Kim ne derse desin, kıblesi kaymış bunların…
Bu tiplerde ki hava Genel Başkanları Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nda bile yok.
Gerçi bunlarla “Dünya lideri” bile başa çıkamadı.
Çakallık ruhlarına işlemiş…
Evirip kıvırmayı usta bir dansözden çok daha iyi yapıyorlar.
Dansöz sahne bulursa, düğün dernek, eğlence olursa, işinin gereğini yapıyor yani mesleği kıvırmak…
Bunların ise kimi mühendis, kimi mimar ama bir araştır. On parmaklarında on hüner var.
Parti rozeti yakalarında, kimisi meclis üyesi, kimisi ilçe yöneticisi ve hepsi de unvan sahibi.
İhaleden ihaleye koşuyorlar yani iş takibindeler.
İktidar budalası şımarık soytarı bunlar.
İşin en acı yanı yani en tuhafı ise ağızların da ‘vatan, millet, din, devlet.’
İnanın millet için hiçbir icraatları olmadığı gibi dini de kullanıyor bunlar.
Devlet için, zaten hiçbir şey yaptıkları yok. Sadece devletin içine çöreklenmiş, bazı menfaatperest bürokratları bulup, hileli ve usulsüz yollarla maddi menfaat sağlıyorlar.
Bana inanmıyorsanız, etrafınızda ki tanıdıklarınıza komşularınıza bir bakın.
Bu tiplerin on sene önceki maddi durumları ile şimdi ki durumlarını kendi gözlerinizle görün.
Çalışarak helalinden kazandıklarına siz inanıyorsanız, ben şimdiden hepsinden özür dilerim.
İyileri tenzih ederim elbette ama bu sözlerin çoğunu geçen gün hatırı sayılır yani üst düzey bir AK Partili dosttum söyledi.
“Partiyi bunlardan genel merkezde, il teşkilatı da temizleyemedi” dedi. Bende ‘çünkü balık baştan kopuyor’ dedim.
Bu adamlarla ilgili yerel basında her gün onlarca haber çıkıyor, il teşkilatı da genel merkezde bu haberleri görüyor ve okuyor.
İşte bu yüzden vatandaşlar arasında şöyle bir sohbet dolaşıyor, siz buna ‘dedikodu’ da deseniz “Buradan çaldıklarını yukarısı ile paylaşıyorlar ve bu durum yukarısının da işine geliyor…”
Hülasa demem o ki yukarısı göz yumduğu müddetçe aşağıda ki bu yılanlar, çıyanlar, bu hırsız tayfası da daha çok yamuk yapıyor.
Kısacası ‘vatan millet Sakarya edebiyatı yapıp, kendi kuralları içinde oyun oluyor. Küp doluyor, kervan yürüyor işte.
Bir de bu tipler, yaralı parmağa işemezler hatta ‘Sidiğin ilaç’ deseniz giderler, denizin ortasına işerler.
Bu dansözlerin bir diğer özellikleri de iki kelamlarından birisi işleri bozuktur, sıkıntı içinde yüzerler.
Deri koltuklarda otururlar, makam masaları, bir fukara için servet sayılacak parasal değerdedir. Eş dost yemek çay kahve fasılları, yetimhanenin bir aylık mutfak masrafıdır ama konuştur, dertlerini dinle hallerine acırsın hatta cebinde ki son kuruşu vermek istersin.
İçlerinde gerçek hizmet sevdalıları da var ama böyle dürüstlerinde siyasette gideceği yer en fazla seçimlerde afiş pankart asmak, için iki cadde üç sokak ötesidir.




