Silivri’de faaliyete giren ve ünü her geçen gün artarak devam eden bir turizm işletmesi var: Mola İstanbul… Silivri için bir tatil köyü konseptinden öte; vizyonun, cesaretin ve yatırım bilincinin bir sembolü.
Böylesine donanımlı bir tesisin Silivri’ye kazandırılması, hem ilçe turizmi hem de bölgenin ekonomik katma değeri açısından son derece anlamlı. Çünkü Silivri çoğu zaman cezaeviyle, yargı süreçleriyle veya ülkenin kritik davalarının “son durağı” olarak anılıyor.
Oysa bu şehir, tarımda, sanayide ve hatta ülke ekonomisine katkı noktasında ciddi bir potansiyele sahip.
Silivri; üretimiyle, toprağıyla, insanıyla ve her geçen gün gelişen altyapısıyla İstanbul’un batıya açılan güçlü kapısıdır.
Bu nedenle Mola İstanbul gibi yatırımlar, sadece ekonomik olarak görülmemeli, algısal bir değer dönüşümü de sağlıyor. “Silivri” adını artık cezaevi değil, nitelikli yatırımlar, turizm ve sosyal yaşam belirlemeye başlıyor.
Geçtiğimiz akşam, Mola İstanbul Genel Müdürü Cem Aslan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen özel bir programda, Silivri’deki basın mensuplarıyla birlikte tesisi enine boyuna tanıma fırsatım oldu.
Açık söylemek gerekirse; bu tesis Silivri’nin son yıllarda kazandığı en büyük ve en nitelikli yatırımlardan biri.
Oyun alanları, yüzme havuzları, hamam, sauna, macera parkuru, yürüyüş yolları, kafeler ve konaklama üniteleriyle adeta küçük bir şehir gibi.
Üstelik fiyat politikası da şaşırtıcı derecede ulaşılabilir. Konaklama ücretleri ortalama bir otel düzeyinde, yeme içme fiyatları ise herhangi bir şehir restoranından farksız.
Yani lüksü herkes için erişilebilir hale getiren bir anlayış var.
Benim favorim ise tartışmasız kongre salonu.
Modern mimarisi, ses düzeni ve sahne tasarımıyla müthiş bir atmosfer sunuyor. Burada konserler, tiyatrolar, stand-up gösterileri düzenleniyor…
Tıpkı geçtiğimiz akşam olduğu gibi.
O gece, yaklaşık 1000 kişilik kongre salonunda sahne alan Derya Uluğ, enerjisiyle herkesi büyüledi.
Basın mensuplarından Cem Güner ve Alparslan Ermiş’e sahneden esprili şekilde takılınca salonda kahkahalar yükseldi.
Görselliği, ışık sistemi ve sahne düzeniyle o konser, İstanbul’un merkezinde izlenebilecek organizasyonlara taş çıkaracak nitelikteydi.
Cem Aslan ve ekibini ayrıca tebrik etmek gerekir.
Hem profesyonel yönetim anlayışı hem de samimi ev sahipliğiyle Mola İstanbul, Silivri’nin ruhuna yakışan bir tesis olmuş.
Bu tür yatırımlar, ilçemizin değerine değer katıyor; hem bölge insanına istihdam sağlıyor hem de Silivri’nin marka algısını yukarı taşıyor.
Emin olun, Mola İstanbul birkaç yıl içinde tüm Türkiye’nin konuştuğu bir destinasyon haline gelecek.
Tıpkı 80’li ve 90’lı yıllarda adını ülke çapında duyuran Klassis Otel gibi…
Ama bence Mola İstanbul onu bile aşacak; çünkü bugünün dünyasında, “ulaşılabilir kalite” kazandırıyor.
Silivri için büyük bir kazanım.
Bu tesisi Silivri’ye, ülke ekonomisine, istihdama ve ülke turizmine kazandıran Makro İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ercan Uyan’a ve emeği geçen herkese kocaman teşekkürler.




