Hepiniz görmüş, duymuş ve tanıklık etmişsinizdir. Hemşeri dernekleri "beklenilen amaca" değil de, "istenilen hedef" için kullanılır. Bu yaşıma geldim, bizim Samsun Ladik Küpecikköyü Derneği'nden başka "rant peşinde" olmayan dernek görmedim. (Küçük çaptaki yöre derneklerini elbette tenzih ediyorum, onları ayrı tutuyorum.)
Gel gelelim şehir İstanbul olunca, affedersiniz işin içine ettiler. İstanbul demek "şöhret" demek, İstanbul demek "güç" demek, İstanbul demek "reklam" demek, İstanbul demek "para" demek..
İşte bu şehrin bazı kurnazları da, "hemşeri derneği" adı altında birtakım katakulliler yapıyor.
Memlekette dernek kurmak kadar kolay bir şey yok nasıl olsa, "7 kişi" biraraya geliyor, "Falancasının Bilmem Nesinin Şeysi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği" açıyor.
Çok ciddiyim, hepiniz biliyorsunuz ve hepiniz gördünüz. Hangi dernek başkanı yerel seçimlerde belediye meclis üyesi aday adayı ya da belediye başkan aday adayı olmuyor? Ya da başka bir mevki makama adaylık!..
Hadi aday olmalarını bir kenara bırakalım, başka zaman uzun uzun anlatırız. Aday olmayıp sadece "dernek başkanı" farz edelim. Şimdi bu dernekler nasıl rant kapısına dönüştü, nasıl cep doldurmaya dönüştü ve nasıl reklam aracına dönüştü söyleyeyim:
***
7 kişi bir araya gelir, dernek kurulur.. ve o yöre insanlarına çağrı yapılır: 'Dernek kurduk, yöremizi ve kültürümüzü yaşatacağız, bilinçli nesiller yetiştireceğiz, çocuklarımızı okullarda okutacağız, dar gelirlilere yardım eli uzatacağız, kimsesizlerin kimsesi olacağız' vs. diye devam ediyor...
Hatta kendi memleketimden örnek vereyim de yanlış anlaşılmasın: Samsunluları İstanbul'da söz sahibi yapacağız, Samsunluların birlikteliğini ve gücünü herkes görecek! Hiç bir Samsunlu sahipsiz kalmayacak...
Buna benzer sözleri devam ettirebilmek mümkün. İşte dernek yönetimi, başkanı ve ekibi, bu tip vaatlerle hemşerileri derneğe üye yaparlar, birkaç piknik, etkinlik, şölen ve tören gerçekleştirirler; sonra asıl iş başlar...
Belediyeden yer isterler, derneğe üyelerden aidat toplarlar, hemşerisi olan işadamlarından yardım parası talep ederler, bazı ihtiyaç ve talepleri birilerine itelerler. Şimdi diyeceksiniz bu bunlarda ne var? Hiçbir şey yok, çünkü dernekçiliğin gereği sosyal yardımlaşma ve dayanışmadır. Dernekçilik bir fedakarlıktır. Önemli olan kısmı buradan sonrası. Bu derneğin başkanı, birkaç yıl bu tür çalışmaları başarıyla devam ettirir. Hem hemşerilerinin takdirini, hem de onları arkasına alır.
Ve birkaç yıl sonra bu gücü kullanmaya başlar. Çünkü arkasında binlerce hemşerisi vardır.
Gel zaman git zaman meclis üyesi aday adayı, belediye başkan aday adayı ve milletvekili aday adayı ilan ederler kendilerini. Reklam yaparlar, para toplarlar, protokolde kendilerine üst makamlarda yer edinmek isterler. Bu, dernekçilik faaliyetlerinin "makam sevdası" kısmı. Bir de para yönü var...
Hele ki dernek başkanı inşaat firması sahibi, yani müteahhitse.. ya da inşaat mühendisi ve mimarsa..
Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere, dernekçilik ile birlikte edindiği hemşeri gücünü, kendi mesleki işlerinde kullanmaya başlar. İşini kolay görür ve işini kolay yaptırır. Çünkü o artık bir dernek yöneticisi ve arkasında binlerce hemşerisi var. Ardından gelsin paracıklar...
Silivri'de, Büyükçekmece'de, Beylikdüzü'nde, Esenyurt'ta ve Avcılar'da nelerini biliyorum ben hey gidi!.. Hemşeri dernekleri böyle olmamalı. Ama bakıyorum ki, masum memleketimizin masum insanlarını kullanarak kendilerine rant sağlayan insanlarla dolmuş dernekler...
Belediyeden iş kaparlar, belediyenin çeşitli birimlerinde işe başlarlar, imar ve fen işleri onlar için çok değerlidir.
Yöre insanlarına da bir çift sözüm var: Uyanık olun, kendinizi kullandırtmayın. Dernek başkanı ya da yöneticisi yaptığınız kişileri takip edin. Hatta bindikleri arabaları bile kontrol edin. Halihazırdaki işlerine devam ediyorsa amenna. Ama belediye ile sıkı fıkı olmuş, belediyeden çıkmayan, birimlerde çalışmaya başlamış kişilere de dikkat edin yeter...




