İbrahim Tatlıses…
Bu ülkede “İmparator” denildiğinde başka bir isim düşünmek bile zor. Bu unvan ona birilerinin lütfu değil; halkın sevgisinin, yılların emeğinin ve Allah vergisi bir sesin karşılığıdır. Zirveye taşınmış bir isimdir ve o zirve, bu milletin gönlünde hâlâ durmaktadır.
İbrahim Tatlıses’i yalnızca bir sanatçı olarak anlatmak eksik kalır. O, bir dönemdir. Bir kuşağın hafızasıdır. Kimi zaman bir acının sesi, kimi zaman bir sevdanın tercümanıdır. Anadolu’nun en yalın duygularını alıp, milyonların kalbine taşıyabilmiş nadir isimlerdendir.
Geçirdiği onca fırtınaya, özel hayatındaki tartışmalara, iniş çıkışlara rağmen; İbrahim Tatlıses adı hâlâ büyüktür. Ancak herkesin kabul etmesi gereken bir gerçek var: O talihsiz silahlı saldırı, sadece bir insanı değil, bir dönemi de derinden yaraladı.
Uzun süre sahnelere veda etti. Ardından “İbo Show” ile yeniden “merhaba” dediğinde, bu dönüş yalnızca bir televizyon programı değildi. Bir hafızanın yeniden canlanmasıydı. O an hepimiz sevindik. Çünkü o ses, bize çocukluğumuzu, gençliğimizi, kaybettiklerimizi ve unutmamak istediklerimizi hatırlatıyordu.
Ama son zamanlarda sahne performanslarını izlerken içimde iki duygu birden oluşuyor:
Hem üzülüyorum, hem de kızıyorum.
Kızgınlığım İbrahim Tatlıses’e değil. Onu hâlâ sahneye çıkmaya teşvik edenlere…
Üzüntüm ise çok daha derin. Çünkü bir efsanenin, kendi mirasına gölge düşürmesini izlemek kolay değil. Bazı hikâyeler vardır; uzadıkça büyümez, yıpranır. Ve bazı vedalar vardır; zamanında yapılırsa, unutulmaz olur.
Ben, İbrahim Tatlıses’in kariyerinin zirvede kalmasını isteyenlerdenim. Onu güçlü sesiyle, unutulmaz şarkılarıyla, sahne hâkimiyetiyle, “İbo Show” günleriyle hatırlamak isterim. Ama her sahnesinden sonra sosyal medyaya düşen görüntüler, açık söyleyeyim; beni gerçekten yaralıyor. Çünkü o görüntüler, bir dönemi değil; sadece bugünü anlatıyor.
Belki artık bir jübile zamanı gelmiştir.
Belki artık sahnelere veda etmek, bu büyük hikâyeyi en doğru yerden noktalamaktır. Çünkü gerçek büyüklük, ne zaman duracağını bilmektir.
Hayat bize şunu defalarca öğretti:
Kefenin cebi yok.
Geriye kalan tek şey, nasıl hatırlandığımızdır.
Bu sözleri bir eleştiri olarak değil, bir rica olarak yazıyorum. Onu ve müziğini seven biri olarak…
Beni yakından tanıyanlar bilir; ben de zaman zaman sahneye çıkan, sahnenin ne demek olduğunu bilen biriyim. O yüzden bu çağrım yargı değil, samimiyettir.
İbrahim Tatlıses, bu ülke seni zirvede sevdi.
Ve inanıyorum ki, sana yakışan da zirvede veda etmektir.





