Bu soruyu cevaplamak aslında çok kolay ancak, kolay olana kadarki zorlukların aşaması nasıl geçildi, yani bugünlere nasıl gelindi, sebepler neydi, birkaç kelam etmekte bir beis görmüyorum.
Zira günümüzde birçok kişi, toplumun farklı kesimlerinde kendini görünmez hissettiğinde, adaletin bazen yetersiz kaldığı anlarda, bir vicdan sesi arıyor. İşte bu boşluğu doldurmaya çalışan, (belki de dolduran) nadir isimlerden biri de Reis Sedat Peker.
Belki kızanlar, belki küsenler, belki de sayıları az olsa da kıyameti koparanlar olacaktır ama söyleyeceklerim toplumun büyük kesiminde kabul gören duygulardır.
Tedavi bekleyen çocuklara, kurbanlık et ya da bayramlık kıyafet bekleyen ihtiyaç sahiplerine, milli sporculara, şehit ve gazi ailelerine el uzatması, destek vermesi, daha bilmediğimiz birçok hayır işinde pay sahibi olmasıyla, toplumun gözünde bir iyilik figürü olarak yer edinmedi mi Reis Sedat Peker?
Ancak onun gerçek etkisi, toplumun adalet beklentisinin gündeme geldiği hatta ulaşamadığı noktalarda ortaya koyduğu duruş ve hareketlerde saklı bana kalırsa.
Sedat Peker’in duruşları, eylemleri, söylemleri, tavırları, bizi otomatik olarak tarihimizin derinliklerine götürüyor.
Çünkü toplumlar, adaletsizliğe karşı çıkan ve mağdurun yanında duran kahraman figürlere her zaman saygı ve ihtiyaç duymuştur.
Tarihe nereden ve hangi yönden baktığımız da çok önemli. Önemli; ya bir suçlu, ya bir hain, ya bir kahramansın…
Mesela Köroğlu… Zalim beylere ve haksız yöneticilere karşı dağlarda bir kahraman olarak parlamıştı. Zenginden alıp fakire veren bu eşkıya (!), halkın umudu, adaletin temsilcisi olmuştu. Çünkü onun mücadelesi kişisel intikam değildi ve toplumdaki adaletsizliğe bir başkaldırıydı.
Mesela Dadaloğlu… Özellikle sistemsel baskılarına karşı sazıyla ve şiiriyle direnmiş, halkının özgürlüğü için mücadele etmişti. “Ferman padişahınsa dağlar bizimdir!” diyerek adaletin devlet fermanlarından değil halkın vicdanından doğduğunu haykırmıştı.
Kabul edersin veya etmezsin, kahraman bu milletin kahramanı.
Her iki isim de içinde yaşadıkları dönemde devletin ulaşamadığı adalet idealini, halkın içinde yaşatarak efsaneleşmişler.
Bugün Reis Sedat Peker’in, kimi zaman Köroğlu’nun kimi zaman Dadaloğlu’nun modern bir yansıması gibi algılanması çok normal.
Eğer bir kategori yapılacaksa, sağcısı solcusu farketmez, devlette bazı mekanizmaların bazen yavaş ya da tıkandığı noktalarda, maddi ve manevi destekleriyle, duruşuyla ve sosyal medya aracılığıyla sesini duyurmasıyla geniş kitlelere ulaşabilen bir etkiye sahip.
Onun kamuoyunda yarattığı etkiler, yaptığı sosyal yardımlar, toplumsal konulardaki hamleleri; tarih boyunca halkın ihtiyaç duyduğu konuların günümüzdeki bir tezahürü olarak okunabilir.
Elbette aralarında büyük farklar var; Peker’in yöntemleri ve geçmişte topluma sunulan hali tartışmalı olabilir. Ancak onun etrafında şekillenen destekler ve beklentiler, toplumun “adalet” kavramına duyduğu açlığı gösteriyor.
Allah aşkına, sosyal medyaya düşen ve bir zalimliğe tanık olduğunuzda, toplumun adalet beklentisi için “Neredesin Sedat Peker” veya “Yetiş Reis” yorumları yapmıyor mu?
Çünkü bugünün Türkiyesi’nde beklenti, yüreklere su serpilme arzusudur. Bazı olaylara tanık oluyoruz ki, vicdan kabul etmiyor.
Köroğlu’nun, Dadaloğlu’nun, Reis Sedat Peker gibi figürlerin ortak noktası, halkın adalet arayışında bir nevi “temsilci” olmalarıdır. Çünkü mazlumun sesi olunması, bazen toplum için bir güvenceye dönüşebiliyor.
Elbette adaletin gerçek anlamda sağlanması, hukukun üstünlüğü ile mümkündür. Biliyoruz ki en büyük güç devlettir.
Ancak halkın vicdanında yankılanan bazı kahramanlık hareketleri, tarih boyunca kendini göstermeyi başarabilmiştir. Robin Hood gibi yabancı karakterleri reddediyorum ve kendi hikayelerimizin kahramanlarını yenileriyle birlikte on yıllar sonra anlatacağımızı tekrar vurguluyorum…
Bugün toplum olarak, adaletin sağlanması için tüm seslere kulak vermek, eksikleri görmek ve gerçek anlamda eşitliği tesis etmek gerekiyor.
Çünkü tarih göstermiştir ki, toplumların adalet arayışı ve vicdanların sesi hiçbir zaman sönmez; sadece farklı şekillerde yankılanır.




