vardar'ın bu tavrına anlam veremeyişi ve CHP'li Başkan Özcan Işıklar'ın keyiften göbek kaşıyacak rahatlığa eriştirilmesi.
Akabinde, Mustafa Zorlu ve Yusuf Köroğlu gibi diğer AK Parti meclis üyelerinin de aynı Vardar gibi istifa edeceklerinin iddiası.
(Gerçi dün Yusuf Köroğlu açıklama yaptı ve iddiaları yalanladı. Vefa borcum var diyerek sonuna kadar görevine devam edeceğini belirtti. Hepsinin ayrı ayrı açıklama yapması bekleyeceğiz anlaşılan.)
İlçe yönetimi, meclis üyeleriyle birlikte gayrısız basının karşısına çıkıp bu tip bilgi kirliliğini açıklığa kavuşturmalı ve şöyle demeli: "Hayır öyle bir şey yok, AK Parti'nin gücünü kimse düşüremez, millete hizmet yolundaki hızımızı asla kesmeyeceği, şer odakların, çıkar guruplarının kontrol altına almaya çalıştığı partimizdeki birliktelik bu niyetleri bertaraf edeceğiz. Fakat aramızdaki art niyetli ve başkalarının hesabına çalışanları da partimizde tutmayacağız."
Denmediği sürece bu öngörülerin devamı gelecek.
***
Sevgili Sevginar Uygun dünkü köşesinde Lütfü Vardar'ı sevmediğimi belirtse de, ironi yapmıyorum, yemin ederim bu durumun "sevgi yargısıyla" uzaktan yakından alakası yok. Lütfü Vardar'ın yeri bende ayrı. Uzun uzun sohbet ettiğimiz, vakit geçirdiğimiz zamanlar oldu. İnsanlık olarak tartışamam, haddim değil ama siyaseten en sertini yazarım. Çünkü Lütfü Vardar, seçimler öncesinde istifa ederek tüm şüphe ve tahminleri üzerine çekmesinin yanı sıra doğruluk payını da artırdı. Vardar eğer seçimlerden sonra istifa etmiş olsaydı, bu denli ağır ifadelere de maruz kalmayacaktı.
Allah aşkına, bir kişinin istenmediği yerde (partide) durmasıyla, 2 ay seçimlere kadar sabretmesinin nasıl bir "katlanma zorluğu" olabilir?
Bu istifa tamamiyle AK Parti'nin yara almasını sağlamak, zarar görmesini istemek ve gündemi değiştirmekten başka değil de nedir?
Hepimiz hata yapıyoruz. Siyasi hata, mesleki hata vs. Ama Lütfü Vardar'ın bu hatası, ne yazık ki O'na karşı bu düşünceleri değiştirmiyor. Bu istifa hadisesini kendi başına değerlendirseydi muhtemelen etmezdi. Ama yanındaki "yanlış yönlendiriciler" O'nu bu hataya sürükledi.
Lütfü Vardar beni sevmese de olur. Ama inanın, insanlık olarak tartışmasız içim rahat, Vardar'ı seviyorum. Hatta sert eleştirilerime rağmen Belediye Başkanı Özcan Işıklar'ı bile.
Bendeki gönül buna müsait; sevginin sınırı yok...
Not: Bugün 23 Nisan... Bağımsızlık ateşinin yakıldığı gün. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun...




