Kimsenin (M) harfini bile kullanamadığı zamanlarda milliyetçiliği biz savunduk ve hatta Türk Milliyetçiliği uğruna Ülkücü Hareket binlerce şehit verdi. Yine vakti zamanında kimse dinden imandan söz edemezken, kısılan ezan seslerini Ülkücü Hareket mensupları açtırdı…
Kısacası son günlerde görüyorum ki, at izi it izine karıştı ve buyurun;
Aşağıda ki yazıyı on sene önce kaleme almıştım;
“1976 ya da 1977 yıllarında memleketim Samsun'dan İzmir'e terk-i diyar ettim. O yıllarda Esendere, İzmir merkeze uzak üç beş hanenin olduğu Güzelyalı'ya bağlı bir mahalle idi.
(....)Bir cuma günü Esendere Camisi' ne namaza gittim. Camiye vardığımda cami avlusunda ve önünde kimsecikler yok. Bir yaşlı amca sırtını duvara yaslamış, bastonunu eline almış avuçlarının arasında döndürüp duruyor. Yanına yaklaştım 'selamünaleyküm amca namaz vakti gelmedi mi, yoksa ben mi namazı kaçırdım?' diye sordum. Amca yüzüme baktı sessiz bir el işareti ile 'çek git buradan! Şimdi seni öldüresiye döverler. Bak görüyor musun şu karşıda duranları?' dedi. Baktım camiye yakın hatta hatta kapısı camiye karşı kahvehane gibi bir yer. Kapının üzerindeki tabelada şöyle bir yazı var; “ESENDERE MAHALLESİ CHP GENÇLİK LOKALİ"
Sözü hiç uzatmadım, sessiz sedasız oradan uzaklaştım. Eve gittim, kaçırdığım Cuma namazını evde öğle namazı olarak eda ettim. Namazı kıldım, halen 'baba' diye hitap ettiğim üzerimde babam kadar hakkı olan Muzaffer Baba'nın dışarıdan sesi geldi. Kapıyı açtım içeri girince camide gördüklerimi anlattım.
***
‘Evet; oğlum kaç hafta oldu bu komünistler camide namaz kıldırmıyorlar bize’ dedi.
'Peki; baba nasıl olur bunlar Müslüman değil mi?'
'Yok be oğlum bunlarda din iman yok. Geçen gün birisini cami avlusunda döve döve hastanelik etmişler. Kimse korkusundan şahitlik bile yapamadı. Ama bir çaresi var. Çankaya'dan Basmane'ye doğru giderken orada bir yerde ÜLKÜ OCAĞI varmış, ÜLKÜCÜ çocuklar bunların hakkında geliyormuş.’ dedi.
Burada bir parantez açmam gerekir çünkü CHP'liler bu yazdıklarımdan alınabilir. O zaman radikal düşünceye sahip insanlar şimdiki gibi rahat parti kuramadıkları için daha doğrusu parti kurmalarına izin verilmediği için CHP çatısı altında toplanmışlardı. Bu yasak kalktıktan sonra hepsi kendi partilerini kurup CHP'den ayrıldılar.
Muzaffer Baba'nın o lafından sonra hiç zaman kaybetmeden ÜLKÜCÜLERİN OCAĞINA gittim. İçeri girdim yetkili birisi ile görüşeceğimi söyledim. Esendere Camisi'nde olanları anlattım. Beni uzun uzun dinleyen başkan 'aferin bak duyarlı davrandın, gelip orada olanları bize anlattın. Öyleyse sana bir görev veriyorum, bize o mahalleden bir kaç kiralık ev bul.' dedi.
***
(...) Üç beş gün içinde bu evlere üçer beşer kişi taşındı. Ve bir akşam ekmek fırınının yatakhanesinde toplanıp plan program yapıldı. Ertesi gün cuma, plana göre herkes cuma vakti aynı saatte cami önünde olacak. Bu arada merkez ocaktan da destek geldi.
O günü hiç unutamam, aynı anda yüze yakın ülkücü bir araya geldik, aylarca açılmayan cami açıldı, ezan okundu, cuma namazı kılındı.
CHP Lokali öyle darma-duman oldu ki bir daha lokal mokal açamadılar. Ben de o günden sonra hiç mi hiç ülkücülükten vazgeçmedim.
Bu yazıyı neden tekrar gündeme getirdiğimi yarın ki yazımı okursanız anlarsınız. Türk milliyetçiliği komünistlere, İslam’ı savunmak gayri Müslümlere kaldığı bir zamana geldik de ondan…
Yarın görüşmek üzere!




