Geçtiğimiz Cuma günü Silivri'de bir yürüyüş vardı ya hani? "Festival Korteji" adı altında kulp takılarak adına "Barış Yürüyüşü" dedikleri...
Günlerce duyurdular ettiler. Afişlerde, billboardlarda "Yoğurdumuzun beyazı, barışın simgesi" diyerek, milletin gözünün içine baka baka "yalan" söyleyerek, bir takım "belirli" kesimin sözde "barışa" olan inançlarını ortaya koyduğu o yürüyüş...
Başlı başına fiyasko ile sonuçlanan, neresinden tutsan elinde kalan bir o yürüyüş!
ÖZGÜRLÜK MÜ?
Aslında bu yürüyüş büyük hatalarla dolu. Çünkü "barış" diyerek bizim barışmak istediğimizi anlatmak istediler. Hep söylüyorum, en tehlikeli insan "inanmış" insandır. Bir insanın neye inandığıyla işimiz yok, ama kötü inandığı bir şeyi iyiymiş gibi topluma empoze etmeye çalıştığında, onun için her şey kutsaldır artık. Hatta kendi toplumlarına "özgürlük mücadelemiz var" diye sürdükleri proje, en tehlikelisidir. Bu projenin adı "Terördür."
HDP'lilerin yaptığı da bu, dediği de bu: Özgürlük mücadelesi.
Özgür oldukları bir ülkede başka nasıl bir özgürlük istiyorlar? Anlamış değilim.
İşte Kürtleri kullanıp kutsal bir davaya inandırmak istedikleri için bu sorun çözülmüyor.
***
SEN KİMSİN LAN!
Elhamdülillah Müslüman olarak dünyaya gelme şerefine nail olmuş bir Mümin olarak, geçmişte bu dava uğruna verilen mücadelenin de en başında inanmışlık vardı. Evet, o zamanlarda Allah'a ve Peygamberine "inanmayarak" Müslümanlığı kabul etmeyen zihniyetin, çamurdan yapılma çömleklere olan inançlarını kabullendirmek adına verdikleri gayretleri göz önünde bulundurduğumuzda, bugün de aynı fikriyatın ve fıtratın günümüzde nasıl yansıtılmaya çalışıldığını endişe ile izlemekteyiz.
Önce şunu kabul etmemiz lazım dostlar! Dün inancımız için verilen mücadele ile bugün terör için verilen mücadele aynıdır.
Kanla beslenen terör ve terör örgütleri ile barışmak kimin haddine! Bu neyin barışı? Suçlu kim, onlar mı biz mi? Barışması gereken onlar mı, biz mi? Ben barışmak istemiyorum kardeşim! Kalkacaksın bana sormadan, benim rızamı almadan, benim ne diyeceğim umurunda olmadan, Müslüman topraklarında salyangoz satmaya kalkacaksın! "Sen kimsin lan!" derler adama...
Binlerce ana kuzularının kanıyla yoğrulmuş bu topraklarda, kundaktaki bebelerimize kurşun sıkacaksın, günahsız yavruları acımadan katledeceksin, cennetlik analarımıza kıyacaksın, amacına ulaşmak için her türlü pisliği yapacaksın, sonra kalkıp ben "Barış" istiyorum diyeceksin. YE-MEZ-LER kardeşim...
Yani "Barış" diye yutturulmaya çalışılan, aslında "Ben ettim sen etme" demektir. Yüz yıllardır kardeşçe bir arada olduğumuz vatanımızda geldiğiniz günden beri Kürdü, Lazı, Çerkezi, Alevisi, Sünnisi hepsini birbirine düşman etmek için çaba harcadınız. Elinizdeki pis kanınızı bu aziz millete bulaştırarak kardeşi kardeşe kırdırmak istediniz. Benim Kürt'ten, Kürt'ün benden ne farkı var? Hepimiz bir Allah'a inanmıyor muyuz? Kitabımız aynı, kıblemiz aynı, Peygamberimiz aynı değil mi? Benim en güzel dostlarım Kürt... Benim en sevdiğim dostlarım da Kürt oğlu Kürt ve hepsiyle de öyle hukuklarımız var ki, kimsenin araya giremeyeceği kadar saf ve temiz...
Ama o siyaset kimliğini üzerine alanlar! Onlar var ya onlar.. öyle kirli ki, ruhları ve vicdanları öyle kararmış ki, benim Kürt kardeşimi kullanarak dün dağda yapamadıklarını bugün meydanlarda yapmaya cüret ediyorlar.
Ama onların gücü bizi Kürt Kardeşlerimizden ayırmaya yetmeyecek. Biz yine meydanlarda tertemiz Kürt kardeşlerimize sahip çıkacak, onların bu kirli oyunlarını hep beraber bozacağız.
SİLİVRİ'DE BARIŞ DİYENLER
HDP'lilerin barış yürüyüşleriyle yapmak istediklerine, vermek istedikleri mesajlara Silivri'de arka çıkanlar var. Çanak tutan, birde bizden gibi görünen ama bizimle alakası olmadığını anladığımız birileri var. Malum... HDP'nin artık gizli saklı yürüttüğü bir siyasi anlayışı yok. Bunları anladım da, bunların oluşumları içerisinde yer alan "düzenbazları" bir türlü anlayamıyorum.
Barış Yürüyüşü düzenlemek, başkalarının ekmeğine yağ sürmektir. Tıpkı genel seçimler öncesinde olduğu gibi. Ve bu yürüyüşe tepki gösterenlere "zibidi" deyip aşağılamak, suçlamaya çalışıp kendini savunmak, suçluluk psikolojisidir.
Barış barış diyenler, bugün gerçekleri umarım vicdanlarında biraz daha hissetmişlerdir. Al sana barış, al sana yürüyüş: Mustafa Yahya Mercan... Polis Özel Harekat... Bu sabah Şırnak Silopi'de hain bir saldırıyla şehit edildi... Babası, Silivri Kavaklı'da yaşayan bir bekçi...
Hadi şimdi de bu şehidimiz için yürüyelim... Adına da "teröre lanet" diyelim. Olur mu?
VİCDANINIZ RAHAT MI?
Barış Yürüyüşü'nün Silivri'deki taşeronu, Belediye Başkanı Özcan Işıklar! Yediğiniz halttan memnun musunuz? Silivri Kaymakamı Sayın Faruk Bekarlar! Bu yürüyüşe katıldıktan sonra gelen şehit haberlerinden hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Siz ki bir devlet görevlisi olmanıza rağmen... Valilik kararlarını iyi bilmenize rağmen... Siyasetten uzak durup siyasi odakların amaçlarına ortak olmamanız gerektiğini bilmenize rağmen neden?





