Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, Aralık ayı meclisinde görevde olduğu yaklaşık 2 yılı anlattı. Birçok hizmeti kürsüden açıkladı.
“Şunu yaptık bunu yaptık” şeklinde onlarca çalışmasını dile getirdi. Ben sözlerinden iki başlığı ayrı tutmak istiyorum: “Vicdan belediyeciliği” ve “İnsan belediyeciliği.”
Yani diyor ki Balcıoğlu, biz vidan belediyesiyiz, biz insan belediyeciliği yapıyoruz. Hemen soralım diğer başkanlar ne belediyeciliği yapıyordu? Ya da önceden Silivri Belediyesi ne belediyesiydi?
Bora başkanın söylemlerinde bu cevap var tabi ki, o da şu: “Bina belediyesi değiliz.”
Gayet ne anlatmak istediğini anlatan bir cümle. Ancak burada önceki başkanlara sorsak, “Siz bina belediyeciliği mi yaptınız sayın başkan” desek, muhtemelen cevap şu olurdu: “İnsanın ihtiyacı olan insana hizmet eden binalar yaptık. Yani insan belediyeciliği yaptık.. Adliye binası, belediye binası, hastane binası, spor salonu binası, kültür binaları insanların kullandığı yapılardır.”
Söyleyen ve cevaplayanların tartışmaları sabahlara kadar sürer. Aslında kimin ne söylediğinin, kimin ne anlatmak istediğinin herkes farkında.
Sayın Balcıoğlu, “insan ve vicdan” kavramlarını yan yana getiriyorsa, ben burada, başka bir deyişle “yoksulluk ve çaresizlik” gibi sosyal durumun da özetini haykırdığını yaklaşık 1 saatlik konuşmasından anlayabiliyorum.
Hayat, yıllar ve siyaset bize “çalışırken kaybetmenin” nasıl olduğunu, nedenleriyle birlikte gösterdi! AK Parti İstanbul’da, Cumhuriyet tarihinin en büyük işlerini yapmadı mı? En insana değer hizmetleri getirmedi mi? Peki nasıl kaybetti ve hala 2 seçimdir nasıl kazanamıyor?
Temel sorun “insan ve vicdan” kavramlarının arkasında mı saklı, yoksa siyasi tercihlerin, yani vatandaş oy kullanırken liderlerin “açık ya da gizli işbirlikleriyle” şekilleniyor olmasından mi kaynaklı? Hangisi? Hep yerelde konuşulan bir söz vardır. “Doğru aday değildi.” gibi laflar duyarız. Çok doğru bir örnek ama tek başına yeterli değil. Nasıl ki, Binali Yıldırım ve Murat Kurum gibi isimlerin Ekrem İmamoğlu karşısında yarış kaybetmesi, “doğru aday değil” örneğinden çok uzakta bir tespit kalır. Bakanlık yapmakla, hatta başbakanlık yapmakla, ilçe belediyesi yönetmek bir tutulabilir miydi? Burada adaydan ziyade şartlar devreye giriyor. Çünkü ittifaklar ve genel atmosferin etkisi seçimlere doğrudan yön vermiştir.
Sayın Balcıoğlu, yakın siyasi tarihi özellikle İstanbul ve Silivri özelinde iyi analiz etmiş. 5 yıllık görev süresinin ortalama % 33.5’lik kısmını dolduran Bora Başkan, kalan % 66.5’lik sürede “insan ve vicdan” merkezli bir belediye çalışması yapacak.
“Rakamların; asfaltın ve betonun ötesine geçtiği” mesajını verdiğine göre, sosyal ağırlıklı ilerlemeyi sürdürecek. Aslında doğru yolda. Kendisi de sık sık söylüyor. Bazı hizmetler kimsenin umurunda değil açıkçası. Geçen dönem yapıldı da ne oldu mesela? Vatandaş nazarında, siyasi partiler nazarında karşılık bulmuyor demek ki! Seçimlere yön veren başka unsurlar var onu söyleme çalışıyorum. Ama burada bir parantezi de açalım. Kentsel dönüşüm, deprem… Bu konular oyalanacak, zaman kazanılacak şeyler değil. Gerçekten “siyaset üstü” bir kavram etrafında toplanılması gerekiyorsa onlar bunlar olmalı.
Noktalayacak olursak, şuan da Balcıoğlu ne yaptığını ne yapacağını bile bir görüntü çiziyor. Siyaseten bir kaza yaşamadığı sürece, belediye yönetiminde zafiyet vermediği takdirde, duruşunu değiştirmediğinde, İlçe örgütüyle uyumlu siyaset geliştirdiği sürece, halk nazarında kendi puanını (kaybettikleri olsa bile) artıracaktır.



