“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır”
Silivrispor Kulüp Başkanı Ümit Kalko, geçtiğimiz gün yaptığı basın toplantısında özellikle bu sözlere vurgu yaptı. Bilindiği üzere son günlerde ben dahil, tüm Silivri bu konuya kilitlenmiş durumda. Belediye Başkanı Özcan Işıklar’ın ısrarla “istifa et” dediği Ümit Kalko; “hayır etmiyorum” dedi.
Daha önceleri mahremiyetini koruyan bu iç savaş, artık aleniyete dökülerek resmen meydan muharebesi pozisyonunu aldı. Daha önce birkaç kez bu satırlardan yaşanan hadiseleri fırtına öncesi sessizlik şeklinde yorumladığımda şimdiye dikkat çekmiştim. Hatta şampiyonluk kutlamaları bu işin start düdüğü olacak demiştim.
Geçen hafta Cumartesi günü muhteşem bir şölenle Silivrispor’un şampiyonluk kutlamaları yapıldı. Binlerce vatandaşın katıldığı kutlamalarda 7’den 70’e herkesin dilinde aynı sözler vardı. Neydi o sözler? Şampiyon Silivrispor…
Tekrar ediyorum, Şampiyon Silivrispor!
Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi?
Geçen sene ligde kalsın diye hatim indirilen Silivrispor, bu sene şampiyon oldu. Bakıldığında eski yönetim ile yeni yönetim arasında öyle aman aman bir değişiklikte olmadı. Bir iki futbolcu takviyesi ve bir de Başkan!
Şimdi keramet futbolcu değişikliğinde mi? Yoksa Başkanda mı? Yoksa uğursuz olan tek İhsan Atun muydu?
Geçmişi çok irdeleyip, papağan gibi aynı konuları önünüze koymak istemiyorum fakat unutuyoruz! Unuttuğumuz hadiselerin hepimizin üzerinde kalıcı etkileri olduğu halde unutmak işimize mi geliyor anlamıyorum. Bizde kaba bir tabir vardır bilirsiniz; “Aynı b… farklı hela” diye... Bakın bu senaryo daha önce Mustafa Saral’a da yapıldı. Kapısına kilit vurulmak üzere olan bitmiş bir kulübü özür dilerim ama Sayın Saral’a kakalayanlar, borçları ödettiler, kulübü ayağa kaldırttılar daha sonra senle işimiz bitti şeklinde çeşitli entrikalarla adamı en sonunda çileden çıkarttırıp, bırakmasına vesile oldular.
Saral, takımı hem zirvede hem de borçsuz şekilde İhsan Atun’a devrettikten sonra ne oldu? Borç trilyonlara dayandı, itibarı sıfıra düştü, ligde dibe vurdu ve az kalsın amatör lige düşüyordu. Baktılar gidiş hat kötü, dediler ki bizim bu cenazeyi kaldırmak için bir deliye daha ihtiyacımız var. Önceleri birkaç deli buldular. Hem de öyle özel lobilerde yemekli resmi organizasyonlar tertiplenerek filan değil, telefonda pazarladılar kulübü!
İsteyen internette halen bu pazarlık kayıtlarını dinleyebilir. Kime vereceklerini şaşırdıkları bir anda akıllarına farklı bir deli geldi. Kim o deli? Tabi ki Ümit Kalko! O dönemi çok iyi hatırlayan ve sürecin ne şekilde ilerlediğini iyi bilenlerden birisi olduğum için açık ve net söyleyebilirim ki resmen yalvardılar. Kahvaltılı toplantı, yemekli toplantı derken bir şekilde anlaşılarak Kalko’nun kulübü almasını sağladılar. O zaman Sayın Kalko’ya da söylediğim için şimdide söylemekten sıkıntı duymayacağım. Resmen bir enkaz devralarak ciddi bir risk üstlenen Kalko’nun yönetimi neredeyse olduğu gibi Özcan Işıklar’a biat edenlerden oluşuyordu. Kendi partisinin rozetini taşıyan meclis üyelerinden bile yönetime sokarak adeta “davul sende ama tokmak bende” demişti baştan!
İşte bugün bu yaşanan hadiselerin aslında öyle aptalca, saçma salak sebeplerden ötürü çıktığını savunanlar sadece kendilerini kandırıyorlar. Kıvırmaya hiç gerek yok güzel kardeşim! Plan aynen buydu… Paralı bir deli bul, borçları ödet, sömür sonrada sudan sebeplerle gönder gitsin! Kalko’ya bulunan kılıfa bakar mısınız? Siyasette yükselmek için basamak olarak kullanıyormuş kulübü… Nerden çıktı o ya?
"Olur mu abi adam futbolcu alıyor Erdoğan’ın resmi önünde poz veriyor. Teknik hoca getiriyor, Erdoğan’ın önünde poz veriyor. Bu adam Erdoğan’cı! Kesin 2019’da AK Parti’den Belediye Başkanı adayı olacak!"
Yani güler misin yoksa sabaha mı bırakırsın? Spor Kulübüne siyaset bulaşmışmış… Evet, bizde onu diyoruz zaten be kadam! Siyasetin bulaşmadığı yer kaldı mı ki sporda olmasın? CHP’li Özcan Işıklar’ın kankası olan İhsan Atun, CHP’li değil miydi?
Elinde CHP bayrakları ile mitinglerde en önde değil miydi? Aynı şekilde şu anda Kalko’nun yönetimden iki gündür çatır çatır istifa eden Süleyman Gençoğlu, CHP’li hatta eşi Saadet Gençoğlu’da CHP’den meclis üyesi değil mi? Yavuz Dirik, Tuncay Kamburoğlu, Raşit Yağcıoğlu, Yusuf Temel bunlar ne? Devam ediyorum, Zafer Bıyıklı, Arzu Yalçınkaya bunlar CHP’li meclis üyeleri değil mi? Silivrispor CHP’nin arka bahçesi olmuş efendim spora siyaset bulaşmışmış...
Şimdi bu kadar CHP’linin olduğu bir kulüpte Ümit Kalko’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın fotoğrafı önünde poz vermesi haliyle mide bulandırdı değil mi? Karın ağrınız aslında bu! Dibine kadar siyasetin içinde olan bir spor kulübünde aslında problem Ümit Kalko’nun Erdoğan’a olan ilgi ve alakasıdır.
Tabi açıktan bunu dillendirmek yerine efendim: “Hoca değişti Özcan beye sormadı, futbolcu aldı Özcan Başkana haber vermedi, Belediye başkanını yok sayıyor” şeklinde salakça sebepleri de peşi sıra dillendirerek aklınız sıra işgüzarlık yapıyorsunuz! Sonuç odaklı yaklaşmak yerine siyasi ideolojilerinizin hırsına yenik düşerek, Silivri’ye yapılacak en büyük ayıbı işliyorsunuz! Kazanılmış böylesine güzel bir başarıyı hunharca katleden bir Belediye Başkanı ve aveneleri tarihin tozlu sayfalarında hiçbir zaman hoş bir seda ile yad edilmeyecektir.
Böylesine bir tezgahın içinde yer alacak kadar hepinizin gözünü karartan neydi?
Silivri’yi ve Silivrispor’u çok sevmeniz mi?
Silivrispor’u ve Silivri’yi sevmeyen tek kişi Ümit Kalko muydu?
Haksızlık ediyorsunuz ey ahali! Bunun vebali ağırdır.
Sev yada sevme 30 yıllık bir hasreti bitirmiş bir adama, üstelik başarılı bir adama “babanızın katili” gibi saldırmanızın hiçbir geçerli nedeni olamaz! Bu adam hırsız mı? Bu adam yolsuzluk mu yaptı? Bu adam namusunuza göz mü dikti? Nedir bu kin ve nefretinizin tükenmek bilmeyen enerjisi yahu!
Koskoca Belediye Başkanı işini gücünü bıraktı, yönetime bir taraftan, yedek üyelere bir taraftan hatta tüm üyelere bir taraftan tek tek görüşerek "ya karşımda olun ya da yanımda" diyerek tehdit ediyor. Allah selamet versin ne diyeyim… Kalın Sağlıcakla...





