Silivri Belediyesi Aralık ayı meclis toplantısının 1.oturumu yapıldı. 2025 yılının son ayı olması nedeniyle Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu yaptığı hizmetleri sıraladı. Bu konuyu tekrardan işlemek üzere kenara not alarak, AK Parti Grup Sözcüsü Celalettin Yazıcı’nın performansına değinmek istiyorum.
Sizler de açın canlı yayın kaydını izleyin. Yok izlemem diyorsanız vatandaş olarak Ocak meclisine gidin, Silivri’nin sorunları konuşulurken Celalettin Yazıcı’yı dikkatle takip edin.
Yazıcı’nın mecliste yaptığı konuşmalardan anlaşılıyor ki “dersine çalışarak” geliyor. Silivri’ye hâkim, siyasete hâkim, sorunlara hâkim, meclis yönetmeliğine hâkim. Kendisinin “teknik bir donanıma” sahip olduğunu konuşmasında anlıyorsunuz. AK Parti’yi de son derece taşıyabilen bir isim. Türkiye’de iktidar, yerelde muhalefet olan bir partinin sözcüsü olmak bunu gerektiriyorsa, onu da layıkıyla yerine getirenlerden birisi.
Sokağa çıkmış, vatandaşları ziyaret etmiş, talepleri toplamış ve mecliste bunları dile getiriyor Celalettin Yazıcı. Görevini en iyi şekilde yapmaya çalıştığını zaten kendisi söylüyor, performansını izleyenler de rahatlıkla anlayabiliyor. Dahası var. Mesela korkmuyor. Bora Balcıoğlu’nu çatır çatır eleştiriyor. Bir diğer muhalefet sözcüsü MHP’li Sultan Aşkın da bir şeyler söylüyor. Daha çok MHP iktidarındaki dönemle kıyaslama yöntemini tercih ediyor. Ama her meclis aşağı yukarı aynı konulardan oluşan bir muhalefet yürütüyor. (Biraz Volkan Yılmaz’ı örnek alsa daha farklı olabilir.) Ama Yazıcı öyle değil. Dosyası kabarık, eli dolu, siyasete ve sokağa hâkim.
Zaten Celalettin Yazıcı konuşurken, CHP sıralarından zaman zaman sesler yükseliyor. Planlı bir şekilde, konuşma hakimiyeti dağıtılarak “kısa kesmesi” isteniyor olabilir mi?
Çünkü Yazıcı’nın bu konuda sık sık ricada bulunması dikkatimi çekti. “Konuşmamı bölmeyin” diye ısrarla söylüyor. Ve konuşmasına devam ediyor Celalettin bey.
Yazıcı’nın karşılaştığı ilk değil, yeni değil ve son olacak gibi de değil! Bora Balcıoğlu’nun da CHP gurubunun da “beklemediği muhalefet” Yazıcı’dan geliyor! Her ne kadar yerelde örneğini göremesek de, siyaset ustaları ve mühendisleri genelde “en zayıf gördükleri ismin” kendilerine rakip olmasını isteyerek tartışma zemini hazırlar ve kamuoyunda gündemde tutarlar.
Yazıcı’nın siyasi kaderi ilerde nasıl şekillenir şuan bir şey söylemek için çok erken ama Meclis’te sergilediği duruş yabana atılacak bir duruş değil.
Yine bir başka söylem örneği. CHP’li meclis üyesi avukat Ender Unutan Ersözlü’ye verdiği cevapta kendinden emin olurken, mütevazılığı da elden bırakmayan, ama siyaset bilgisini de “ben buradayım” diyerek sunan bir Yazıcı’ya denk geliyorsunuz:
“…(Ersözlü’nün hakaret ettiniz iddiasına cevap veriyor) Ender hanım hakaret ettiğime yönelik ithamda bulunuyor. Böyle bir şey olduğunu düşünsem gururla özür dilerim. Böyle bir şeyden kaçacak değilim. ‘Teşbihte hata olmaz’ın anlamı nedir? Haksız olduğunuz halde beni suçluyorsunuz anlamındadır. Siz hukukçusunuz. Hiçbir hukukta hakaret anlamına gelmez. Hatta çok daha aşırılarını sizin siyaset önderleriniz neler neler söylüyor. 2 yıla yaklaşıyoruz, zaman zaman polemikler oluyor. Ama beni hakaretle suçlayan bir Allah’ın kulu yoktur. Varsa yüzleşirim. 2 yıldır sabrediyorum. Ben konuşurken insicam bozucu tepkiler veriliyor. Başkan konuşurken birçok şey söylüyor. Hiç bölüyor muyuz? Dinleyeceğiz, not alacağız, cevap vereceksiniz. Benim konuştuklarıma cevap bile vermiyorsunuz. Neden rahatsız oluyorsunuz? Burada düzenli bir konuşma yapmaya çalışıyoruz. Demokrasiyi getiren partiyiz diye övünüyorsunuz. Demokrasiye uygun davranmalısınız. Eğer ‘Teşbihte hata olmaz’ lafının bir hakaret içerdiğini gösteren kaynak bulursanız, beni de ikna ederseniz, ben ayrı ayrı hepinizden özür dilerim. Siz hukukçusunuz.”
Bu kez de Ender hanımın sözlerini hatırlayan Bora Başkana yönelik konuşuyor Celalettin Yazıcı:
“Evet 6 Aralık Özür Dileme Günü var dedim. Siyasetçiler özür dileyebilmeli dedim. Halkla karşı sorumlu olanlar, belediye başkanları ve meclis üyeleri gibi, şunları söyledik ama şundan dolayı yapamadık erdemini göstermelidir. En önemlisi bu. Halka verilen sözlerin yerine getirip getirilmediği konusunda bunu yapmalısınız bu anlamda söyledim.”
Aslında, meclisin sonlarına doğru AK Parti sözcüsü Celalettin Yazıcı, nasıl bir siyaset ahlakına sahip olduğunu şu sözlerle özetiyor:
“Bana bazen diyorlar ki ‘Bu işi çok ciddiye alıyorsun. El kaldır el indir’ diyorlar. Ben böyle bir şey yapamam bu benim tarzım değil. Büyük büyük güzel laflar yapıp gitmek en kolayı. Bilmediğim bir şey için sadece el kaldır el indir yapamam. Benim böyle bir tarzım yok.”
Bunu alışkanlık haline getirdiği için birçok kişi normal karşılayabilir. Ama öyle değil, öyle olmamalı. Hakkını teslim ettim defalarca. Bora Başkan’ın da söylemlerinde, “yapıcı eleştiri” diyerek Yazıcı’nın tarzından ve yorumundan memnun olduğunu görüyoruz.
Bu siyaset modeli Silivri’nin faydasına oluyor. Açık çek veriyor mesela “Bakanlıklar için proje getirin olmazsa yüzümüze vurun” gibisinden.
O yüzden bu meclisin konusu Yazıcı oldu bu satırlarda. Takipteyim…





