Son günlerde Silivri kamuoyunda, özellikle esnaflarımızın sosyal medyada dile getirdiği şikâyetler gündemde. Masaların kaldırılması, cezaların kesilmesi, denetimlerin sert bulunması…
Haksızlıklar olabilir, ölçüsüz uygulamalar da yaşanabilir. Bu noktada kimsenin itirazı yok. Ancak tek taraflı bakışla sadece “zabıta kötü” demek de haksızlık olur.
Unutmayalım ki; zabıta belediye teşkilatının uygulayıcı gücüdür. Kanunlar, yönetmelikler, genelgeler ve emirler çerçevesinde hareket eder.
Sigara yasağı gelir, denetler.
Kaçak yapı yapılır, müdahale eder.
Kaldırım işgali olur, kaldırır.
Ruhsatsız işletme açılır, mühürler.
Yani aslında zabıta, “kötü polis” değil, kanunun uygulayıcısıdır.
Asıl olan düzeni, kamu yararını ve adaleti sağlamaktır.
Silivri Belediyesi Zabıta personelimizin, başta müdürleri olmak üzere birçoğu aynı zamanda S.A.K. (Silivri Arama Kurtarma Ekibi) üyesi ve AFAD ile koordineli çalışan gönüllülerdir. Memleketin her yeri yangın yeri; depremde, selde, yangında bu ekiplerin gayretlerini hep birlikte gördük. Böyle bir misyonu da omuzlayan insanlara, yalnızca görevlerini yaptıkları için yöneltilen ağır sözleri ne doğru buluyorum ne de vicdani.
Kaldı ki; o gün kaldırımlardan toplanan masa, sandalye ve şemsiyeler zabıta gittikten sonra yeniden yerine kondu. Demek ki mesele “esnaf düşmanlığı” değilmiş, değil mi?
Peki Çözüm Ne Olmalı?
Burada hem belediyeye hem esnafa düşen önemli görevler var.
Zabıta için: Denetimlerin daha ölçülü, esnafla diyalog içinde, “önce uyarı sonra yaptırım” mantığıyla yapılması gerekir. Çünkü yasalar yalnızca cezalandırma için değil, düzeni sağlamak için vardır.
Esnaf için: Kaldırım, yol ve kamuya ait alanlar herkesindir. Kamu hakkı, bireysel kazançtan daha değerlidir. Esnafımız da bu dengeyi gözetmeli, müşterisine hizmet sunarken toplumun ortak kullanım alanına da saygı göstermelidir.
Belediye için: Zabıtanın denetim yetkisini sertlikten uzak, çözüm odaklı bir şekilde kullanabilmesi için rehberlik, eğitim ve esnafa yönelik bilgilendirme toplantıları yapılabilir. Böylece hem kurallar hatırlatılır hem de “esnaf-dostu belediyecilik” anlayışı güçlenir.
Vatandaş için: Bizler de tüketici olarak tercih yaparken düzenli ve kurallara uyan işletmeleri desteklemeliyiz.
Çünkü kamu düzeni hepimizin sorumluluğudur.




