Silivri otogar bölgesi viyadük projesinde çalışmalar tamamlanır tamamlanmaz, bu kez sosyal medyada bir tartışma başladı: “Burayı kim yaptı?” Elinizin körü, bu mu dert oldu şimdi! Çok önemseniyor sanki yapanın kim olduğu da, kahramanı arıyorlar!
Hadi yine iyisiniz. Ben biliyorum da, benden duyun bayi: Ulaştırma Bakanlığı’nın kurumu olan Karayolları Genel Müdürlüğü. O da nasıl olmuş, Bakan rüyasında görmüş ki, “Yahu gidip Silivri’ye bir viyadük düzenlemesi yapalım, yazık günah insanlar perişan oluyor” diye düşünmüş.
Belki de bir gün Silivri semalarından helikopterle geçerken, aşağı bakıp “Arkadaşlar bu araçlar neden duruyor, böyle trafik kaosu olur mu. Derhal bir geçit ve viyadük yapın Silivri’ye” demiştir!
Yok anam yok, ikisi de değil. Ne bir rüya, ne bir kuşbakışı!
Ben sürecin başlangıç kısmını hatırlıyorum. Hatta 12.12.2022 tarihinde, neredeyse 3 yıl olmuş sosyal medya hesabımdan bir paylaşım yapmışım. (Yazı sonunda)
Önce o işin adını bir hatırlayalım: “Kınalı-Büyükçekmece Arası Devlet Yolu Projesi.”
Ancak sizi biraz daha geriye yani 6 yıl öncesine götürmek istiyorum.
Eğer bir hak ve adaletten bahsedeceksek, onu en başta söylemek mecburiyetindeyim.
Ki vicdanıma ve inancıma halel gelmesin.
6 yıl önce, 2019 yerel seçimleri yapılmadan önce, bu sorunu çözme vaadinde bulunan isim, o dönemin adaylarından Volkan Yılmaz’dı. Ne diyordu meydanlarda, “Seçilirsem şehri Berlin Duvarı gibi ikiye bölen geçiş sorununu çözeceğim.”
(Burada bir parantez açayım, bu sorunu sadece Yılmaz bulmadı. Şehrin kronik sorunu olduğundan 2014 yılında İBB adaylarıyla birlikte Silivri’nin kazanılması halinde Özcan Işıklar ve Tahir Sert’te söylemişti.)
Şimdi, büyük bütçeli işler kimi zaman parti ayrımı gözetmeksizin öncelik alır. Sorduğum birkaç teknik isim “yerine, zamanına, sorunun büyüklüğüne ve finansman durumuna göre değişir” diyor. Son 15 yılı en büyük sorunlarından birisi belediye konutları altgeçidin tıkanması, etrafında trafik kaosu yaşanması ve otogar bölgesindeki trafik çilesiydi. Her gün lanet ediyorduk!
2019 yılında Volkan Yılmaz seçilince, işte bu talep bizzat Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a iletildi. Ne zaman iletildi? Sayın Erdoğan’ın Silivri Belediyesini ziyaret ettiği 8 Mart 2020 tarihinde! Kim söyledi? Volkan Yılmaz…
Bana kalırsa Silivri viyadük ve otogar kavşak projesinin hikayesi özetle budur.
AK Parti İlçe Başkanlığının, meclis üyelerinin, bölge milletvekillerinin destekleri olmuş olabilir ama en önemli detay Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimat vermesidir. Sayın Erdoğan talimat vermeseydi, kimse kusura bakmasın gerçekten siyasiler hayal görürdü. 2024’ün, 2029’ün seçim sözü olarak broşürlerde görmeye devam ederdik. Merkezdeki viyadük geçişinin çevre düzenlemesi de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait. Onu da Balcıoğlu istemiş, bizzat İmamoğlu talimat vermiştir. 2.etapta Sami Barlas takibi elden bırakmamıştır.
Bu arada, Vega önünde başka bir sorun ortaya çıktı. Karşıdan karşıya geçiş mayınlı arazi gibi. Araçlar durmuyor, yayaya öncelik yok, ışıklandırma noktaları plansız, trafik akışı düzensiz! Birçok kez kaza meydana geldi. Vatandaşlarda her an çarptı çarpacak endişesi var. İBB ve Silivri Belediyesi geçen seneden beri uğraş içerisinde. Şimdi yeni düzenlemeler yapılıyor. Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu’nun yakından ilgilendiğini biliyorum. Bu konuyu en başından beri dert edindiğini görüyoruz. Vega AVM’nin yanındaki yolun kapatılması gerektiği çözüm önerileri arasında. Kaymakamlık önündeki kapalı yolun açılması, dönüş sirkülasyonunu sağlayabilir. İnşallah etkili olur.
Konu konuyu açıyor, konu dağılıyor. “Bu projeyi kim yaptı?” sorusuna tekrar dönecek olursak, milletin parasıyla yapıldı, “millet yaptı” aslında ama makamlarda siyasiler oturunca iş onlara mal ediliyor. Millet adına bu işleri siyasiler çözüme kavuşturduğu için, gerçekten emek verenleri unutmamak gerekiyor. Açılış programı düzenlenmeli, AK Parti Silivri bir pankart açarak Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a, Ulaştırma Bakanlığına, Karayollarına, Volkan Yılmaz’a, Cumhur İttifakına, emeği geçen herkese teşekkür etmelidir.
Siyasilerin kulağına küpe olacak Şems-i Tebrizi’nin bir sözüyle noktalıyorum: “Ayağında diken yarası olmayan, sinesine gül kokusu süremez.”





