Yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarıyla birlikte emniyet teşkilatında amirlere yönelik “görevden alma” ve “görev değişikliğini” görüyoruz.
Bu revizyon yargıda ve bürokraside de yapılacak. Sadece bununla kalınmayacak, AK Parti içinde de aynısı uygulanacak. Çünkü vaziyet bunu gösteriyor.
Cemaate her istediğini veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün bunun acısıyla kavruluyor. Konuşmakta güçlük çekiyor, nefesi tıkanıyor, sesi kesiliyor.
Cemaatin yargı ve emniyetteki kadrolaşması nedeniyle, Tayyip Erdoğan içten yıkılmak isteniyor. Kimse bu gerçeği inkâr etmemelidir. “Hocamız” diye diye göklere çıkarılıp icazet alınan Fethullah Gülen, şimdi sırf çevirdiği Recep Tayyip Erdoğan’ı bitirme gayretinde.
***
Bunları söyleyince kızıyorlar. “Nereden biliyorsun? Nasıl emin konuşuyorsun?” diye soruyorlar. Beyler Zaman gazetesini, Samanyolu TV’yi ve Bugün gazetesini, yani cemaatin yayın guruplarını dikkatle izlerseniz anlarsınız. Daha da göremiyorsanız size başka bir şey söylemiyorum ben…
Cemaatin medyası olayları o kadar çarptırıyor ki, aman Allah adeta linç kampanyası yürütüyor. Bu medyanın patronu -ya da onursal başkanı neyse artık- Fethullah Gülen’dir. O’ndan habersiz bu denli yayın yapması mümkün değil. Emir geldiğinde nasıl ki milletvekilleri AK Parti’den istifa ediyorsa, aynı emir medyaya da veriliyor.
Hocaefendi emir verirde, Tayyip Erdoğan emir vermez mi? Elbette verir…
O da içlerindeki cemaatçilerin saf dışı bırakılması için emir vermiştir. Bunu başarması çok zor ama başardığı takdirde, ifade ettiği “istiklal mücadelesi”ni kazanmış olur.
Peki cemaat içinde olup Tayyip Erdoğan sevdalılarını nasıl ayırt edecek? Zurnanın zırt dediği yer de burası ya, yeni bir kaos yaşanması muhtemel. Şuanda AK Parti’de cemaat şeması, adeta vücuttaki bir virüs gibi. Antibiyotik enjekte etmesi gerekiyor Erdoğan’ın. Bu antibiyotiğin ne olacağını varın siz söyleyin…
***
Mesela bölgemizden milletvekili seçilen Silivrili Tülay Kaynarca, bildiğiniz gibi Fethullah Gülenci. Eşi Yavuz Kaynarca, sıkı bir hayranı ve cemaate bağlı. Yavuz Bey’in bir üst makamdaki ağabeyi de şuan ki Sağlık Bakanı Dr.Mehmet Müezzinoğlu. Mehmet Bey de keza öyle.
Şimdi bu isimlerin, cemaat-hükümet kapışmasından ötürü hangi renkte olacağını nasıl anlayabilirsiniz? İş Ayşeye kalsa cemaatçi, Fatmaya kalsa Erdoğancı.
Bu nedenle sırtından vurulan Tayyip Erdoğan, işi ne Ayşeye ne Faymaya ne de şansa bırakır. Hepsini yavaş yavaş ayıklar.
MHP İL BAŞKANI NET KONUŞTU
Silivri’de bazı dönme dolapların çevrildiğini fark edince ilk olarak MHP İlçe Başkanı Şenol Türkyılmaz’dan bir açıklama bekledim. “MHP, CHP’yi destekleyecek” söylentilerine, Büyükçekmece İlçe Başkanı Alaattin Yavuz Güneş gibi çıkıp; “MHP’liyim, Ülkücüyüm deyip başka partiye oy veren şerefsizdir” demesini bekledim, yapamadı. Neden yapamadığını bilmiyorum. Sonuçta çıkıp bu sözleri diyemedi. MHP’nin Büyükçekmece İlçe Başkanı bunu söyleme cesaretini gösterdi, Silivri İlçe Başkanı gösteremedi.
Ben de Çarşamba günü İstanbul İl Başkanı Abdurrahman Başkan’a gittim. Oturduk, konuştuk, röportaj yaptık. Bölgemiz siyasetini değerlendirdikten sonra, sözü Silivri’ye getirdik.
Durumu anlattım ve aynen şöyle dedi: “MHP’nin oylarını kimse pazara çıkaramaz. Buna asla müsaade etmem. İlçelerimiz kontrolümüz altında. CHP kasıtlı olarak bu söylentileri yapıyor olabilir.”
Abdurrahman Bey böyle söyledi ama Haticeye değil neticeye bakmak lazım. Sonuçta CHP böyle bir algı yaratmaya çalışsa bile, ilçe teşkilatı bu söylentileri sessiz kalarak değil, sesini yükselterek bertaraf etmeli…



