Silivri Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi Lütfü Vardar, dün yaptığı basın açıklamasıyla partiden istifa ettiğini duyurdu.
Kamuoyunda şok etkisi yaratan bu istifa, AK Parti Silivri Teşkilatı içerisindeki "bazı guruplarda "sevindirici" karşılanırken, bazılarında ise "şaşkınlık ve üzüntü" uyandırdı.
Her iki hissiyatın bir takım nedenleri mevcut.
Malum, Ortaköy'deki arsa satışıyla ilgili Lütfü Vardar hakkında bir kriz başlatıldı. Çeşitli spekülasyonlar oluşturuldu, "kötü çocuk Lütfü" konumuna düştü.
Meclis'teki oylamaya gelmeyerek, CHP'li Belediye Başkanı Özcan Işıklar'a gıyabında destek verdiği öne sürüldü.
Doğru veya yanlış, gerçek ya da yalan farketmez...
Buradaki asıl mevzu, Vardar'ın istifasının arkasında yatan asıl gerçeği görebilmek, çözebilmek ve anlayabilmektir.
AK Parti Silivri İlçe Teşkilatı, bir takım çıkar gurupları ile uzaktan müdahalelere maruz kalıyor. Bu hem benim iddiam, hem de istifa eden Vardar'ın açıklamalarında da yer alıyor. Ben bunu ta en başından veri savunuyordum.
Teşkilatı dışarıdan kontrol altına alma girişiminde bulunan kişi veya kişilerin hedefi, tamamiyle 2019 yerel seçimlerine yönelik.
Dilek Demiral'ın başkanı olduğu teşkilatı bizzat-i ele almak isteyen şahıs ve/veya şahıslar, bir nevi Paralel Yapı mantığıyla nüfuz ediyor. Paralel Yapı'dan kastım direkt cemaatçiler değil, ama içerisinde cemaat ile bağı bağlantısı olan şahısların da yer aldığı, AK Parti Silivri İlçe Teşkilatı'nı yeniden dizayn etmeyi, ardından da 2019 yerel seçimlerine KENDİ ADAYINI çıkarmayı, akabinde de belediyeyi kazanmayı baz alan bir gurup diyebiliriz.
Bu gurubu uzakta aramanıza gerek yok. Şöyle etrafınızı bir kolaçan edin zaten göreceksiniz.
***
Peki doğru mu yapıyorlar?
Kendi inandıkları doğrular onları haklı gösterebilir, ama dışarıdakilerin gördüğü "yanlış yaptıkları" şeklinde. Amaç ve hedefleri uğruna bir takım spekülasyonlar yaratılıyor, insanlar birbirine düşürülüyor, dedikodu ve gıybet had safhaya ulaşıyor, küfür kıyamet birbirini kovalıyor, bu çark içerisinde para pul dönüyor gibi.
Doğru yapmadıklarının bir diğer kanıtı ise, AK Parti içindeki olumsuzlukların yaradığı cenah CHP ve Belediye Başkanı Özcan Işıklar olması.
Vardar'ın 7 Haziran genel seçimleri öncesinde istifa etmesi de bir mesaj, bir taktik ve bir anlam ifade ediyor. Baskılara daha fazla dayanamayan, guruplaşmaları kendine yediremeyen Lütfü Vardar, "Ben yokum" diyerek AK Parti'den ayrılırken, açıkçası zamanlamayı manidar buldum.
Eğer seçimlerden sonra istifa etseydi, Özcan Işıklar'a yaramaz, sadece istifa etmesini bekleyen AK Parti içindeki odaklara fayda sağlardı.
Bu açıdan ele alırsak, istifası hem CHP'ye hem Özcan Işıklar'a hem de AK Parti içindeki planlamacıların işine geldi. Karlı çıkan şüphesiz Işıklar ve AK Parti içindeki menfaatçi kişi/kişiler oldu.
Lütfü Vardar aslında kolay ikna edilebilen, anlaşılması güç bir insan değil, suyu suyuna bir insanken, üzerinin çizilmesi ve gözden çıkarılmasının nedenlerini bu hafta içerisinde tekrar yazacağım.
İlçe siyasetindeki dengelerin değiştiğini, denge kurucuların devreye girdiğini herkesin bilmesi gerekiyor. Kamuoyu, bu istifayı sadece "istifa" olarak görmemeli, ayrıntılı bir şekilde okumaya çalışmalı....





