Birçoğunuzun malumu, son zamanlarda ciddi bir rahatsızlık geçiriyorum. Beylikdüzü Özel Kolan Hastanesi’nde başlayan tedavi sürecim, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde araştırmalarla birlikte devam ediyor. Hastalık nedenimle, gündemi sadece sevgili meslektaşlarımın haberlerinden, köşe yazılarından ve sosyal medyadan takip edebildim.
Bugün kendimi iyi hissettiğim için gazeteye geldim ve kendimi yormayacak bir şekilde gündemin içindeki yerimi alacağım inşallah.
***
Gündem; adaylar, aday adayları, ülkeyi kasıp kavuran 17 Aralık operasyonları derken, hareketli hem de çok hareketli bir ortam var. Ben ne kadarına yetişirim bilemiyorum ama en azından iyi koku alabiliyorum. Hislerimi de kullanarak kısmen de olsa işimi yaparım diye düşünüyorum.
Bunca yoğunluğun arasında 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlandı. Bölgemizde birçok kurum kuruluş gazetecileri unutmadı. Kimisi çiçek gönderdi, kimisi telefonla aradı kutladı, kimisi de eğlenceler düzenleyerek aklınca gazetecileri ödüllendirdi.
Böyle günlerde “eğlence” kısmını “bizim gazeteci dernekleri” yapsalar çok daha iyi olacak ama, bizde de öyle aktif dernek yok ki! İki derneğimiz var, ikisi de pasif. Çünkü ben ikisinde de başkan yardımcısıyım. Benim olduğum yerde hareket olmuyor demek ki!
Arkadaşlardan ricam, beni yönetimden alsınlar ve en azından oralara işe yarayan adamları getirsinler…
Bazı belediyeler gazetecilere “yemek” ikramında bulundular. Alkolün su gibi içildiği gecelerde, eğlencelerin suyu çıktı; kafayı bulan eline mikrofonu aldı, saçma sapan konuşmalar yaptı. Ve kimisi de kendini piste attı, oynadı. Adına eğlenmek dediğimiz, günü kutlamak dediğimiz etkinlikte, içimizde ne varsa dışa vurduk. Yani demem o ki; siyasetçiler iki duble alkolle bizi dünya aleme rezil etti ama, bunun kimse farkında olmadı...
***
Yukarıda söylediğim gibi, işin eğlence kısmını en azından bizim dernekler yapsalar da siyasetçilerin oyununa gelmesek diye düşünüyorum. En azından kendimiz çalar, kendimiz oynarız. Siyasetçilerin de maskarası olmayız…
Adam üşenmeden yatağında yatan bendenizi arıyor; “İrfan falan kız amma oynuyor yaaa” diyor. “Falan kız” dediği, gazeteciliğe yeni başlamış bir kardeşimiz. Mesleğin ciddiyetini bile kavrayamadan, kendini eğlence ortamında bulan bir hevesli…
Kızın aklında hep bu kalacak: Siyasetçiler yemek ısmarlıyor, gazeteciler de yiyor, hatta yemek bir yana sarhoş olup oynuyor! Ondan sonra da bu kızdan gazetecilik bekleyin…
Burada kıza yoğunlaşmış gibi oldum ama, söz konusu olduğu için. Yoksa erkeklerimiz de maşallah kızlarımızdan aşağı kalmıyor. Kıvır kıvır, pisti yırtan çok erkeğimiz var.
***
Söz Gazeteciler Günü’nden açılmışken devam edelim.
Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar da bir gece tertip etmiş. Ve bu gecede almış eline mikrofonu “özgür basın”, “doğru basın”, “toplumun aynası, ışığı” vs. sayıp durmuş. (Bendenizle eleştiriyorum diye konuşmuyor)
Özcan Bey, konuşma yaparken geçtiğimiz aylarda yaşamını yitiren iki meslektaşım ve arkadaşım İlhan Uygun ile İsmail Güçlü’yü yâd etmiş. Fotoğraflarını arkasına alıp, saygı ve şükranlarını iletmiş.
Yahu bu kadar samimiyetsiz bir hareket olmaz. Bu kadar istismar edici bir üslup olamaz. Ölünce nasıl da kıymete biniyoruz…
Rahmetli İlhan sırf eleştiriyor diye günlerce konuşmadı. Hayatını kaybedince cenazesine gitti de helallik verdi. Hayattayken oralı olmayan Işıklar, bakıyorum da şimdi canım cicim görüntüsü vermeye çalışıyor. İsmail Güçlü’ye de aynısını yaptı. İsmail aylarca hastanede kaldı, soruyorum kaç kez yanına gidip; “Bir an önce sağlığına kavuşmanı diliyorum” dedi?
Maalesef o da ölünce kıymete bindi. Şimdi İlhan’la İsmail’i öve öve bitiremiyor. İyi de, bunları onlar hayattayken yapsaydın? Yapamaz, çünkü rahmetliler için şimdi söylediklerinde samimi değil. İstismar ediyor, gazeteciler günü üzerinden manipüle ediyor. Bak ben ölünce de bunları yapma. Ölümüze saygılı ol, vefalı ol, ama istismar etme lütfen…



