Dün sosyal demokrat bir dostumla yaklaşık bir saat sohbet ettik. Dostum iyi bir CHP’li yani sosyal demokrat.
“Arkadaş bizimkiler laf üretiyor AKP iş yapıyor” diyerek başladığı sohbette sosyal demokrat dostum, sürekli Atatürk vurgusu yaptı ve “Bu hükümetin bir tek kusuru var oda Cumhuriyete, Laikliğe ve Atatürk’e düşman gibi davranışları, eğer bir de Atatürk’e Cumhuriyete Laikliğe sahip çıksalar bunları kimse yıkamaz” dedi.
Bende AK Parti'yi savunur gibi sürekli müdahale ettim ve dedim ki “Abi yanlış düşünüyorsunuz AK Parti sizin dediğiniz gibi Atatürk’e karşı değil, sizin gibi sosyal demokrat dostlarımızın sürekli Atatürk üzerinden siyaset yapmalarından kaynaklanıyor" dedim.
“Yüz yılda yapılmayanlar yapıldı, dünyayla entegre olduk, her alanda piyasa yaptık. Pazar yaptık, mal alır mal satar olduk. İhracat ithalat eskisinden kat be kat fazla ama buna rağmen bu partiye niye yüzde elli karşı, işte partinin ileri gelenleri bu tepkilere kulak vermeli yüzde elliden oy alırken kalan yüzde elliyi ötekileştirmemeli…” diyerek AK Parti'nin tepesinde ki adamları ne oldum delisi olmakla suçladı.
Solcu molcu değilim ama bende aşağı yukarı aynı düşünüyorum. AK Parti'nin çatısını oluşturanların şımarıklığını artık kör görüyor, şımarıkça söylediklerini sağır sultanlar bile duyuyor!
Etrafınızda ki AK Partililere bir bakın ne demek istediğimi elbette sizde anlayacaksınız!
Sosyal demokrat dostum hiç gocunmadan, AK Parti hükümetinin sağlık politikasını övdü ve hastanelerin ıslah edildiğinden bahsederken, AK Parti Kurucusu ilk Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Mahalle ağzı” ile konuşuyor ama halk buna rağmen Tayyip Erdoğan’ı seviyorsa, muhalefet buna göre bir söylem geliştirmeli.
Başarılı giden bir hükümet varken, bunu ancak onun icraatlarının üstünde söylemler üreterek iktidara alternatif olabilmeli dedi.
Haklı mı? Elbette haklı. Haklı da muhalefette bunu bile anlayacak kadar kapasite yok ki.
Açıkçası; sokakta ki, mahallede ki, kahvehanede ki vatandaş ve çaycısı, manavı, kasabı, büyük küçük esnaf, sanayici, partili partisiz herkesin ortak fikri; “Muhalefet yok iktidar tek.” Durum böyle olunca da mevcut hükümet istediği gibi at koşturuyor.
Dünyaya kafa tutarken Cumhurbaşkanı kimden güç alıyor? Milletten. Millet ise kime güveniyor, Cumhurbaşkanına yani Recep Tayyip Erdoğan’a…
Beğenin beğenmeyin şu bir gerçek, Türkiye seçmeninin yüzde ellisi ya da biraz üstü Recep Tayyip Erdoğan derken kalanı ise ciddi derecede nefret ediyor.
Ülkemize dört beş koldan saldırı var. İçten dıştan kuşatılmış bir ülkeyiz. Ege hariç üç yanımız da savaş var ve içimizde ki hainlerde cabası…
Kısacası AK Partililer aklını başına almalı yani sokağın sesine kulak vermeli!
İstanbul’da basiretsiz, beceriksiz bir il yönetimi bölgemizde ise Çatalca Selim Güçbilmez, Silivri’de Rıfat Kutlu, Büyükçekmece’de İlker Gürbüz gibi ilçe başkanları varken AK Parti'nin düşmana ihtiyacı yok ki!
Her neyse bu konuyu da başka bir yazı ile gündem ederiz inşallah.
Yani demek istediğim AK Partililerin en azından benimde yakından tanıdığım AK Partililer şımarıklıklardan vazgeçmeli…




