31 Mart 2024 yerel seçimlerinin üzerinden iki yıl geçti.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı olarak seçimi kazanan Bora Balcıoğlu, görevde iki yılını doldurmuş oldu. Bu süre zarfında kendisine yönelik birçok kez yazılar yazdık, sözler söyledik.
Bu yazıların çoğu eleştiri, uyarı ve tebrik niteliğindeydi.
Sanırım bu iki yılda yaşananlarla ilgili en objektif yazıyı kaleme alan kişi benim.
Çünkü empati kurarak, 2024 şartları ile içinde bulunduğumuz 2026 yılının şartları arasında dağlar kadar fark olduğunu dile getirdim.
Ben yazılarımı veya konularımı kişilere göre değil; zamanın ve gündemin uygunluğuna göre belirliyorum.
Bu yazıları yazarken de Silivri’ye olan vefa duygumdan ve mesleğime olan saygımdan hareketle, kamuya hizmet amacıyla düşüncelerimi dile getiriyorum.
Acımasızca, hunharca ve düşüncesizce söylemlerde bulunmak çok kolay. Bu, bizim mesleğin maalesef en basit tarafı. Eskiden “eline kalem alan yazıyor” derdik, “bir fotoğraf makinesi alan gazeteci oluyor” derdik; şimdi ise sosyal medya sayfası olan herkes bu mesleğin bir ucundan tutmuş durumda. Hal böyleyken, yılların verdiği tecrübeyle yazılarımı kaleme alırken mümkün olduğunca adalet, hakkaniyet ve objektiflik ilkesine özen gösteriyorum.
Şu anda Silivri’nin en iyi niyetli siyasetçileri arasında Bora Balcıoğlu’nu birinci sıraya koyabilirim.
Çünkü kendini tanıyorum. Tanıyorum da; ancak belediyecilikte iyi niyetin tek başına yeterli olmadığını da biliyorum.
İki yılda yaptığı çalışmaları veya yapmak istediklerini az çok biliyorum. Çabasının ve bir mücadelesinin olduğuna inanıyorum. Fakat bazı olumsuzlukları da dile getirmek mecburiyetindeyiz. Gazeteciler gerekli uyarıları yapmalı ki belediye başkanı kendini görebilsin ve buna göre pozisyon alabilsin; sistem böyle işler.
Geçmişte önceki başkanlar için yazdığımda yanlış anlaşıldım. Çünkü o koltukta oturanlar genelde hep olumlu şeyler duyulmasını istiyorlar galiba. En büyük yanılgı da bu: Sahada hiçbir olumsuzluk yokmuş gibi davranmak ve tek doğrunun kendilerinde olduğunu düşünmek.
Silivri’nin çok ciddi problemleri var ve bu problemlerin çözülmesi gerekiyor. Büyük maliyet gerektiren sorunlar çözülemiyorsa, en azından temel belediyecilik hizmetlerinin aksamaması şart.
Örneğin Bora Başkan’ın “vicdan belediyeciliği” anlayışını çok önemsiyorum. Çünkü mevcut ekonomik düzende ancak sosyal belediyecilik ve sosyal yatırımlara ağırlık verilebilir.
Burada birkaç teknik hata dışında çok büyük bir yanlış olduğunu düşünmüyorum. Örneğin billboardlarda bir ara şu başlık kullanıldı: “Silivri’de hiçbir çocuk aç kalmayacak.” Keşke gerçekten böyle olsa. Silivri’de kaç bin çocuk var?
Silivri Belediyesi 2500 çocuğun beslenme çantasını karşıladığını ifade ediyor. O hâlde neden bu kadar geniş bir genelleme yapılarak “hiçbir çocuk aç kalmayacak” mesajı veriliyor?
Bu konuda şüphe uyandırmak istemem; yapılan iş kıymetli. Ancak teknik hatalara dikkat edilmeli. Başka konularda da benzer durumlar var, şimdilik bu konuyu burada bırakıyorum.
Çöp konusu şu an için toparlanmış durumda; yaz mevsiminde yeniden sorun yaşanabilir. Bunu tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok.
Park ve yeşil alanlar şu an fena sayılmaz.
Ancak asfalt meselesi, Bora Başkan’ın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri.
Sosyal medya sayfalarımıza dahi birçok şikâyet videosu geliyor. Örneğin ben Yenimahalle, belediye konutları bölgesinde oturuyorum. Yetkililer bana, 200 metre boyunca sorunsuz ilerlenebilecek kaç cadde veya sokak sayabilir?
Şunu söylemek istiyorum: Silivri’de hizmetin vatandaşlara hissettirilmesi gerekiyor. Sayın Belediye Başkanımız beton ve bina belediyeciliği yapmayacağını, tarım vurgusuyla “ileride beton mu yiyeceğiz?” dediğini zaman zaman dile getiriyor. Bu görüşe katılıyorum. Ancak diğer alanlarda da belediyeciliği hissettiren çalışmaların yeterince görünür olmadığını düşünüyorum. Bu, görmek istemediğim için değil; görmek isteyip de göremediğim için böyle.
Bora Başkan da okuyucularım da bilir ki, yiğidin hakkını teslim eden biriyim. Nitekim hak ettiği noktalarda kendisine gereken takdiri de gösteriyorum.
Kalan üç yıl içinde herkesi şaşırtacak birçok projeyi hayata geçireceğine inanıyorum. Geçen iki yılı bir “acemilik dönemi” olarak kabul edersek, önümüzdeki üç yılda Silivri’nin geleceğine yönelik önemli hizmetler yapılabilir.
Bir diğer konu ise ekip değişikliği. Şu ana kadar bu yönde bir adım atılmadı. Oysa birçok kişi mecazi anlamda bir “kelle alma” operasyonu bekliyordu. Bora Başkan’ın neden böyle bir tercih yapmadığı merak ediliyor. Kalan sürede ekip konusunu yeniden değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.
İki yılda en şanslı olduğu konulardan biri de muhalefetin durumu. Çünkü muhalefet görevini tam anlamıyla yerine getirmiyor. AK Parti meclis üyeleri toplantılarda etkili bir muhalefet sergilerken, MHP meclis üyeleri Bora Başkan karşısında yeterince varlık gösteremiyor. Oysa geçen beş yılı MHP yönetmedi mi?
AK Parti ve MHP ilçe başkanlıkları ise muhalefet görevini adeta meclis üyelerine bırakmış görünüyor. Kendileri, sosyal medya paylaşımları dışında ciddi bir siyasi tartışma ortaya koymuyor. İlçe başkanlarının kamuoyuna yönelik eleştirel açıklamalarının sayısı oldukça sınırlı.
Bu durum da doğal olarak Bora Başkan’ın işini kolaylaştırıyor. Bu tabloyu da not etmek gerekir.
Son olarak, Bora Başkan geçen iki yılda önemli tecrübeler kazandı. Bu tecrübeyle önündeki üç yılı en iyi şekilde değerlendirerek Silivri’ye kalıcı hizmetler kazandırmalıdır.
O zaman diyeceği “Oldu bu iş.”





