Yeni bir yıla merhaba diyeceğimiz bu son günlerin belki de en önemli yazısını kaleme alıyorum. Kurban olduğum rabbim nasip eyledi, bugün de üzerime farz olan sabah namazımı eda ettikten sonra ellerimi açarak duamda gönlümden geçeni sahibime ilettim: “Allah’ım, hakkımızda hayırlı olanı bizlere nasip et! Sen her şeyi en iyi bilen ve görensin. Senden hiçbir şeyi saklayamaz, asla gizleyemeyiz… Senin her şeye gücün yeter! Ol dersin ve oluverir. Sen beni, ailemi, sevdiklerimi, dost ve akrabalarımı velhasıl tüm mazlumları koruyup kolla yarabbi! Yaşadığım ilçemde güzel bir ömrü bana ve aileme tamamlamayı nasip et! Gayretine girdiğimiz tüm uğraşları hakkımızda hayırlı kıl. Amin!”
Evet, tıpkı duamda olduğu gibi, gayretine girdiğimiz her önemli uğraşlarımız bazen arzu ettiğimiz bazen de arzu etmediğimiz şekilde sonuçlanabiliyor. Sevindiğimiz durumların sonunda üzülme olasılığını da hesap ettiğimizde, aslında aradaki farkın sadece “hayırlı olan” kısmını benimsediğimizde aslında hiçbir sorunun olmadığını görmüş olacağız. Neden? Çünkü iman etmenin gereksinimleri arsında bu önemli detayı kabul etmişsek ortada sorun olmadığını da çok çabuk kavrayabiliriz. Nasipten öte köy mü var, daha ötesini arıyoruz? Allah, bizlere yaşama hakkı vermiş, rızkımızı her gün ayrı ayrı veriyor, elimiz ayağımız sapasağlam, etrafımızda bizlere destek olacak nice dostlarımız var, e daha ne isteriz? Şükür etmek bizim, yani insanoğlunun mayasında var! Mayasında bozukluk olanlar dışında elhamdülillah hepimiz aynı yolun yolcuları olarak bu dünyadaki sınırlı vaktimizi hak ettiğimiz şekilde tamamlayarak ebediyen kalacağımız yere varacağız. Kısaca şu üç denklemi unutmayacağız! Sabır, şükür ve dua.
Hutbe gibi yazı olduğunun farkındayım ama bazen kalemin kılıçtan keskin olduğunu bu şekilde hatırlatmaktan başka elimden bir şey gelmiyor. Aslında yukarıda anlatmak istediklerimin kısa bir özetiydi şimdiki söyleyeceklerim.
Bilindiği gibi Mart 2019’da yapılacak olan mahalli idareler yani yerel seçimler için heyecanlı bir bekleyiş içerisinde olan partilerden biri AK Parti’ydi. Ve dün itibari ile nihai karar verildi. Silivri’de AK Parti’den aday adayı olan 9 isim, aylardır heyecanlı bir bekleyiş ile adeta dokuz doğurdu diyebilirim. Sürecin başından itibaren nedense bu isimlerin dışında sürekli “dışarıdan isimler” gündemi daha çok meşgul etti. Genel Merkezin sürekli “ithal bir aday” arayışı anlamsızlığını korurken, son iki isim üzerine değerlendirme yapıldığı hatta son güne kadar tek isimde mutabık kalındığı açıkça görünüyordu. Konuyu yakinen takip eden birisi olarak sonucun şaşkınlığını en az aday adayları kadar yaşadım. Ben işi hutbe vermeye kadar getirdiysem, onların iç dünyasında şu anda neler oluyor varın siz düşünün J Beklenmedik bu sonuç karşısında eminim tüm ilçe bu şaşkınlığı yaşadı. Birkaç gün daha süreceğini tahmin ettiğim bu sarsıntı halleri sonrasında eminim yerini sükûnete bırakacak. Hayat normale dönecek ve herkes Volkan Yılmaz ismini sahiplenmiş olacak!
AK Partili arkadaşların “Hakkımızda Hayırlısı” diyerek çıktıkları bu yolda bundan sonra yapması gereken tek önemli şeyin “Hayırlısı Buymuş” şeklinde tavır almasıdır. Ben öyle olacağına inanıyorum. Çünkü Cumhur İttifakı’nın maneviyatı bunu gerektiriyor. Sinan Erdem Spor Salonunda tarihi bir güne şahitlik ettiğimizi sakın unutmayalım! Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti adaylarının arasına alarak elini sıktığı, “Silivri’de adayım sensin” dediği Volkan Yılmaz’a bu saatten sonra var gücü ile destek olunmalı. Bu isim tüm elemelerden geçerek Erdoğan’ın önüne gelmiş ve eli kaldırılmış ise öyle kuru kuruya bir isim olmadığını kabul etmekte fayda var. Cumhur İttifakı bu memleketin sigortası ise bu ilçenin kaderini belirleyen sürecin de bana göre anahtarıdır. Yıllardır kapalı bir kutu gibi olan Silivri’de geriye dönüşü mümkün olmayan hatalara sebep vermemek için verilen bu kararın doğru olduğunu kabul ederek hareket etmeliyiz. Bakınız bu ilçede yaşayan 200 bine yakın insanın bundan sonraki 5 yılını şekillendirecek sürecin nefsi hissiyatlar ile heba olmamasını sağlamalıyız. Volkan Yılmaz ismi bu ilçede nerden geldi diyeceğimiz bir kişi değildir. Her sokağında, her mahallesinde, her köyünde tanınan ve bilinen bir yüzdür. Unutmayın! Ne olduğu, kim olduğu, nasıl olduğu belli olmayan “ithal” isimlerin ilçeye kaydırılmak istendiği günleri sakın aklınızdan çıkarmayın! Öyle olsaydı daha mı iyi olacaktı? Şu anda AK Parti’nin yapması gereken seçimi kazanma arzusunu hiç bozmadan tüm konsantresini önümüzdeki sürece vermesidir. Cumhur İttifakı bu seçimi kazanabilir. Halk hizmet bekliyor. Silivri’nin sokakları, caddeleri, köyleri, gencinden yaşlısına, erkeğinden kadınına her bireyin istek ve beklentileri var. AK Parti Silivri İlçe Başkanı Mutlu Bozoğlu bu sürecin komutanıdır. Ben inanıyorum ki masasında her daim gözünün önünde duran o anlamlı minyatürün hakkını teslim edecek. Silivri’yi kazanan komutan olarak tarihi bir sorumluluğu yerine getirecek. Her doğum sancılıdır. Bu günlere çok çetin mücadeleler vererek geldiğini ne sıkıntılar çektiğini ben çok iyi biliyorum. Bozoğlu, isminin hakkını vererek bu ilçeye “Zafer” “Mutlu”luğunu yaşatacaktır. Buradan Cumhur İttifakı’nın ortaklarına sesleniyorum. Hak davasında ayrı gayrı olmaz! Gayret bir, hedef bir, niyet halis olduğu müddetçe başarı muhakkak olacaktır. Bu süreçte şeytan boş durmayacak. Fitne bulduğu her delikten içeri sızmaya çalışacak ve amacına hizmet edecek. Ama dilde Kelamullah olduğu sürece elhamdülillah başaracağız… Volkan Yılmaz Silivri’ye hayırlı olsun.





