Ramazan, oruç, bayram derken genel seçimler de geldi geçti.
Türkiye Cumhuriyetinin ilk Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu. Bazıları halen “Cumhurbaşkanı” diyor ama Tayyip Bey bal gibide devlet başkanı.
İster sevin ister sevmeyin, Muharrem İnce’nin bile daha sayımlar bitmeden “Adam kazandı” dediği gibi...
Adam kazandı ve hem de çok açık ara kazandı.
AK Parti, MHP ve BBP dışındaki diğer, yani Cumhur ittifakına muhalif Millet ittifakı içinde yer alan veya almayan partiler “Biz nerede yanlış yaptık da Cumhur ittifakı kazandı” diye kafa yormadan, içlerinde kavgaya tutuştular.
25 Haziran sabahından başlayan kavgalar artık ayyuka çıktı ve yediden yetmişe her vatandaş bu kavgaları seyrediyor.
Muharrem İnce’nin sinsi, ince ince, dalga dalga ülkemin her köşesine yayılan taktikleri...
Meral Akşener’in hiç de İYİ olmayan “Ben artık yokum” gözdağları...
Gözdağı diyorum, çünkü benim tanıdığım Meral Akşener yerini ve koltuğunu sağlamlaştırmak için böyle bir yola başvurdu.
Bu blöf tutar mı? Tuttu bile.
Bir ay içinde olağanüstü kongreleri var.
Delege emrivaki Meral Akşener diyecek ve Sayın Akşener’de “İYİ bakalım çok ısrar ettiniz geleyim bari” diyecek.
Sonra mı?
Sonrası yok. İYİ niyetle kurmadılar ki partiyi ilelebet İYİ gitsinler!
****
AK Parti cephesinde ise durum öyle görüldüğü gibi çokta iç açıcı değil!
Lider yüzde 52 buçuk oy aldı, parti yüzde 41’lerde kaldı.
Üst üste ısrarla yazıyorum, tenkit ediyorum, özeleştiri yapın diyorum, ama kimseden çıt çıkmıyor. Çünkü bizi hiç kaale almıyorlar.
Belki de; “Bir yerel gazete ve gazeteci yazsa ne olur yazmasa ne olur” diyorlardır.
Böyle düşündüklerinden eminim çünkü burunları halen bir karış havada!
Bu kibir hiç hayra alamet değil de, ben üzülüyorum Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın emeklerine!
****
Bölge siyasetini çok iyi bilen AK Partili bir “ağabey” diyor ki; “Avcılar’da ilçe başkanlığı yapıp, hiç bir başarısı olmayan ve 2014 yerel seçimlerde ilçe başkanlığını bırakıp, belediye başkanlığına aday olup, açık ara seçim kaybeden bir kişiyi İstanbul gibi metropole il başkanı yapmanın mantığını anlayabilmiş değilim.”
***
24 Haziran seçimleri bitti. Sayın Başkan Tayyip Bey önce Azerbaycan, ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gitti. Yani çalışmalarına hiç ara vermeden devam ediyor. Teşkilatlar ne yapıyor?
Yaz tatilindeler!
Tatilde değillerse bile herkes kendi dalgasında.
Ne de olsa ceplerinde koskoca iktidar partisinin “tanıtım kartı” var.
O kart öyle bir kart ki her kapıyı ardına kadar açar.
Öyle de oluyor zaten.
Adalet Partisi hükmet oldu herkes “Demirelci”, CHP iktidar oldu herkes “Ecevit’i.”
1980 yılı, 12 Eylül ihtilal oldu herkes “Kenan Evrenci.” Anavatan Partisi iktidar oldu herkes “Özalcı.”
Merhum Erbakan, Başbakan olduğunda kendisi bile şaştı “Bu kadar hayranım var mıydı?” diye. Çünkü herkes sakal, bıraktı camiler doldu taştı!
Sonra Doğru Yol Partisi iktidar, herkes Sayın Çiller’in önünde secdeye durdu adeta!
İki lafı yan yana getiremeyen Mesut Yılmaz Başbakan oldu, yine herkes “Mesutçu...”
DSP, MHP, ANAP 57. Koalisyon Hükümetini kurdu ve herkes ülkücü oldu. İt kopuk yakasında Bozkurt rozeti ile gezmeye başladı. Herkes Ecevitçi, herkes Mesutçu, herkes Devlet Bahçeli hayranı oldu!
2002 yılında AK Parti kuruldu, seçim kazandı, hükümet oldu ve bu “herkes” dediklerim birden renk değiştirdi ve herkes AK Partili, hali ile herkes bir numaralı Recep Tayyip Erdoğancı oldu.
İşte bu RECEP TAYYİP ERDOĞAN’cılar halen partiye hakimler.
Allah muhafaza, Sayın Erdoğan’ın az ayağı tökezlese ben inanıyorum ki ilk tekmeye bu herkes dediklerim vuracak.
Arkadaşlar diyorlar ki “Biz liderimize bağlıyız, çok sadığız...”
Gardaşım siz eskiden de başka liderlere, partilere sadıktınız!
İşte bu sadakatin meyvesi ile bugün çok köşe döndünüz.
Neyse bugünlük bu kadar yeter. Önümüzdeki günlerde daha detaylı sohbete devam ederiz.



