Elli beş yıllık ömrümde ilk defa böyle bir seçim atmosferi görüyorum. Hiçbir ruh yok ve heyecansız, zevksiz, keyifsiz bir seçim...
Siyasette haklı tabi, birkaç ay önce yaşadık heyecanımızı, şevkimizi ve zevkimizi orada bıraktık. Bana göre “Yeni Türkiye’nin” yeni bir siyasi akıma, yeni bir siyasi partiye ya da partilere ihtiyacı var!
Gerçi 7 Haziran 2015 seçimleri de zevksizdi, keyifsizdi ve heyecansızdı. Miting meydanlarında sadece liderler üzerine kurulu bir siyasi atışma vardı. Alanlar tıka basa dolu olsa bile gelenlerde ruh yoktu. Dikkatimi çeken tek şey Recep Tayyip Erdoğan. Uzun boylu, ağzı laf yapan adam vücut dilini iyi kullandığı gibi, yerel dili de çok iyi kullanıyor ve bir bağırıyor, bir şiir okuyor, alanı dolduran yüz binlerce AKP’li coşuyor. AK Parti’de Tayyip Bey’den başkası da alanlara hakim değil, yani Ahmet Davutoğlu sadece kağıt üzerinde genel başkan görünüyor. Fiiliyatta olmasa bile, maneviyatta Recep Tayyip Erdoğan halen partinin genel başkanı…
***
Yeni nesil CHP’liler altı oklarının anlamını bilmiyordu ve meydanları dolduranlar sloganlarını sadece laiklik, cumhuriyet üzerine kurgulamıştı ve bağırıyorlardı, “Türkiye laiktir laik kalacak…”
Diğer taraf yani MHP ve Ülkücü kuruluşlar ise, “Şehitler ölmez vatan bölünmez” diye bağırıyor. Alanı dolduran binlerce yeni nesil Ülkücü’ye sorsanız ‘dokuz ışık nedir’ diye başını gökyüzüne kaldırır, öğle vakti tepesinde yıldız arar…
Mesela Merhum Başbuğ Alpaslan Türkeş’li MHP ve Ülkü Ocakları yok artık ya da şöyle diyelim Ülkü Ocakları da var, MHP de var ama o salonları yırtarcasına meydanları doldurup taşıran, haykıran idealist ülkücü kitle yok artık. Rahmetli Necmettin Erbakan’lı bir milli görüşçüler ve sırası ile Refah Partililer, Fazilet Partililer, Saadet Partililer yok artık ve olsalar bile seslerini kendileri bile duymuyorlar…
***
Sizce CHP eski CHP mi? Nerede o kocaman yürekli sosyal demokrat, solcu gençlik. Rahmetli Bülent Ecevit’li hatta Deniz Baykal’lı CHP gözümün önünden hiç gitmiyor ki! Seksen öncesi ve sonrası tam karşı guruptan yani sağcı olmamıza rağmen birlikteliklerine hayran kalırdık ve kıskanırdık.
Kısacası çok tartışılması gereken bir konu olduğu için uzatmaya da hiç gerek yok. Bence ileriki yani bol vakitli günlerde detaylı yazarım ve tartışırız bu konuyu.
Şu bir gerçek ki bir eve, hatta iş yerine inandığı güvendiği liderin resmi asılmıyorsa millette bir sıkıntı var demektir. İşte bu yüzden seçimlere katılma oranı her geçen gün daha da aşağılara düşüyor ve hatta kararsız oylar o kadar çoğaldı ki bir tane “kararsızlar partisi” kurulsa tek başına iktidar olur.




