Silivri son günlerde yine hareketli…
Çanta Mahallesi’nde yapımı devam eden Boğaziçi Çimento Öğütme Tesisi, kamuoyunda ve sosyal medyada tartışmaların merkezine oturdu. “Çimento fabrikası kuruluyor, doğa katledilecek, hava kirlenecek” söylemleri, bazı çevrelerce yüksek sesle dile getiriliyor.
Oysa işin aslında başka bir boyutu var. Boğaziçi Beton yetkilileri, “Burası bir çimento fabrikası değildir” diyerek, birilerinin özellikle ifade ettiği bu yanlış söylemi net biçimde düzeltiyor.
“Büyükçekmece’deki çimento fabrikası olacak” diye iddiada bulunanlara da “Asla mümkün değil, hayır” diyerek yalanlıyorlar. Nasıl? Teknik bilgilerle, teknik verilerle.
Üstelik; tesisin doğaya, yeraltı sularına, tarım arazilerine zarar verecek hiçbir katı, sıvı ya da gaz atığının olmayacağı özellikle vurgulanıyor. Çevreye zararlı baca dumanlarıyla bilinen klasik fabrikalarla kıyaslamak ise tamamen yanlış.
RESMİ İZİNLER ALINMIŞ
Çanta’da yapılan bu tesise karşı çıkanların en sık dillendirdiği konu çevresel kaygılar. Elbette çevre hassasiyeti önemlidir, eleştiri de demokrasinin olmazsa olmazıdır. Ancak eleştiri, hakkaniyetli ve bilgiye dayalı olmalıdır. Boğaziçi Beton, tüm resmi izinlerini almış, ÇED sürecinden geçmiş, ilgili kurumların denetimine açık bir şirket. Üstelik Silivri Belediyesi ruhsat verirken zaten şerh koymuş; yani denetimler, kontroller yapılacak. Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu garanti veriyor ve diyor ki, “Eğer doğaya karşı bir zarar görürsek, belirtilen faaliyetin dışına çıkılırsa, müdahale ederiz.”
Kaldı ki Bora bey, CHP’li bir belediye başkanı. CHP’nin bu konulardaki tutumunu, tavrını ya da hassasiyetini bilmeyen yoktur heralde!
Hal böyleyken hâlâ “bacası tütecek fabrika” algısı yaratmak, tabiri caizse öküzün altında buzağı aramak değil mi?
Boğaziçi Beton Sahibi’nin kim olduğunu internette yazınca bile çıkıyor.
Abdurrahim Zengin ve ekibi, yıllardır İstanbul’un dört bir yanında üretim yapan, pek çok mega projeye imza atmış bir firma yönetiyor. Hazır beton sektöründe sadece İstanbul’da 23 lokasyonda faaliyet gösteriyorlar.
Kolay yetişmeyen iş insanlarını, her yatırımı “zarar” gibi göstermek, “vurun abalıya” mantığıyla hareket etmek kime ne kazandırır?
YEŞİL VURGUSU VAR
Şirket, tesisin %35-40’ını ağaçlandırma ve yeşil alan olarak planlıyor. Enerji ihtiyacını da güneş panelleri ile karşılamayı hedefliyor. Yani çevre hassasiyeti yalnızca sözde değil, projede somut karşılığını buluyor.
SON SÖZ
Evet, eleştiriler olsun, sorular sorulsun. Ama doğruyu da eğip bükmeden söylemek gerek: Boğaziçi’nin Silivri’ye kurduğu tesis, çevreyi kirletecek bir “çimento fabrikası” değildir. Aksine çevreye zararı olmayan, denetimlere açık, ekonomiye katkı sağlayacak bir yatırımdır.
Yanlış algılarla iş dünyasının önünü kesmek, hem ilçemizin hem ülkemizin kaybı olacaktır.






